K A R Ş I O Y
Sanık Polis Memuru hakkında, yerel mahkeme olan İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/287 Esas, 2020/111 sayılı Kararı ile maktullere karşı olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 21/2. maddeleri uygulanarak, iki kez 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Kararın istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2020/1047 Esas, 2022/1043 Karar sayılı kararı ile;
1.Sanığın maktul Magruba'ya yönelik olası kastla öldürme suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun CMK’nın 280/1-a. maddesi uyarınca Esastan Reddine,
2.Sanığın maktul ...'e yönelik olası kastla öldürme suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK’nın 280/1-g. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 62/1. maddeleri uygulanarak sanık hakkında doğrudan kastla öldürme suçundan 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
Kararın sanık vekili ve BAM C.Savcısı (sanığın eylemlerinin olası kastla öldürme olduğu) tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairemizin 02.11.2023 tarih,2022/11502 Esas, 2023/6738 sayılı kararı ile sanık polis memurunun maktullere karşı eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 87/4-2. cümle maddesinde düzenlenmiş bulunan“Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu belirtilerek kararın Bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma üzerine, dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi bozmaya uyarak, 05.02.2024 tarih, 2023/1807 Esas, 2024/244 sayılı kararında, sanık polis memurunun maktullere karşı eyleminin “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu belirtilerek, TCK'nın 87/4-2. Cümlesi, 62/1. maddeleri uygulanarak sanık hakkında 2 kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Kararın sanık müdafii ve katılan vekilince temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairemizin 12.02.2025 tarih, 2024/2880 Esas, 2025/1026 sayılı kararı ile sanık polis memurunun eyleminin “taksirle ölüme sebebiyet verme suçu” olduğu belirtilerek kararın yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozmasına uyularak İstanbul BAM 1. Ceza Dairesince verilen kararın “Onanmasına” karar verilmesi gerekirken “Yeniden bozulmasına” karar veren sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki gerekçeler ile muhalifiz. Şöyle ki;
21.05.2017 günü yapılan fuhuş baskını sırasında, maktul ...'nın fuhuş yaptığının tespit edildiği, maktul ...'in de operasyon sırasında evde bulunduğu, bunun üzerine başlatılan soruşturmada maktul ... ve arkadaşının sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslimine karar verildiği,
Maktul ...'in içerisinde bulunduğu, şoför ... ... tarafından kullanılan kiralık aracın maktul ...'nın emniyetteki işlemleri sırasında ekip otosunu takip ettiği, maktul ... ve arkadaşının başkaca sınır dışı edilecek kişilerle aynı araca binmek istememesi, taşkınlık çıkarması üzerine, polis memuru tanık ... Ç.'nin kullandığı ve polis memuru sanığın da bulunduğu ekipçe olayın yaşandığı polis karakoluna getirildikleri, araç içerisinde başka bir suçla ilgili yakalanan tanık ... Ö.'nün de bulunduğu, tanık ... Ç.'nin tanık ...'ı indirdiği sırada, içerisinde maktul ...'in bulunduğu aracın gelerek karakolun önünde durduğu,
Maktul ... ve arkadaşının da araçtan indikleri, maktul ...'nın yürürken birden çantasını yere atıp koşarak maktul ...'in sağ ön koltuğunda oturduğu aracın sağ arka koltuğuna bindiği ve aracın hareket ettiği, sanık Polis ...'ın "Dur" ihtarında bulunduğu, ancak aracın durmayarak hareketine devam ettiği, sanığın aracı durdurmak amacıyla arkasından 3-4 el ateş ettiği, mermilerin maktullerin kafasına ölümcül bölgelerine isabet ettiği ve olayın sonucunda maktul ...'in olay günü kaldırıldığı hastanede, maktul ...'nın ise olay tarihinden yaklaşık beş ay sonra yaşamını yitirdiği olayda;
T.C. Anayasasının 17. maddesinde "yaşam hakkının” güvence altına alındığı, bu hakkın istisnalarının yine Anayasanın 17/son. maddesinde düzenlendiği, bu istisna hallerinin; Meşru müdafa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi hali, bir tutuklu yada hükümlünün kaçmasının önlenmesi hali, bir ayaklanma veya isyanının bastırılması hali, olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumların, somut olayda uygulama yeri bulunmadığı,
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 16/7-c. maddesinde, “Zor ve Silah Kullanma” başlığı altında, “Polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Fuhuş yaptığı için sınır dışı edilecek olan maktul Magruba Arıpova'nın olay mahalline kadar ekip otosunu takip eden içerisinde arkadaşları ve maktul ...'in bulunduğu araca koşarak binmesi ve maktuller ile arkadaşlarının olay yerinden kaçmaya çalışmalarından ibaret eylemleri nedeniyle,henüz şüpheli durumunda bulunan sanık hakkında kanunen verilmiş bir yakalama emri ve kararı bulunmadığı ve polise karşı eylemli bir saldırısı ve direnişi de bulunmadığı dikkate alındığında, maktullerin kafalarından vurularak öldürülmek suretiyle yakalanmasını gerektirecek nitelikte, 2559 sayılı PVSK'nın 16. maddesi uyarınca silah kullanmayı gerektiren koşulların (zorunluluk ve ölçülülük) olayda oluşmadığı, bu nedenle olayda 5237 sayılı TCK'nın 24. maddesi kapsamında hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte sanığın, bilerek ve isteyerek maktulü durdurmak amacıyla arabaya ateş etmesi karşısında, maktullerin otopsi raporuna göre kafalarından vurulduğu belirlendiğinden, olayda zorunluluk ve ölçülülük kurallarına dikkat edilmediğinden, eyleminin TCK 27/1. maddesi kapsamında“taksirli olduğunun kabulü” de mümkün değildir.
Kolluk görevlisi olan sanık polisin “Dur” ihtarına rağmen araçla kaçan maktulleri durdurmak ve yakalamak amacıyla elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru bulundukları araca ateş etmesi sonucunda maktullerin yaralanabileceğini öngörüp kabullendiği, ortaya çıkan kastın öldürmeye değil yaralamaya yönelik olduğu, ancak sanığın ölüm sonucunu öngörüp kabullendiğine dair kesin bir delil de bulunmadığından, eylemin olası kasıtla işlendiğinin kabulü de mümkün değildir.
2559 sayılı PVSK'nın 16. maddesinde belirtilen “Silah kullanma” koşullarının(zorunluluk ve ölçülülük) gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer deliller göz önünde bulundurulduğunda, kaçmak isteyen maktulleri durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktullere isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü, ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği nedenle,
Sonuç olarak; Sanık Polis memurunun eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 87/4-2. maddesinde düzenlenmiş bulunan “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Yargıtay bozmasına uyularak İstanbul BAM 1. Ceza Dairesince verilen kararın “Onanmasına” karar verilmesi gerekirken, olayın TCK 27/1. maddesi kapsamında olduğunu belirterek“Yeniden bozulmasına” karar veren sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.