V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili; müvekkilinin görevine neden son verilmesi istendiğinin açıklanmadığını, husumetin tek tek merkez konseyin seçilmiş üyelerine isim ve soyadları belirtmek suretiyle yönetilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin zorunlu unsurları taşımadığını, ceza soruşturması dosyasına bir kısım belgelerin sunulmadığını, özetleme yapılmadığını, kendisinin adli tıp profesörü olması nedeniyle bilimsel açıklama yaptığını, ceza kararının kesinleşmemesinin beklenmediğini, terör örgütü propagandası yapmak suçunun Yargıtay, AYM ve AİHM kararlarıyla çerçevesi ve sınırları çizilen maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı Merkez Konseyi Başkanlığı vekili; taraf teşkilinin sağlanmadığını, davanın Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığına yönetilmesinin 6023 sayılı Kanunda aksine hüküm olmadığından bahisle hukuka uygun olduğu belirtilmişse de, adil yargılanma ilkesinin tümüyle ihlal edildiğini, Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan davada Savcının duruşmalara katılması gerektiğini, davaname ekinde dava konusuna ilişkin deliller sunulmadığını, neden uzmanlık bilgisine başvurulan TTB Başkanının sözlerinin her daim Kurulu bağladığının düşünüldüğünün somut olarak gerekçelendirilmediğini, ortada TTB Merkez Konseyinin kurul halinde yaptığı bir açıklama olmadığını, söz konusu ithamın örgütlenme özgürlüğü ile uyumlu olmadığını, ceza soruşturma dosyası ve kovuşturma dosyasında yer alan doğrulanmamış ve denetlenmemiş delillere dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gibi bu delillerin maddi olgu tespiti için hukuk mahkemesinde esas alınması halinde ceza dosyasının bekletici mesele yapılmamasının da hatalı olduğunu, Anayasa aykırılık iddiasının değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
3. Fer'i müdahale talep eden vekilleri; müvekkillerinin Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri olduklarını, taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, usul hükümlerine uygun taraf teşkilinin sağlanılması beklendiğinden müdahillik talebinde bulunulmadığını, bu talep için süre verilmediğini, kararın gerekçesinde bizzat veya kurul halinde yapılan hangi eylemi nedeniyle bu yaptırıma muhatap olduğu açıklanmadığını, adil yargılanma hakkıyla bağlantılı dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, 6023 sayılı Kanunun ek 2. maddesinde belirlenen koşulun gerçekleşmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen davaname ile 6023 sayılı Kanun'un ek 2. maddesi uyarınca TTB'nin merkez konseyi ile merkez konseyi başkanının görevden alınması ve yerlerine yenilerinin seçilmesi istemine ilişkindir.
1. 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun ek 2. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları; “(Değişik fıkra: 18.06.1997-4276 s. Y. m.10) Amaçları dışında faaliyet gösteren Türk Tabipleri Birliğinin merkez ve tabip odalarındaki sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Sağlık Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir ve dava en geç üç ay içinde sonuçlandırılır.
Mahkemece ikinci fıkrada yazılı organların görevlerine son verilmesi halinde kararda ayrıca görevlerine son verilen organları bu Kanunda yazılı usullere göre seçecek organları toplamak üzere Merkez Konseyi için Büyük Kongre temsilcileri arasından, oda idare heyeti için umumi heyet âzaları arasından beş kişiyi de görevlendirir. Seçim, görevlendirilen bu beş kişi tarafından bir ay içinde sonuçlandırılır ve görevlendirilen bu üyeler bu fıkrada yazılı süre içinde görevlerine son verilen organlar gibi görevli ve yetkili olup aynı şekilde sorumludurlar. Bu fıkra hükmüne göre seçilecek yeni organlar eski organların sürelerini tamamlarlar.” düzenlemesini içermektedir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan davanameyle, yukarıda açıklanan Kanun maddesi uyarınca açılan dava dosyasında, Cumhuriyet Savcısının duruşmalara katılmadığı duruşma tutanaklarının incelenmesinden anlaşılmıştır.
6100 sayılı Kanunun 70/1 maddesi; “Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça öngörülen hâllerde, hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alır.” ve aynı maddenin 3. fıkrası “Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe tasarruf edemezler.” hükmünü içermektedir.
Cumhuriyet savcısı, Kanunda açıkça öngörülen hallerde hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alır (HMK m. 70/1). Cumhuriyet savcısının duruşmalarda hazır bulunması gereği de görevinin doğal sonucu olarak bir zorunluluktur, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2019/3285 E. 2021/3003 K., 2020/3659 E. 2022/11841 K., 2. Hukuk Dairesinin 2015/16875 E. 2016/3408 K. sayılı ilamları).
Buna göre, İlk Derece Mahkemesince davanın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen davaname ile açıldığı dikkate alınarak, Cumhuriyet Savcısına usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilip, duruşmalara katılımı sağlanmaksızın, yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2. 6023 sayılı Kanunun 2. maddesi "Türk Tabipleri Birliği; Tabip odaları, Merkez Konseyi, Yüksek Haysiyet Divanı ve Büyük Kongreden ibaret teşekküllerin bütünüdür. Bu Birlik hükmi şahsiyeti haiz bir teşekküldür." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre, Türk Tabipleri Birliğinin tüzel kişiliği olduğu, Merkez Konseyi Başkanlığının ayrıca tüzel kişiliğe haiz olmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi; "Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." hükmünü düzenlemiştir.
Eldeki dava, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığına husumet yöneltilerek açılmışsa da, Birliğin organının ayrıca tüzel kişiliğe haiz olmadığı, bu nedenle davanın tüzel kişiliğe sahip olan Türk Tabipleri Birliğine açılması gerektiği anlaşılmış olup, temsilde yanılma hali bulunduğundan, bu durumun İlk Derece Mahkemesince gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yöneltilmesi için davacı tarafa süre verilip, sonucuna göre taraf teşkili sağlanarak davaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırıdır.
3. Davalılar vekilleri, Merkez Konsey üyelerinin davada taraf olarak gösterilmesinin gerektiğini, yokluklarında yargılama yapılması halinde hukuki dinlenilme haklarının zedeleneceğini ileri sürmüş iseler de, davanın kişilere değil birliği temsile yetkili organa yöneltildiği, ölüm, istifa, görevden alınma gibi sair sebeplerle görevleri sona erenlerin yerine de yenilerinin davalı sıfatı ile hasım olarak eklenmesi zaruretinin doğacağı, bu halde basit yargılama usulünde sonuçlanması emredilen davadan beklenen maksadın sağlanmayacağı, Merkez Konseyin organ vasfından dolayı yalnızca bu organ huzurunda davanın görülmesinin yeterli ve gerekli olacağı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesince bu husustaki itirazların reddine karar verildiği görülmüştür.
6100 sayılı Kanunun 66. maddesinde "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir. " fer'i müdahale hukuki kavramı düzenlenmiştir.
Dava açılmasındaki asıl amacın, ... Merkez Konseyi üyelerinin görevine son vermek ve yerlerine yenilerinin seçilmesini sağlamak olduğu hususu tartışmasızdır.
Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucu ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur.
Bu hak ayrıca 6100 sayılı Kanunun 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenlenmekle birlikte, bu ifadeleri de kapsayan çok daha geniş bir anlama sahiptir.
Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme ve bu kapsamda adil yargılanma hakları ihlal edilmiş olacaktır.
19.10.2022 tarihinde .... Haber TV'ye davalı ...'un .... Merkez Konseyi Başkanı sıfatıyla canlı bağlantı yaparak örgüt yanlısı söylemde bulunduğu iddiası sebebiyle, 6023 sayılı Kanunun ek 2. maddesi gereğince açılan davada, bu tarih itibarıyla görevde olan Merkez Konseyi başkan ve üyelerinin fer'i müdahil olarak davada kabulü gerekmektedir. Aksi halde dava konusu eylemle ilgili olarak üyelerin hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanacaktır.
Ayrıca diğer bir önemli husus da, dava konusu eylem tarihi itibarıyla, görevde olmayan üyeler hakkında da verilecek kararın sonuçlarından, dava konusu eyleme katkısı olmayan hatta o tarihte görevde bile bulunmayan, ancak ölüm ve sair sebeplerle eylemden sonra boşalan üyeliğin doldurulması gerekçesiyle seçilen ikame üyenin, haksız olarak etkilenmesi, haksız bir durumun ortaya çıkması ihtimali söz konusu olacaktır.
Nitekim yapılacak yargılama sonucunda görevine son verilme ihtimaline binaen, Merkez Konseyi üyeleri hakkında medeni hakları kullanamama, birlik organlarına seçilememe, oy kullanamama, disiplin ve ceza hükümleri ile karşı karşıya kalma ihtimallerinin ortaya çıkması da muhtemeldir.
İlk Derece Mahkemesince, hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olacak şekilde Merkez Konseyi üyelerinin fer'i müdahil olarak davaya kabul edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
4. Bozma sebebine göre, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.