İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/3027 · K. 2024/3283
- Esas No
- 2024/3027
- Karar No
- 2024/3283
- Karar Tarihi
- 27.03.2024
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2024/3027 E. , 2024/3283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/20 E., 2021/199 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan ve istinaf incelemesinden geçen yargılama sonunda bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı işveren vekili ile fer'i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının SGK İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde işlem gören dosyada davalı işveren .... San. Tic. A.Ş.'ne ait işyerinde, 10.09.1986 tarihinden 01.11.1987 tarihine kadar sigortalı sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf, müvekkili şirkette çırak statüsündeki çalışmalarının İş Kanunu kapsamı dışında kaldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili; diğer davalı ... San.Tic.A.Ş.' ne ait 21158.35 sicil sayılı işyerinden 1986/1-2-3 dönemlerde bildirilen çalışmalarının iptal edildiğinin görüldüğünü, davacı tarafın tespitini istediği tarihlerde 18 yaşında olup tesviye meslek dalında çıraklık süresinin 3 yıl olduğunu, davacının iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli ve 2016/370 E - 2017/245 K sayılı kararıyla davalı Kurumda ... sicil numaralı dosyada işlem gören Tasfiye Halinde ... Makina Kalıp San. ve Tic. A.Ş.’ ne ait“Otomotiv Sanayii” mahiyet kodlu işyerinde, 10.09.1986-31.12.1986 tarihleri arasında geçen asgari ücretli 110 günlük çalışmasının 506 sayılı (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında) tüm sigorta kollarına sigortalılık süresi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak tesbit istenen 01.01.1987- 31.10.1987 tarihleri arasında davacı adına herhangi bir hizmet bildirimi yapılmadığı, bu yönde bir herhangi bir bordro tanığı beyanı vs. olmadığı anlaşıldığından, fazlaya yönelik talebinin benimsenmesinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işveren ... San. ve Tic. A.Ş.’ne ait “otomotiv sanayi” mahiyetli işyerinde, 10.09.1986-31.12.1986 tarihleri arasında geçen asgari ücretli 110 günlük çalışmasının 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun’un 4/1-a kapsamında) tüm sigorta kollarına tabi sigortalılık süresi olduğunun tespitine, bunun dışında kalan taleplerin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.
BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkeme kararına karşı davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 11.11.2019 tarihli ve 2017/6439 E. 2019/8382 K. sayılı ilamında,"...Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında dava konusu somut olayda davacı adına, davalı işyeri tarafından 15.08.1983 tarihinde çırak olarak işe giriş bildirimi yapıldığı, 1986/1, 2 ve 3 üncü dönemlerde yapılan sigortalı hizmet bildirimlerinin iptal edildiği, 01.11.1987- 22.02.1988, 23.08.1989-06.12.1993 ve 04.07.1994- 02.11.1995 tarihleri arasındaki çalışmaların kuruma bildirildiği, ancak davacının 21.01.1994- 15.02.1994 tarihleri arasında 1025274 sicil numaralı işyerinden, 31.07.1997 çıkış tarihli 1997/2 nci döneminde 80 gün 293147 sicil numaralı işyerinden bildirimlerinin olduğu, sonrasında ise sırasıyla isteğe bağlı sigortalılık, 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık ve başka işyerlerinden de 4/1-a’ ya tabi bildirimlerinin olduğu, davanın 28.07.2016 tarihinde açılıp, ilk derece mahkemesince 21.06.2017 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi gereği 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosyaya getirtilen tüm bilgi ve belgeler, tanık anlatımları, kurum kayıtları ve dosya kapsamına uygun düşen bilirkişi raporu karşısında Pınarbaşı/İzmir adresinde bulunan ve davalı Kurumda ... sicil numaralı dosyada işlem gören ... San. Tic. A.Ş’ne ait “Otomotiv Sanayii” mahiyet kodlu işyerinde, 10.09.1986- 31.12.1986 tarihleri arasında geçen asgari ücretli 110 günlük çalışmasının 506 sayılı (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında) tüm sigorta kollarına sigortalılık süresi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak tesbit istenen 01.01.1987-31.10.1987 tarihleri arasında davacı adına herhangi bir hizmet bildirimi yapılmadığı, bu yönde bir herhangi bir bordro tanığı beyanı vs. olmadığı anlaşıldığından, fazlaya yönelik talebinin benimsenmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar davacı adına davalı ... işyeri sicil numaralı ... San. Tic. A.Ş. işyerinden 1986/1, 2, 3 üncü dönemlerde tüm sigorta kollarına tabi olarak Kurum'a bildirilen hizmetlerin sonradan Kuruma verilen iptal bildirgesi ile iptal edildiği görülmekte ise de, 1983/2, 3, 1984/1, 2, 3, 1985/1, 2, 3, 1986/1, 2, 3, dönemlerde düzenlenen Çıraklık bordroları yönünden herhangi bir iptal bildiriminin bulunmadığı görülmediği, çıraklık bordrosu da “Yönetmelikle tesbit edilen belgeler” den olduğundan, 1986/3 üncü dönemdeki 110 günlük çalışması yönünden artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının21158.35 ss sayılı davalı işveren Batı Makine Kalıp San. ve Tic. A.Ş.’ne ait “otomotiv sanayi” mahiyetli işyerinde, 10.09.1986- 31.12.1986 tarihleri arasında geçen asgari ücretli 110 günlük çalışmasının 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında) tüm sigorta kollarına tabi sigortalılık süresi olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili ile fer'i müdahil vekili davanın reddinin gerektiğini gerektiğini beyanla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2 nci, 3/II-B, 6 ncı, 79 uncu, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci, 16 ncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir.
506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunu'nun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16 ncı maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14 üncü maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanun'un 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır.
Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
3. Değerlendirme
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına karşın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin bozma ilamında "... dava konusu somut olayda; davacı adına, davalı işyeri tarafından 15.08.1983 tarihinde çırak olarak işe giriş bildirimi yapıldığı, 1986/1, 2 ve 3. dönemlerde yapılan sigortalı hizmet bildirimlerinin iptal edildiği, 01.11.1987-22.02.1988, 23.08.1989- 06.12.1993 ve 04.07.1994- 02.11.1995 tarihleri arasındaki çalışmaların kuruma bildirildiği, ancak davacının 21.01.1994- 15.02.1994 tarihleri arasında 1025274 sicil numaralı işyerinden, 31.07.1997 çıkış tarihli 1997/2 döneminde 80 gün 293147 sicil numaralı işyerinden bildirimlerinin olduğu, sonrasında ise sırasıyla isteğe bağlı sigortalılık, 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık ve başka işyerlerinden de 4/1-a’ ya tabi bildirimlerinin olduğu, davanın 28.07.2016 tarihinde açılıp, İlk Derece Mahkemesince 21.06.2017 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi gereği 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." denilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma sonra Mahkeme, davacının davalı işverene ait ... sicil numaralı dosyada işlem gören işyerinde, 10.09.1986-31.12.1986 tarihleri arasında geçen asgari ücretli 110 günlük çalışmasının 506 sayılı (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a kapsamında) tüm sigorta kollarına sigortalılık süresi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak tesbit istenen 01.01.1987-31.10.1987 tarihleri arasında davacı adına herhangi bir hizmet bildirimi yapılmadığı, bu yönde bir herhangi bir bordro tanığı beyanı vs. olmadığı anlaşıldığından, fazlaya yönelik talebinin benimsenmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar davacı adına davalı ... işyeri sicil numaralı ... San. Tic. A.Ş. işyerinden 1986/1, 2, 3 üncü dönemlerde tüm sigorta kollarına tabi olarak Kuruma bildirilen hizmetlerin sonradan Kuruma verilen iptal bildirgesi ile iptal edildiği görülmekte ise de, 1983/2, 3, 1984/1,2,3, 1985/1, 2,3, 1986/1, 2, 3, dönemlerde düzenlenen Çıraklık bordroları yönünden herhangi bir iptal bildiriminin bulunmadığı görülmediği, çıraklık bordrosu da “Yönetmelikle tesbit edilen belgeler” den olduğundan, 1986/3 üncü dönemdeki 110 günlük çalışması yönünden artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ait 21158.35 ss sayılı davalı işveren ....Makine Kalıp San. ve Tic. A.Ş.’ne ait “otomotiv sanayi” mahiyetli işyerinde, 10.09.1986-31.12.1986 tarihleri arasında geçen asgari ücretli 110 günlük çalışmasının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a kapsamında tüm sigorta kollarına tabi sigortalılık süresi olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun'un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun'un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİYön.Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİYön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Buna göre eldeki davada, davacı adına, davalı işyeri tarafından 15.08.1983 tarihinde işe giriş bildirimi yapıldığı, öncelikle işyerinden uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak yapılan 1986/1, 2 ve 3 ünü dönemlerde yapılan sigortalı hizmet bildirimlerinin, daha sonra Kurumun esasen bu bildirimlerin kısa vadeli sigorta bildirimlerinin olduğuna ilişkin tespiti üzerine iptal edildiği,davacının davalıya ait ... sicil no.lu iş yerinden uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak ilk defa 01.11.1987 de başlamak üzere 22.02.1988 tarihine kadar daha sonra da aynı işyerinden 23.08.1989-06.12.1993 ve 04.07.1994-02.11.1995 tarihleri arasındaki çalışmaların Kuruma bildirildiği, daha sonra davacının 21.01.1994-15.02.1994 tarihleri arasında 1025274 sicil numaralı işyerinden, 31.07.1997 çıkış tarihli 1997/2 döneminde 80 gün 293147 sicil numaralı işyerinden bildirimlerinin olduğu, sonrasında ise sırasıyla isteğe bağlı sigortalılık, 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık ve başka işyerlerinden de 4/1-a’ ya tabi bildirimlerinin olduğu ve davanın da 28.07.2016 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında ve davacı adına işyeri tarafından 1986/1, 2 ve 3 üncü dönemler için verilen kısa vadeli sigorta kollarına tabi bordroların yukarıda anılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin dördüncü kısmında belirtilen ve işverence Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilen belgelerden olmadığı gözetilmeden ve bu kapsamda hak düşürücü süre irdelenmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.