V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davalıların hatalı işlemleri sonucu müvekkilinin faiz alacağını alamadığını, müvekkili Site Yönetiminden ...'ın duruşmaya katılmış olmasının müvekkilinin alacağını ortadan kaldırmayacağını, yöneticinin faizin talep edilip edilmediğini o sırada bilebilecek durumda olmadığını, "belgedir" başlıklı temyiz etmemeye dair belgeyi de kabul etmediklerini, davalıların müvekkiline yeteri kadar bilgi vermeksizin, icra takibi yapılması için talimat almak için kendi lehlerine belge almaya çalıştıklarını, müvekkilinin zararının temyiz ile de giderilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkilinin alacağını davalının kusurlu işlemi neticesinde tamamen kaybettiğini, azlin haklı olduğunun anlaşılmış olmasına rağmen davalı avukatlara kanuni vekalet ücretinin verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, karşı dava yönünden ise; azil haklı olduğundan davalıların müvekkilinden alacaklı olmadığını, davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin de yerinde olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı ... kendi adına asaleten, davalı-karşı davacı ...'ya vekaleten sunduğu temyiz dilekçesinde; yapılan hesaplamalar yönünden alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda akdi vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, cezaevi harcı, damga vergisi gibi kesintilerin eksik hesaplandığını, ... Başkanlığının davalıların kusurunun bulunmadığına ve ibranamenin geçerli olduğuna yönelik kararının değerlendirilmediğini, azil haksız olduğundan karşı davanın tamamının kabul edilmesi gerektiğini, işverene aylık danışmanlık hizmeti de verildiğini, takip edilen diğer dava dosyalarının tamamının lehe sonuçlandığını, avukatlık ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında olamayacağından, akdi vekalet ücreti talep etme haklarının olduğunu, para icra dosyasından çekilmeden Site Yönetim Kurulundan talimat alındığını, davacı alacaklının dosyadaki alacağının 1.077.766,00 TL olduğunu bizzat beyan ettiğini, ikinci ibranamenin ise 19.06.2012 tarihli olduğunu, miktar konusunda sorun olsaydı derhal azledilmeleri gerektiğini ve dosyadan davalıların para çekmelerinin de engelleneceğini, ibranamelerin geçerli olduğunu, davacı kesintinin vekalet ücreti olduğunu bildiğini kabul ve ikrar ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için taraflar arasında vekalet ücretinin miktarı konusunda bir anlaşmazlık olduğu düşünülse bile bunun haklı azil için bir sebep olamayacağını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada; vekalet hizmetinin özenle ifa edilmediği iddiası ile açılan tazminat ve avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan alacak, karşı dava ise; akdi ve karşı vekalet ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle taraflar arasında imzalanan 05.01.2012 tarihli "Ücret Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 6. maddesinde; "Yapılacak işlerin karşılığı olarak aylık 400,82 TL ücret Hukuk Bürosuna ödenecektir. Ücret işlemeden peşin olarak ödenecektir." denildiği, davalı avukatlara takip edilen dosyalar yönünden ayrıca bir akdi vekalet ücreti ödeneceğine dair sözleşmede düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmede belirtilen ücretin takip edilen dosyalar nedeniyle ödenmesi beklenen akdi vekalet ücretini de kapsadığı, davalılar tarafından ücret sözleşmesinde kararlaştırılmayan akdi vekalet ücretinin davacı Site Yönetiminden habersiz şekilde kesilmiş olmasının sözleşmeye aykırı olduğu ve bu hususun haklı fesih sebebi olduğu, avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulünün gerektiği, Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesine göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil, avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olmayıp, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, vekalet ilişkisi bir bütün olup azil, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet edeceğinden, azlin haklı olduğunun kabul edilmesi halinde, davalı avukatların azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşmeyen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı avukatlara azil tarihi itibariyle kesinleşen dosyalardan dolayı karşı vekalet ücretlerinin verilmesinin yerinde olduğu, davalıların müvekkili olan davacıya vekil olarak hesap verirken; güven, iyiniyet kurallarına uygun davranmaları gerektiği, bu nedenle verilen hesabın açık, anlaşılabilir, güvenilebilir olması gerektiği, vekilin verdiği hesabı müvekkil tasvip ederken sonucundan emin olması gerektiğinden bu haliyle ibranameye itibar edilemeyeceğinin kabul edildiği ve ihtirazi kayıt konularak imzalanan 19.06.2012 tarihli "ibraname" başlıklı belgenin makbuz olarak değerlendirildiği, tüm dosya kapsamından Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin 2009/527 E. sayılı dosyasında davalı avukatlar tarafından ıslah yapılırken faiz talep edilmemesi nedeniyle yoksun kalınan meblağa ilişkin faiz alacağının bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı vekili, davalı-karşı davacı ... ve davalı-karşı davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.