Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/3237 · K. 2025/2242
3. Hukuk Dairesi 2024/3237 E. , 2025/2242 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/519 E., 2024/1352 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/124 E., 2021/561 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ile davalılardan şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 29.06.2012 tarihinde saat 15.40 sıralarında çıkan yangın sonucunda toplam 50,92 hektar orman alanının yandığını, İzmir-Çeşme otoyolunda karayolları otobariyer bakım işinde çalışan davalıların Jandarma Komutanlığında verdikleri ifadeye dayanılarak 03.07.2012 tarihli suç zaptının düzenlendiğini, açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporunda davalı gerçek kişilerin işvereni olan davalı şirketin yangında asli kusurlu bulunduğunun, yangın nedeniyle 5.638,30 TL ... bedeli, 393.102,40 TL ağaçlandırma bedeli, 236.326,70 TL yangın söndürme masrafı olmak üzere toplam 635.067,40 TL zararın olduğunun belirlendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 635.067,40 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; yangının meydana gelmesinde müvekkillerinin ilgilerinin olmadığını, müvekkillerinin olay tarihinde İzmir'de kazalı bariyerleri tamir çalışmalarını yapmakla görevlendirilen ekip aracının içerisinde iş emri düzenlemek amacıyla bulunduklarını, araç içerisinde iken 100 metre kadar ileride duman görmeleri üzerine yangını fark edip araçlarında bulunan 2 adet 6 kg'lık yangın tüpleriyle olaya müdahale etmeye çalıştıklarını, başlarda yangını kontrol altına almış olsalar bile rüzgârın etkisi ile geniş alana yayıldığını, yangını fark ettiklerinde itfaiyeyi ve Jandarmayı arayıp olay hakkında bilgi verdiklerini, otoyoldaki araçların zarar görmemesi için uyarı levhaları koyarak güvenlik tedbiri aldıklarını, olay yerine gelen Jandarma görevlilerinin, olayı ilk gören ve haber veren kişiler oldukları için müvekkillerinin ifadelerini aldığını, müvekkillerine imzalatılan tutanaklarda hiçbir şekilde şüpheli ifade tutanağı ibaresi geçmediği halde daha sonrasında şüpheli ifade tutanağı olarak doldurulduğunu, müvekkillerinin olayın faili haline getirilmeye çalışıldığını, çıplak gözle dahi bunların bazı kısımlarının sonradan doldurulduğunun anlaşıldığını, ifade tutanaklarının ıslak imzalı nüshaları ilgili Jandarma Komutanlığından celbedilerek üzerinde kriminal inceleme yaptırıldığı takdirde bazı bölümlerinin sonradan doldurulduğunun anlaşılacağını, müvekkilleri hakkındaki iddiaların hiçbir somut delile dayanmadığını, müvekkilleri hakkında yapılan tüm suçlamalar ve müvekkillerine yöneltilen tüm tazminat taleplerinin iki Jandarma görevlisi tarafından tutulan hiçbir bilgi, görgü ve somut delile dayanmayan bu varsayımlara dayandığını, olay sonrasında ve yangının söndürüldüğü esnada Jandarma kuvvetleri, itfaiye ve orman yetkililerinin olay yerinde bulunduğunu iddia ettikleri kaynak ve spiral makineleri tespit etmediklerini, el koymadıklarını ya da fotoğraflarını çekmediklerini, soyut iddiaların aksine müvekkilleri tarafından hiçbir şekilde spiral ya da kaynak makinesi kullanılmadığını, Jandarma tutanağında "...kesilen bariyerlerin fotoğrafları çekildi." denilmekteyse de daha sonra olay yerinde yapılan incelemelerde bu kesme işlemlerinin yangından çok önceki bir tarihte yapıldığının, kesilen yerlerin korozyona uğradığının tespit edildiğini, kazalı oto korkulukların vinç kullanmak suretiyle söküldüğünü, olay günü yangın mahallinde çekilen ve ceza dosyası içerisinde bulunan fotoğraflarda müvekkili şirket tarafından bu iş için kullanılan vincin açıkça göründüğünü, müvekkilleri hakkında açılan ceza davasında beraatlerine karar verildiğini, müvekkilleri aleyhine ceza dosyasından farklı hiçbir somut delil bulunmadığını, fahiş bir tazminat talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.