Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/3337 · K. 2024/4449
10. Hukuk Dairesi 2024/3337 E. , 2024/4449 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1239 E., 2024/109 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Susurluk Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2020/361 E., 2022/135 K. Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 23.10.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine kazalıya bağlanan gelirin davalıdan rücuan tazmin edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili 02.09.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin adresinin Mithatpaşa Cad. No:14 Yenişehir/Ankara olup dava dilekçesinde beyan edilen adres olmadığını, bu nedenle yetkili mahkemenin Ankara İş Mahkemeleri olmakla yetkiye bu yönden itiraz ettiklerini, davacı vekilinin dilekçesinde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında işverenin kastı, ihmail veya tedbirsizliği olduğunu ve ...'na karşı işverenin sorumluluğu olduğunu iddia ettiğini, Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı müfettişinin inceleme raporuna atıf yapıldığını, söz konusu raporun dosyaya ibraz edilmediği gibi taraflarına tebliğ edilmediğini, tek taraflı olarak hazırlanan raporu kabul etmemekle birlikte raporun taraflarına tebliğ edilmediğinden ve inceleme şansları olmadığından itiraz ve beyanda bulunma hakları saklı tuttuklarını, davacının müvekkilinin teşekkülünün kusurlu olduğunu iddia etmiş ise de olayda müvekkili şirketin ve istihdam ettiği şahısların herhangi bir kusur, ihmal veya tedbirsizliğinin olmadığını, kazanın bizzat müteveffanın kendi kusur, ihmal ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, bu nedenle şirketleri aleyhine açılan huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, olay Susurluk Şeker Fabrikası'nda şerbet tasviye koyulaştırma ustası olarak çalışan ... işçi ... ...'ın 23.10.2014 tarihinde 09:20 civarında tephirler arkasında yatar halde bulunmasıyla ortaya çıktığını, olay günü saat 09:20 civarında ... işçinin yerde yatar vaziyette bulunmadan 2 dakika önce şerbet tasviye-koyulaştırma usta yardımcısı ... Uysal ile görüştüğünü ve akabinde yine ... Uysal tarafından bulunduğunu, ancak her ne kadar Susurluk Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/2124 soruşturma numaralı dosyasında yüksekten düşerek yaralandığı beyan edilmiş ise de ... ...'ın neden yerde yattığının tespit edilemediğini, müteveffanın düşmüş ise başka bir işçiden darbe alıp almadığı, kalp krizi geçirip geçirmediği, bir hastalık nedeniyle bayılma sonucu mu bulunduğu yerde olduğu, olayın gerçekleşme ve müteveffanın bulunma süresi içinde herhangi bir tanık olmadığından olayın gerçekleşme koşullarının bilinmemesine rağmen Başsavcılık tarafından böyle bir yorum yapılmış olmasını kabul etmediklerini, bu belirsizlik durumunda müvekkilinin kusur, ihmal ve tedbirsizliğinden söz edilemeyeceğini, ... işçinin Susurluk Şeker Fabrikasında tasviye ve koyulaştırma kısmında usta olarak çalışan daimi işçi olduğunu ve bu işin eğitiminin aldığını, ağır ve tehlikeli işlerde çalışabileceğine dair belgesinin mevcut olduğunu, ... işçinin iş sağlığı ve güvenliği eğitimini 17-18 Nisan 2014 tarihinde, işbaşı eğitimini 28-31 Mart 2014 tarihinde aldığını, ayrıca 26-27 Mart 2014 tarihlerinde ve yine daha önce 14-15 Nisan 2011 tarihinde fabrikada eğitim aldığını, ek olarak Balıkesir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü'nce 9-10 Mart 2014 tarihinde Susurluk Şeker Fabrikası İlk Yardım Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen ilk yardım eğitim programını başarıyla bitirerek ilk yardımcı olmaya hak kazandığını, bunların yanında 3-5 Nisan 2007 tarihlerinde Kastamonu Şeker Fabrikasında düzenlenen şeker üretiminde verimlilik ve kaliteyi etkileyen faktörler eğitiminde başarılı olduğu gibi 17-31 Mart 2010 tarihlerinde Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün işbirliğiyle açılan Susurluk Mesleki Eğitim Merkezindeki 61 saatlik şerbet koyulaştırma kursunu da başarıyla tamamlayarak sertifika aldığını, tüm bu hususlar dikkate alındığında müvekkilinin iş güvenliği ve işçi sağlığını koruma açısından hiçbir ihmali, güvenlik tedbirsizliği ve hatası bulunmadığını, tüm iş güvenliği eğitiminin işçiye verilmiş olup işçinin kendi ihmali ve tedbirsizliği sonucu vefat ettiğini, müvekkili şirket tarafından olayla ilgili İş Güvenliği ve İşçi Sağlığını Koruma Tüzüğüne göre bütün emniyet tedbirlerini aldığını, çalışanların tüm koruma ekipmanlarının tam olduğunu, çalışanlara tüm gerekli eğitimlerin verildiğini, tüm bu hususlar düşünüldüğünde müvekkili şirketin dava konusu olayda hiçbir kusur, ihmal ve tedbirsizliğinin bulunmadığını, kazanın bizzat ... işçisinin kendi kusur ve ihmali sonucu gerçekleştiğini, ... işçi ... ...'ın çalışma esnasında kendi şahsi güvenliğini korumada gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, kendisine Susurluk Şeker Fabrikasınca 22/08/2014 tarihinde kişisel koruyucu verildiğini, çalışma sahasında ve makineler üzerinde gerekli yerlerde ikaz levhaları konulduğunu, tüm bunlara rağmen ... işçinin kendisine verilen talimatlara uymadığı gibi tedbirsiz davrandığını, kaldı ki işyerinde çalışan işçilerin işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymaları ve varsa çalışma şartlarından kaynaklanabilecek tehlikeler ve korunma yolları hakkında dikkatli davranmaları ve şahsi güvenliklerini tehlikeye atmamaları gerektiğinin de diğer bir husus olduğunu, tüm bunlara aykırı davranan müteveffanın kendi dikkatsizliği, tedbirsizliği ve ihmali sonucu meydana geldiği düşünüldüğünde davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilince gerekli eğitimlerin verildiğini, gerekli uyarıların asılı olduğunu, gerekli ekipmanın müteveffaya verildiğini, işyerinde işyeri güvenlik amiri uzmanı bulunduğu düşünüldüğünde müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun da olmadığını, davaya ilişkin olarak Ankara 11. İş Mahkemesi'nin 2015/1637 Esas sayılı dosyası ve başlatılan soruşturma ile açılan Susurluk Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/326 Esas sayılı dosyasının celbini ve söz konusu dosyaların bekletici mesele olarak kabulünü talep ettiklerini belirterek celbedilecek dosyalar ile toplanacak tüm deliller uyarınca müvekkilinin kusur, ihmal, tedbirsizliği veya sorumluluğu olmadığı tespit edileceğinden davanın reddine karar verilmesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.