Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2024/3462 · K. 2024/5156
6. Hukuk Dairesi 2024/3462 E. , 2024/5156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1007 E., 2024/1126 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/116 E., 2024/231 K. Davacı vekili dava dilekçesi ile taraflar arasında 01.03.2016 tarihinde sermaye ortaklığı ve/veya proje finansmanı kanalı ile form yaratılması öncesi hazırlıklar ve işlerin gerçekleştirilmesi konusunda danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin davalı tarafından 01.10.2017 tarihi itibariyle feshedildiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin sabit bir ücret ve ek başarı primi alması gerektiğini, buna göre hakedilen 283.200,00 USD'nin ödenmesi bakımından davalıya ihtar gönderildiğini, davalının ihtara cevap vererek itirazda bulunduğunu belirterek 283.200 USD ücretin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile başarı priminin davacı şirketin aracılık ettiği ve gerçekleştirdiği iş ve işlemler sonucunda davalı için oluşturulacak fayda, yaratılacak finansman sonrasında kazanılacak bir ödeme olduğunu, oysa Aktifbank'tan sağlanan finansmana ilişkin davacı şirketin hiçbir aşamada katılımı ve katkısı olmadığını, bu nedenle başarı primi koşullarının oluşmadığını, sözleşmede genel işlem şartı mahiyetinde hükümler bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin "hizmet bedeli" başlığını taşıyan hükümlerine göre davacının başarı primi elde edebilmesi ve hak kazanabilmesi açısından öncelikle Aktifbank'dan sağlanan finansman konusunda çalışmasının olması yani bir katkısının varlığının ispatlanması gerektiği, davacı vekilinin dilekçelerin verilmesi aşamasında sunmuş olduğu dilekçesi ile proje finansmanını ne şekilde sağladığı konusunda ileri sürdüğü vakıayı yer, zaman, konu, kişi, eylem unsurlarını belirtmek suretiyle somutlaştırmadığı, mahkemece itibar olunmayan bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmeye esas alınan e-posta çıktısı kanunda belirtilen sürelerden sonra sunulan delil niteliğinde olduğundan dolayı bu delile itibar olunamadığı, söz konusun delilin sonradan ileri sürülmüş olması karşısında ise davacının HMK m.145 hükmü çerçevesinde ve somut koşul vakıaları belirterek dayanmış olduğu bir delil niteliğinde bulunmadığı, davalı vekilinin sonradan sunulan e-posta yazışmalarına muvafakat etmediğini beyan ettiği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ön inceleme duruşması sonrasında e-mail yazışmaları sunmuş, ancak mahkemece bu deliller sonradan ibraz edildiği ve usulen değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle deliller değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. maddesinde “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir” hükmü yer almaktadır. Delilin davacı tarafından sunulduğu ve ön inceleme duruşmasından hemen sonra ibraz edildiği hususları birlikte dikkate alındığında, yargılamayı geciktirme amacı taşıdığından söz edilemez. Bu nedenle davacı vekilince sunulan bu deliller de dikkate almak suretiyle, dava konusu Aktifbanktan sağlanan kredinin sözleşmenin 4. sayfası 2. maddesinde belirtildiği şekilde borç veya proje finansmanı niteliğinde olup olmadığı, bu kredinin sağlanmasında davacının katkısının bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile verilen İlk Derece Mahkemesi kararı ve bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/116 Esas, 2024/231 Karar, 21.03.2024 tarihli kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.12.2024 gününde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (Muhalif)