IV. İSTİNAF
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2019/730 Esas, 2022/236 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar Mahkemece dosya arasına 1954, 1992, 2005 ve 2010 yıllarına ait hava fotoğrafları getirtilmiş ise de dava konusu taşınmazın kullanım durumu ve niteliğinin belirlenmesi bakımından hava fotoğraflarından yararlanılmadığı, yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanıkların beyanlarının buna göre denetlenmediği, taşınmaza komşu parsellerin kayıtları getirtilip uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmadığı, öte yandan, ziraat ve mülk bilirkişi raporunda taşınmazın iki sekisinin dere yatağının içerisinde kaldığı bildirildiği halde, jeolog bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığının usulüne uygun olarak araştırılıp belirlenmediği, yine ziraat ve mülk bilirkişi raporunda taşınmazın iki sekisinin keşif gününe çok yakın bir tarihte sürüldüğü, diğer iki seki alanının tarımsal değeri olmayan odunsu bitkiler ile kaplandığı ve uzun yıllar tarımsal faaliyet olmadığının gözlemlendiği belirtilmesine rağmen, zilyetlikle kazanma koşulları bakımından taşınmazın hangi tarihten itibaren kim tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, diğer bir deyişle kullanım durumunun, zilyet edilip edilmediğinin ve terk olgusunun gereği gibi araştırılmadığı belirtilerek istinaf istemlerinin kabulü ile açıklanan hususlarda araştırma ve inceleme yapılarak toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülebilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli ve 2022/138 Esas, 2023/137 Karar sayılı kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma – gönderme kararı uyarınca yapılan keşif ve araştırma sonunda, dava konusu taşınmazın evveli itibariyle davacının murisi olan babasına ait olduğu ve murisin vefatı sonrası 1972-1973 yıllarında mirasçılar arasında yapılan taksimle davacıya kaldığı, taşınmazın o yıllardan tespit tarihine kadar malik sıfatıyla zilyet edildiği, bu hususun bilirkişiler tarafından incelenen 1954, 1957, 1976, 1992, 2005 ve 2010 yıllarına ait hava fotoğraflarından da anlaşıldığı, taşınmazın ilerisinde bulunan dereden de kazanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 239 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile yargılama sırasında vefat eden davacı ...'un mirasçıları adına, Kayseri 10. Noterliğinin 20.11.2020 tarihli ve 38479 yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları gözetilerek tesciline karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçıları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2024 tarihli ve 2023/1410 Esas, 2024/746 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede, mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve davacı tanık beyanları, harita mühendisi tarafından eski tarihli hava fotoğraflarına göre yöntemince yapılan inceleme ve ziraat bilirkişi raporu ile jeoloji mühendisi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın 4 seki halinde kullanılmakta olduğu, tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, sınırlarının belirgin olduğu, dere yatağından kazanım olmadığı, dere yatağı ile arasında komşu 239 ada 8 ve 9 sayılı parsellerin bulunduğu, aktif dere yatağında olmayıp derenin etkisi altında bulunmadığı, zilyetliğin terk edilmediği, tespit tarihinden geriye 20 yılı aşkın süredir davacı tarafın nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğu, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, açıklanan sebeplerle, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirme usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, davacı taraf lehine takdir edilen vekalet ücretinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvuru isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.