V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Talep eden vekili temyiz dilekçesinde; her ne kadar vasiyetnamenin tenfizi davası açılmışsa da bunun bir yöntem olarak kullanıldığını, mevzuat gereği kurumdan görüş ve izin alınması gerektiği ve kurumca ifraza müsade edilmeyeceği taraflarca bilindiğinden, muvaazalı bir anlaşma dava konusu edilip davalı tarafça hemen davanın başında davanın kabul edildiğini, tarım arazilerinin muvazaalı satış, cebri satış, miras yoluyla hisselendirilerek ve kesinleşmiş mahkeme kararıyla bölünmesinin yaygın bir yöntem olarak kullanıldığını, bahsi geçen arazinin gerek vasfı gerekse büyüklüğü gereği bölünemeyeceğini, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı biçimde, kanun hükümlerini dolanmak maksadıyla muvazaalı olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375/1-h hükmünün hilafına söz konusu taşınmazın hisselendirildiğini ve hükmen tescilin sağlandığını, tarım arazisinin bölünmesi sonucunu doğuran davaya konu mahkeme kararının Anayasa'ya, 639 sayılı KHK'ya, 3083 ve 5403 sayılı Kanun'a ve HMK.'nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu beyan etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
03.07.2005 tarihli ve 19.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasa'sının amacı; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek olup anılan yasada 30.04.2014 tarihli 6537 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. (30.4.2014-6537/1. m)
Kanun'un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8. maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. (31.01.2007-5578/2. m)
Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. (30/4/2014-6537/4.m)
Kanun'un 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. (30.4.2014-6537/3.m)
Tarımsal açıdan gelişmiş ülkelerde yıllara göre tarımsal işletmelerin sayısı azalıp büyüklükleri artarken, ülkemizdeki süreç bunun tam tersi bir şekilde işlemekte, tarımsal işletme sayısı artarken büyüklükleri azalmaktadır. Modern ülkelerde olduğu üzere tarımsal işletmelerin büyümesinin sağlanması yolunda düzenleme yapılmasının kamu yararına aykırı bir yönü olmadığı gibi Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu bulunmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 376. maddesi uyarınca "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler". Bu hükümle kanun koyucu, hükmün taraflarının muvazaa yaparak üçüncü kişiler aleyhine kesin hüküm elde etmelerini önlemeyi amaçlamıştır.
Somut olaya gelince; iptali istenen hükme esas dava dosyasında davacı; muris ... in 02.05.2021 tarihinde vefat ettiğini, Manisa 3. Noterliğinin 19.06.2020 tarih ve 16430 yevmiye numaralı muris ... tarafından yapılan Düzenleme Şeklinde Vasiyetname ile Manisa İli, 297 ada 8 parsel (Eski 2056 parsel) sayılı 10.673,35 m2 yüz ölçümlü taşınmazın 2000 m2'lik kısmının kendisine bırakıldığını beyanla muris ... adına kayıtlı olan taşınmazın 2000 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Dava konusu 297 ada 8 parsel sayılı taşınmaz; 10.673,35 m2 yüz ölçümlü Zeytinli Bağ vasfında olup tam hisse ile, muris ... Kirazdiken adına kayıtlıdır. İptali istenen yargılamada, davalı mirasçılar davayı kabul ettiğini bildirmiş, Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince 16.12.2022 tarih ve 2022/211 Esas ve 2022/448 Karar sayı ile davanın kabulüne, taşınmazın 2000 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline kararı verilmiştir. Hüküm, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine 30.03.2023 tarihinde kesinleşmiş ve henüz tapuda intikal gerçekleşmemiştir.
Hükmün kesinleşmesi üzerine; ... vekili, bölünemez büyüklük kuralına aykırı olarak dava konusu tarım arazisinin davacı adına tesciline dair hükmün iptali ile ilk kayıt maliki adına tescilini talep etmiştir.
Anayasa, kanun koyucuya, toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda tarımsal alanlarda düzenleme yapma yetkisi verdiğinden kanun koyucu tarafından tarım alanlarının korunması ve amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u çıkarılmış bulunmaktadır. Mevcut kurallar tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerden dolayı bölünmesinin ve tarımsal yapının bozulmasının önlenmesi, tarım alanlarında meydana gelen kayıpların engellenmesi, parçalı araziler için harcanan emek, zaman ve masrafların azaltılması, tarım yapılmasının kolaylaştırılması ve tarımsal işletmelerin ekonomiye kazandırılması için kamu yararı amacıyla getirilmektedir.
Bu amaç doğrultusunda asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarım arazilerinin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin arttırılamayacağına dair hüküm, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en dikkate alınması gerekmektedir.
Hal böyle olunca mahkemece 5403 sayılı Kanunun ilgili maddeleri üzerinde durulmaksızın tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile davacı adına tescile karar verilmesi halinde kamu yararı amacıyla getirilen ve kamu düzenine ilişkin olan "bölünemez büyüklük" kuralı ihlal edilmiş olmakta, davacı ... davalılar iyiniyet kuralına aykırı olarak kanun maddesini dolanmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermektedir.
Her ne kadar tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaması üzerine tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair hüküm kesinleştirilmiş olsa da; davacı ... davalılar arasındaki bu danışıklı durumu yasanın koruması söz konusu olmayacağından Tarım ve Orman Bakanlığının yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle 6100 sayılı Kanunun 376. maddesi uygulanarak davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bu sebeple bozulması gerekmiştir.