V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın taşınmaz üzerinde hiçbir tasarrufunun olmamasına rağmen taşınmazın ... köylülerinin mülkiyetinden çıkması adına eldeki davada ve diğer seri davalarda mahkemeyi yanılttığını, kaldırma ilamı öncesindeki bilirkişi raporlarında taşınmazların imar ve ihyasının tamamlandığı ve taşınmazın özel mülkiyete konu olabilen yerlerden olduğunun tespit edildiğini, kaldırma ilamından sonra yapılan keşifte taşınmazın bahar ve yaz aylarında da kullanılan yaşam alanı olduğu yönündeki tanık ve bir kısım yerel bilirkişilerin beyanlarının dikkate alınmadığını, Mahkemece zilyetlik şartlarının yalnızca taşınmazlar üzerinde zirai faaliyet yapılıp yapılmadığı yönünden değerlendirildiğini, alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin de bundan kaynaklandığını, bilirkişilerce yalnızca taşınmaz üzerinde zirai faaliyet sürdürülüp sürdürülmemesi yönünden değerlendirme yapılmasının isabetsiz olduğunu, raporların taşınmazların fiili ve hukuki durumunu ifade etmekten uzak ve denetime elverişsiz olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede yaklaşık 30 hane yaşamış olup bu alanın toplu ve nizami bir yerleşim yeri olduğunu, bu hususun hava fotoğraflarından da görüldüğünü, kesinleşmiş diğer mahkeme kararlarının dava konusu taşınmaz yönünden esas alınamayacağını, anılan dosyalarda dinlenen beyanların yanlı olduğunu, Mahkemece taşınmaz üzerinde bulunan enkazların ve çeşmelerin imar faaliyeti olup olmadığı yahut insanların taşınmazda bahar ve yaz aylarında aileleri ile birlikte yaşayıp yaşamadıkları hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini, toplanan delillerden taşınmazın kışlak vasfında olmadığının anlaşıldığını, davacı ... muhtarının dahi keşifteki beyanında taşınmazın ilkbahar ayında 2-3 ay kullanıldığını beyan ettiğini, bir kısım davalıların davaya konu orman alanında bulunan kömlere giderek 20.05.1983 tarihinde hayvan otlatması nedeniyle Sulh Ceza Mahkemesinde yargılandığını, bu tarihin de yaz aylarına tekabül ettiğini, taşınmazda bulunan dut ağaçlarının dahi yazın meyve verdiğini, yazlık hayvan barınakları olduğunun keşif sırasında beyan edildiğini, bölgede fiili bir toplu yerleşim olmasının taşınmazların özel mülkiyete konu olabilmesi için yeterli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı olarak tapu iptali ve taşınmazın kışlak olarak sınırlandırılması ile özel siciline kaydı istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu, temyize konu 101 ada 12 parsel sayılı taşınmaz ...’in zilyetliğindeyken yaklaşık 30 senedir terk edildiği, köm adlı binaların onarımlarının yapılmadığı için yıkılıp harabe halini aldığı ve halen de zeminde aynı şekilde olduğu ve bu yerin kullanılan süre içerisinde de en fazla 3 aylığına hayvanları barındırma amaçlı kullanıldığı, tarla veya kültür arazisi niteliğini kaybettiği ve zilyetlik şartlarını tam ve kesin olarak taşımadığı belirtilerek 14.11.2005 tarihinde ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, tespite yapılan itirazın 26.06.2006 tarihinde komisyon kararıyla reddedildiği, askı ilan süresi içerisinde kadastro tespitine itiraz edilmesi üzerine Genç Kadastro Mahkemesinin 10.06.2008 tarihli ve 2006/105 Esas 2008/36 Karar sayılı ilamıyla taşınmazın davacıya ait ev yeri olduğu ve davacının terör nedeniyle zorunlu olarak göç etmesinin zilyetliğe zarar vermeyeceği gerekçesiyle taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verildiği, kararın onanarak 13.11.2008 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın ham toprak vasfıyla ... adına hükmen tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazın çok sayıda yakın ve komşu parselleriyle seri halde aynı iddialara dayalı davalara konu olduğu, çekişmeli taşınmazın ve komşu taşınmazların gerçek kişiler adına tesciline esas dava dosyasının incelenmesinden araştırmanın zilyetlikle sınırlı olarak yapıldığı, taşınmazın niteliği ve kullanım şekli yönünden detaylı bir incelemenin yapılmamış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece dinlenen yerel bilirkişilerce taşınmazın genellikle sonbahar ve kış aylarında çevrede bulunan ormandan yaprak keserek hayvanları beslemek ve barındırmak amacıyla yılın belli bir bölümünde kullanıldığı, çoğunlukla hayvanlara bakıcılık yapan kişilerin de taşınmaz üzerinde enkazı bulunan kömlerde hayvanlarla birlikte kaldığı, yaz aylarında bu kişilerin köylerine döndükleri beyan edilmiş; bir kısım yerel bilirkişilerce taşınmazın yaz aylarında da ailenin tamamı tarafından yaşam alanı olarak kullanıldığı beyan edilmiş ise de özellikle yapılan 07.12.2021 tarihli keşifte davacı köyden ve tarafsız komşu köyden dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazın yalnızca hayvancılık amacıyla sonbahar ve kış aylarında kullanıldığını doğrulamış, taşınmazın yaz aylarında da yerleşim alanı olarak kullanıldığına dair beyanların davalı köyden dinlenen yerel bilirkişilere ait olması ve her iki köy arasında derin husumet bulunduğunun sabit olması nedeniyle davalı köyden dinlenen yerel bilirkişi beyanlarına itibar edilmemiştir. Nitekim dosyada bulunan jeodezi bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın 1977 yılı ve sonrasına ait hava fotoğrafında sınırları sabit görülmemiş, üzerinde tarımsal faaliyet veya bitki örtüsü bulunmadığı, imar-ihyaya konu olmadığı, köm niteliğinde yapıların bulunduğu tespit edilmiş; ziraatçi bilirkişi raporunda ise toprak yapısına göre taşınmaza üretim girdi ve tekniklerinin hiç uygulanmadığı, tarımsal üretim amacıyla kullanılmadığı, ham toprak, mera veya ormanlarda bulunan humus tabakasına rastlandığı, Yargıtay denetiminden geçerek kışlak oldukları kesinleşen komşu taşınmazlarla aynı özellikleri taşıdığı bildirilmiştir. Kaldı ki, eldeki davaya ve aynı iddialarla açılmış olan benzer nitelikteki davalara konu olan çok sayıda taşınmazın 101 ada 1 ve 2 parsel ve 189 ada 1 parsel sayılı orman parselleri ile 101 ada 34 parsel ve 189 ada 19 parsel sayılı ham toprak parselleri ile çevrili bir alanda 1.050 metre rakımda konumlandığı, Genç Kadastro Mahkemesince kışlak olarak sınırlandırılmasına karar verilen ve Yargıtay tarafından da onanan 101 ada 18, 20, 22, 23, 24, 25, 29, 35 ve 189 ada 20, 21, 22, 23, 25, 30, 31, 32, 33 parsel sayılı komşu taşınmazlarla nitelik ve kullanım yönünden benzerlik gösterdiği, bu itibarla denetime elverişli ve bilimsel verilere dayalı bilirkişi raporlarının davacı ... ve tarafsız komşu köyden dinlenen yerel bilirkişi beyanları ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; taşınmazın kadimden beri sadece hayvanların beslenmesi için sonbahar ve kış aylarında kullanıldığı, hayvanların burada ormandan kesilen yapraklarla beslendiği, çevresinde tarım arazisinin olmadığı gibi köm enkazı olduğu, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde köye döndükleri, sonbahar ve kış aylarında köylülerin tamamının değil hayvanlarla ilgilenen kişilerin geldiği, ailelerin ilkbahara yakın aylarda geldiği ve ilkbahar ve yaz aylarında tekrar köylerine döndükleri, memleket haritasında ... kömü olarak isimlendirildiği, kömün sözlük anlamının hayvan ağılı olduğu, çevrede de bu amaçla kullanılan alanın çok geniş olduğu hususları dikkate alındığında taşınmazın kışlak niteliğinde olup özel mülkiyete konu olamayacağı kanaatine varılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.