İçtihatYargıtay3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/3690 · K. 2025/3165
- Esas No
- 2024/3690
- Karar No
- 2025/3165
- Karar Tarihi
- 29.05.2025
Karar Metni
3. Hukuk Dairesi 2024/3690 E. , 2025/3165 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/773 E., 2024/951 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/383 E., 2024/172 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; (dava sırasında vefat eden) müvekkili ...'nın 16.04.2020 tarihinde kalp göğüs rahatsızlıkları sebebiyle yatırıldığı davalıya ait ... İzmir hastanesinin yoğun bakım servisinde 11 gün kaldığını, çıktığında kalçasında ve sağ ayak topuğunda yara olduğunun görüldüğünü, bunların müvekkilinin yatakta kımıldamadan yatırılması ve çevrilmemesi sonucu oluşan bası yarası olduğunu, kalçasındaki yaranın yumruk büyüklüğünde en yüksek seviyede 4. derece olduğu, müvekkilinin yoğun bakımdan çıkarıldıktan sonra 8 gün geceliği 2.000,00 TL olan VİP servisinde kaldığını, bu sürede gelip giden doktor ve hemşirelerin yatak yarasıyla ve sonuçlarıyla ilgili herhangi bir bilgi vermediklerini, yalnızca krem sürüldüğünü, çürüyen dokuların temizlenmediğini, yaranın gittikçe büyüdüğünü ve kemiğe ulaştığını, müvekkilinin hastaneden çıkmasından sonra davalı personelinin bilgilendirdiği şekilde kendisine evde krem sürüldüğünü ve antibiyotik verildiğini bu işlem için ücret karşılığında eve hemşirelerin geldiğini, müvekkilinin düz yatağa yatamıyor olması sebebiyle hasta yatağı satın alındığını yatağın üstüne de medikal hava alan şişme yatak alındığını, yine özel beslenmesi gerektiğinden eczaneden enerji değeri yüksek sıvı gıdalar ve probiyotikler, pansuman için gazlı bezler bantlar antibakteriyel sıvılar, hasta bezleri, yatak alt açma bezlerinin temin edildiğini, SGK tarafından ödenmeyen ilaçların binlerce lirayı bulduğunu, daha sonra dava dışı bir hastanede (Özel ... Hastanesi) yara bakım servisinde tedavi gördüğünü, burada bir cihaz ile yaradan 7/24 iltihap çekildiğini müvekkilinin 3 ay boyunca her yere bu cihazla gitmek zorunda kaldığını, Müvekkilinin yatak yaraları sebebiyle bakıma muhtaç hale geldiğini, hastaneye giderken 2 defa özel ambulans çağrıldığını, davalı personelinin müvekkilini yoğun bakımda 11 gün boyunca çevirmemiş olmaları, yoğun bakımdan sonra da yeterli tedaviyi ve bakımı uygulamayarak yaranın büyümesine sebep olmaları nedeniyle kusurlu olduklarını, arabuluculuk görüşmesinin olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ... için tedavi masrafları nedeniyle şimdilik 20.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın arabuluculuk başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, diğer davacıların her biri için 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zarar gören davacı (dava sırasında vefat etti) ...'nın oğlulları olan diğer davacıların olayda ölüm veya ağır bedelsel zararlarının bulanmadığı için manevi tazminat talep edemeyeceklerini, davacı ...'nın kalp yetmezliğine bağlı solunum yetmezliği ve pnömoni sebebiyle 12 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kardiyoloji kliniğinde takibe alındığını, bir süre burada kaldıktan sonra tedaviye evde devam etmek istediklerini belirterek Hastaneden ayrıldıklarını, tüm tıbbi işlemlerin süresinde ve eksiksiz yapıldığını, yoğun bakımdaki hasta bakım kuralları gereği hastaya düzenli aralıklarla pozisyon verildiğini, yara bakımının yapıldığını, hasta bakım kalitesinin arttırılması amacıyla müvekkiline ait hastanede yara bakım ve önlenmesi konusunda sertifikalı personel çalıştırıldığını, viskoelastik yataklar kullanıldığını, yoğun bakımdan sonraki takibinde plastik cerrah ile konsültasyon istenilerek debritman işlemi için planlama yapıldığını ancak çıkış yapmaları ve bir daha başvurmamaları nedeniyle bunun gerçekleştirilemediğini, tüm uygulamalara ve teknolojiye rağmen uzun süre yatan ve risk faktörlerini taşıyan hastalarda bası yaralarının gözlenebildiğini, özellikle solunum cihazına bağlı, şok tablosunda olanlarve vasküler sorunları olan hastaların riskinin çok yüksek olduğunu, diyabet hastalığının yara iyileşmesini bozduğunu, enfeksiyona yatkınlık oluşturduğunu, davacı ...'nın da risk grubunda olduğunu ve hastaneye başvurduğu anda bası yarasının mevcut olduğunu, yoğun bakım sürecinden önce yaşı kilosu ve hastalıkları sebebiyle sürekli yattığının düşünüldüğünü, yaranın iddia edildiği gibi 4. Evrede değil yatışı süresince 2. evrede olduğunu, müvekkilinin tüm işlemlerinin tıp bilimine uygun olup kusur veya ihmallerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla gerek Üniversiteden gerekse Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarda hekim ve davalı hastane tarafından gerçekleştirilen tıbbi uygulamalardan kaynaklı tıbbi bir hata, eksiklik ya da yanlışlık bulunmadığının belirtildiği, raporların hüküm kurmaya elverişli ve birbirini destekler nitelikte oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı halin saptanmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; hükme esas alınan adli tıp raporunun meslektaşları lehine düzenlendiğini, yoğun bakım servisinde yeterli özenin gösterildiğine inanmadıklarını çelişkili kayıtların tutulduğunu, 12 gün boyunca yara boyutu 3-4 cm x 4-5 cm olarak kaydedilmişken kardiyoloji kliniğinde yapılan gözlemde yaranın boyutunun iki katına çıktığını, bu bilginin dahi kayıtların doğruluğunu şüpheye düşürdüğünü, yoğun bakım servisinde yeterli özen gösterilmiş olsa bile müvekkillerinin murisindeki bası yarasına ilişkin VİP servisinde kaldığı süre boyunca etkin bir tedavi uygulanmadığı için yaranın büyüyüp yumruk büyüklüğüne eriştiğini iltihaplandığın ve küflendiğini, burada bepantol gibi kremlerle pansuman yapmak yerine hasar gören dokunun alınması gerektiğini, müteveffanın davalıya ait hastaneden çıkartılmasından yalnızca 3 gün sonra başka bir hastanede yaranın basit bir müdahale ile giderilemeyeceğinin kapsamlı bir tedaviyi gerektirdiğinin tespit edildiğini ve burada tedaviye hemen başlanarak yaranın temizlendiğini vakum cihazıyla iltihaplı kan ve dokunun alındığını yapılan bu işlemlerin davalı hastane tarafından yapılmadığının raporda değerlendirilmediğini, raporda özetle 27.04.2020-05.05.2020 tarihleri arasında kardiyoloji servisinde yatarken yaranın hiç derinleşmediği yalnızca merhemle tedavi uygulanmasına rağmen aranın büyüklüğünün aynı kaldığı ancak mütevefaya evde tedaviye başlandığında yaranın büyüklüğünün aniden artıp yaranın 4. evreye ulaştığının belirtildiğini, ancak bu durumun mümkün olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmadığını, her iki raporda da yalnızca yoğun bakımda oluşan yaraya ilişkin değerlendirme yapıldığı, yoğun bakımdan sonraki süreçte davalı tarafından yapılan tedavinin değerlendirilmediğini,murisin davalıya ait hastaneden çıkışı ile dava dışı kent hastanesine yatırılışı arasındaki 3 günlük süreçte tedaviye evde ve hemşireler tarafından devam edildiğini, kent hastanesinde ise yeni bir tedavi uygulandığını, iki hastane arasındaki tedavi farkına raporda değinilmediğini, mütevefanın topuğunda üç gün içinde 3x4 cm büyüklüğünde yara oluşmasının mümkün olmadığını davalının mütevefanın gerçek durumunu gizlediğini, doğru tedavinin uygulanması halinde mütevefanın durumunun kötüleşmeyeceğini yarada küf meydana gelmeyeceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tıbbi uygulama hatasından kaynaklandığı iddia edilen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve mahkemece Adli Tıp Kurumundan ve Üniversiteden alınan bilirkişi raporlarında dava sırasında vefat eden davacı ...'nın davalı Hastanenin yoğun bakım ve Kardiyoloji servisinde bası yarası bakım ve takibine ilişkin yapılan işlemler tespit edilerek bunların tıp biliminin kurallarına uygun olduğu, bası yaraları için intrensek risk faktörlerinden (yaranın oluşmasını kolaylaştıran/ hızlandıran durumlardan) fazla kilolu olma, şeker hastalığı, dolaşım ve solunum bozukluğu, ileri yaş faktörlerinin hastada mevcut olduğu, hastanın kendi isteği ile taburcu olmasından sonra bası yarasının derinliğinin arttığı ve daha ileri tedavi ihtiyacını doğurduğu yönünde kanaat bildirilmiş olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz talebinin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.