Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2024/3731 · K. 2024/8977
4. Ceza Dairesi 2024/3731 E. , 2024/8977 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2023/217 Değişik İş SUÇLAR : İmar kirliliğine neden olma, 3621 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheliler hakkında imar kirliliğine neden olma ve 3621 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair karara ilişkin itirazın reddi kararının, ... Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2024 tarihli ve 2024/26514 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin 26/04/2019 tarihli şikayet dilekçesinde; müvekkilinin ... turistik tesis işletmecisi olduğunu, ... isimli tatil köyünün sahilde kullanım alanını genişleterek sahilin büyük kısmını işgal ettiğini ve turistlerin geçişlerine izin vermediğinden bahisle ... tatil köyü sahibi şüpheli ... hakkında soruşturmaya başlandığı, 23/08/2019 ve 06/02/2020 tarihlerinde alınan bilirkişi raporlarında, şüpheli ...'a ait 1916 parsel önündeki sahil şeridinde bulunan (1321 nolu parselde), kıyı kenar çizgisi içerisinde yer aldığı anlaşılan ve kumluk zemine beton, demir, vida marifetiyle ve kazık çakılarak sabitlendiği görülen gölgelikler ile parsel sınırını belli etmek ve/veya kumluk alanda toprak zemin oluşturmak, peyzaj imkanı yaratmak amaçlarıyla yapıldığı anlaşılan beton istinat duvarlarının olduğu, 1916 parsel önündeki kumluk zeminde bulunan sabit gölgeliklerin hava fotoğraflarına göre 10.04.2018-28.07.2018 tarihleri arasındaki bir tarihte inşa edilmiş olabileceği, beton istinat duvarlarının ise 2002 yılı öncesi inşa edilmiş olabileceği, söz konusu yapıların 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5 ve 6. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, ... Club (yeni adı ... Club) Oteli genel müdürü şüpheli ...'ın sorumluluğunda bulunan 1915 parsel önünde bulunan (1321 nolu parsel) kumluk alan ve kıyı kenar çizgisi içinde yer alan, bina vasfındaki 90'ar m2 lik 2 adet yapı ile yan yolda bulunan bina vasıflı 2 adet yapının 2002 yılı öncesi bir tarihte yapılmış olabileceği ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5 ve 6. maddeleri ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, şüpheli ...'ın 08/12/2021 tarihli ifadesinde söz konusu yapılarla ilgili yapı kayıt belgesi alındığını savunması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184/5. maddesinde yer alan "Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun ... getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar." şeklindeki düzenleme gözetilerek suç konusu yapılarla ilgili yapı kayıt belgesinin olup olmadığının araştırılması, şüphelilerin savunmaları ve bilirkişi raporları da gözetilerek şüphelilerin hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.