III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Erciş ilçesi ... üzerindeki ... Otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, ... Otelinin bina sahibi ve müteahhidinin sanık ..., inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık ..., Belediye fen işleri müdür vekili ve memurunun sanık ... ve sanık ... olduğu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 24.01.2013 tarihli kararında; ... Oteli inşaatı için 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22. maddesine ve 02.11.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42. maddelerinin uygulanmadığı ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, Belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği, Danıştay'a yapılan itirazların da reddedilerek izin kararının kesinleştiği; dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 05.08.1998 tarihli ve TEDAŞ elektrik ve tesisat projesi, 23.10.1998 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi ve 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1998 yılı içerisinde veya sonrasında yapıldığı, dosya kapsamında apartmana ait mimari, statik ve elektrik-tesisat projeleri bulunduğu ancak, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Otelinin yapım yılına göre 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda; binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup 1 zemin ve 7 normal olmak üzere 8 kattan oluştuğu, otele ait yapı ruhsatı mevcut olup yapı kullanma izin belgeleri bulunmadığı, 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatına göre bina, bodrum, dükkan olarak kullanılan zemin ve otel olarak kullanılan 5 normal olmak üzere toplam 7 kattan oluştuğu, mimari projeden binanın bodrum, zemin ve 6 normal kat olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu (son katın kaçak olduğu), yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin de mimari ve statik proje ile uyumlu olmadığının belirlendiği,
Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından hazırlanan Haziran 2012 tarihli Bilirkişi raporu ve 15.09.2014 tarihli ek bilirkişi raporunda; 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "Kolon Enine Donatı Koşulları" bölümünde, kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında verilen bilgilere göre, ... Otelinin statik projeleri ve bilirkişi raporu ile dosya üzerinden yapılan incelemelerden etriye çapı açısından yeterli gözükürken, etriye aralığı açısından ve yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, aynı şekilde bilirkişi raporu ve proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, statik proje içinde bazı kirişlere ait çizim detayları, kolon düşey açılımları ile normal kat kalıp planının bulunmadığı, binaya ilişkin zemin sınıfının Z2, deprem bölgesinin 1.derece olarak, beton numuneleri içinde standart dışı irilikte agregalar ve proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından %100'ünün yetersiz olduğunun, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.2 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verildiği, ancak ... oteline ait statik projede herhangi bir malzeme sınıfının yazılmadığı, ayrıca binaya ait hesap raporlarının da olmadığı, karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda elde edilen ortalama basınç dayanımının, 16.10N/mm2 olarak tespit edildiği, bu değerin deprem bölgesine bakılmaksızın kullanılması zorunlu olan minimum beton sınıfı C16' yı sağladığı ancak; 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen 1.ve 2. deprem bölgelerinde kullanılması zorunlu asgari C20 veya daha yüksek dayanımlı beton sınıfına ait dayanım değerinden düşük olduğu, sonuç olarak dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği,
Mahkemece hükme esas alınan 25.07.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu binanın yapı ruhsatı almış resmi nitelik kazanmış bir yapı olduğu, 1998 yılında inşaatına başlanıp 2000 yılında olarak tamamlandığı, ...'nin yıkılan binanın yasal olmayan şekilde (kayıtsız) mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplarını yaptığı, aynı zamanda yapının resmi fenni mesulü olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışlarının etkili olduğu, sanık ...'nun söz konusu binanın sahip ve müteahhidi olarak yapımdan sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, imar mavzuatına göre belediyelerin suç tarihinde inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin, 1580 sayılı Belediye Kanunu 15 madde 79 bendinde imar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak uygulamaları denetlemek ve bütünlüğünü sağlayıcı tedbirleri almak olarak belirtildiği, ancak somut olayda ... oteli için zemin raporu, statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projesi ile uyumlu olmadığının kontrol edilmediği, ayrıca yapı ruhsatında dosyasında bulunan bu projelerin müelliflerinin belli olmadan onaylarının yapılmasından belediye görevlilerinin sorumlulukları olduğu, buna göre de belediye personeli belediye fen memuru ..., Belediye Fen İşleri Müdür vekili Burhan Aldeşer'in meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiğinin belirtilmiş ve mahkemece sanıklar ... ve ...'nun mahkûmiyetlerine, sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ... müdafii, katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ilâmı ile;
"...A. Sanıklar ... ve ...'nun Taksirle Öldürme Suçundan Mahkûmiyetine İlişkin Hükümlere Yönelik, Sanık ... Müdafii, Sanık ..., Katılanlar Vekilleri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden;
Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılanlar vekillerinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Kusur Durumu Yönünden;
3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanık ...'nun ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılanlar vekillerinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3.Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 inci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... Otelininin tamamen çökmesine ve dört kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık ... ve sanık ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması sebebiyle hükümler hukuka aykırı bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin temel cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.
4. Bilinçli Taksir Hükümleri Yönünden;
Birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan ... Otelininden alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağladığı ancak C20 veya daha yüksek dayanımı sağlamadığı, otelin son katının kaçak olarak yapıldığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... ve sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin bu konudaki temyiz sebebi yerinde görülmüştür.
5. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası Yönünden;
TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ...'nin temyiz sebebi yerinde görülmüştür.
6. Yargılama Giderleri Yönünden;
Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ... müdafii, sanık ..., katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.
7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden;
Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden yasal engel bulunduğundan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
8.Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanıkların yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları, geçmişleri, cezanın faillerin geleceği üzerindeki olası etkileri sanıklar yararına cezayı hafifletici takdiri indirim nedeni kabul edilerek" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Düşme Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafinin, O Yer Cumhuriyet Savcısının ve Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden;
Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar ... ve ... müdafii ile katılanlar vekillerinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Erciş ilçesi ... üzerindeki ... Otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Belediye fen işleri müdür vekili ve memurunun sanık ... ve sanık ... olduğu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 24.01.2013 tarihli kararında; ... Oteli inşaatı için 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22.maddesine ve 02.11.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42.maddelerinin uygulanmadığı ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, Belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği anlaşılmıştır.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Haziran 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğunun, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağladığı ancak C20 veya daha yüksek dayanımı sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı görülmektedir.
İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar ... ve ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükümlerine aykırı davrandıkları, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin ve o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür.
3. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden;
Sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıklar müdafinin sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, düşme kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2025 tarihinde karar verildi.