V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın ve üzerindeki hüküm ve tasarruf yetkisinin de müvekkili idareye ait olduğunu, bu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını, imar - ihyadan söz edebilmek için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğini, ancak dava konusu taşınmaz yönünden davacının soyut iddiaları dışında herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını, alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların tamamı üzerinde imar-ihya çalışması yapılmadığının alenen belli olduğunu, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın toprak ve taş yapısı ve diğer hususlarda hiçbir araştırma bulunmadığını, kaldı ki dava konusu taşınmazın dere vasfında olduğunun da alınan bilirkişi raporunda belirtilmesine rağmen bu hususun değerlendirme dışı bırakıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17.maddeleri.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde (C) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğundan söz edilemeyeceği ve mahalli bilirkişiler ile tanıkların soyut ve yetersiz beyanlarının hükme esas alınması suretiyle karar verilemeyeceği açıktır.
2. Somut olayda; yörede 1976 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu saha 766 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince tapulama harici bırakılmış, bilahare 2014 yılında kayıt dışı kalmış yerlerin tescili işlemi ile ve 129 parsel numarasıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Mahkemece temyize konu teşkil eden ve teknik bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden celp edilen hava fotoğraflarının ve alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, komşu parseller yönünden yeterli araştırma yapılmadığı, UYAP ortamından alınan nüfus kayıt tablosuna göre 1950 doğumlu olan davacı ...'ın baba adı ... olarak yer almasına rağmen mahkeme gerekçesinde babasının ... olduğunun belirtildiği, davacının eşi ... ile evlenme tarihinin 15.04.1986 olduğu, davacı ...'ın karar tarihinden sonra 18.11.2023 tarihinde öldüğü, eşi ... ile çocuklarının mirasçı olarak kaldığı, çocuklarından ... tarafından çekişme konusu taşınmaz ile aynı yörede bulunan 131 ve 132 parsel sayılı taşınmazlar için Hazine, ... ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davada yapılan yargılama sonucunda ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/478 E, 2023/616 K sayılı kararı ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyizi üzerine Dairece onandığı anlaşılmaktadır.
3. O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle, davacının eş ve çocukları tarafından aynı yöreye ilişkin olarak açılmış bulunan dava olup olmadığı tespit edilmeli, açılan dava var ise dosyaları getirilerek incelenmeli, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve önceki keşfe katılan bilirkişilerden farklı üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
4. Mahallinde yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalıdır.
5. Teknik bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
6. Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı zaman diliminde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirten, dava konusu taşınmaz bölümünün ilgili hava fotoğrafı üzerinde konumunun gösterilmesi suretiyle rapor içeriğinde belirtilen kanaatin denetlenmesi imkanını sağlayacak şekilde rapor alınmalıdır.
7. Bu suretle keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunmuştur.