V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisinin vefatının komplikasyona bağlı olarak gerçekleştiği tespitinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte böyle bir durumun kabulü halinde dahi usulüne aydınlatılmış rızanın alınmadığını, onam formunda işlemin başarı olasılığı hakkında bilgi kısmının tamamen boş bırakıldığı, hastaya bu hususta bir bilgi verilmediği ve onayının alınmadığını, onam formunda hastanın karşılaşmış olduğu komplikasyon olan bağırsak delinmesinin meydana gelmesi halinde uygun tedavi yönteminin cerrahi girişim olduğunun açıkça belirtilmesine rağmen hastaya cerrahi müdahale yapılmayıp ilaçlarla tedavi edilmeye çalışıldığını, Mahkemece aldırılan raporlarda birbirinden farklı bir hususta değerlendirme yapıldığını, raporlara karşı taraflarınca sunulan itirazların karşılanmadığını, taraflarınca yapılan şikayet neticesinde ... Şubesinde görevli dava dışı doktor ...'ın tıbbi uygulama hatasının bulunduğu gerekçesiyle Trabzon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/732 E. sayılı dosyasında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, davalı Hastanede çalışan dava dışı doktorun mahkumiyetine karar verilmişken çalışmış olduğu hastanenin kusurlu olmadığından bahsedilemeyeceğini, ERCP işlemi sonrası hastayı gözetim altında tutması gereken davalı doktorların da bu hususta kusurlu olduğunun açık olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Davacılar vekilinin davalı hastaneye yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (TBK 400). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, TBK 510 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince aldırılan 06.03.2020 tarihli bilirkişi kurul raporunda; ERCP işlemi sonrasında ortaya çıkabilecek olan ve komplikasyon olarak değerlendirilen gastrointestinal sistem perforasyonlarının medikal olarak izlenebileceği gibi cerrahi müdahale de gerektirebileceği, medikal takipte perforasyonun yeri, kişinin sağlık verileri, sağlık merkezinin yoğun bakım ünitesinin bulunup bulunmadığı, gastrointestinal cerrahi ekibinin bulunup bulunmadığı gibi durumların önem arz ettiği, ERCP işleminin yapıldığı hastanede yoğun bakım ünitesinin olduğu, ancak işlem tarihi itibariyle dolu olduğunun belirtildiği, yine 27.10.2021 tarihli bilirkişi kurul raporundaki muhalif düşünce notunda; perforasyon ve pankretit gelişiminin ERCP sürecinde olası komplikasyonlar içerisinde yer aldığı, bununla beraber 73 yaşında işlem sonrası perforasyon ve pankreatit gelişmiş bir hastanın yüksek riskli kategoride yer aldığı, bu hastanın işlemden hemen sonra yoğun bakım ünitesine alınıp orada takip edilmesi yoluna gidilmesinin doğru bir yaklaşım olduğu, hastada çoklu organ yetersizliği ve septik şok tablosu geliştikten sonra yoğun bakıma alınmasının süreci geri çevirmekte yetersiz kaldığı, yoğun bakımın sadece kötüleşen hastaların izlenmesi için değil kötüleşme potansiyeli taşıyan ve yakın takibi gerektiren hastalar için de düşünülmesi gerektiği, hastanın ileri yaşı, gelişen komplikasyonların ağırlığı ve olası ek hastalıkları da dikkate alındığında sonucun kötü seyretmesinin yüksek olasılı olduğu, olayda tıbbi açıdan başından itibaren hastanın müdahale imkanlarının da olduğu bir yoğun bakım ünitesine alınmamış olmasının uygulamadaki ana eksikliği oluşturduğu tespit edilmiştir.
O halde Mahkemece; yukarıda açıklanan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, davalı Hastanede ERCP işlemi uygulanan hastanın, ileri yaşı ve olası komplikasyon riski dikkate alınarak gerekli ve yeterli tedavi ortamı sağlanıp sağlanmadığı, işlem sonrası komplikasyon gelişen ve yüksek riskli kategoride yer alan hastanın tedavisinin yoğun bakım ünitesinde yapılmaması nedeniyle davalı Hastanenin organizasyon ve yönetimde kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.