Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2024/4303 · K. 2025/3969
10. Ceza Dairesi 2024/4303 E. , 2025/3969 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/374 E., 2017/354 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 19.09.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.02.2024 tarihli ve 2023/28621 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/18697 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2024 tarihli ve KYB-2024/18697 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31.10.2014 tarihli ve 2014/2374 soruşturma, 2014/18 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüpheliye çağrı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına ilişkin Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/483 Esas, 2015/692 sayılı kararının 16.11.2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına ve mahkumiyetine dair Menemen 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2017 tarihli ve 2017/374 Esas, 2017/354 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 1. Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında; Somut olayda, Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31.10.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığın doğrudan mernis adresine gönderilerek 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu gözetildiğinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, sanık hakkında geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde; 2. Kabule göre de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 08.01.2020 tarihli ve 2019/1720 Esas, 2020/179 karar sayılı ilamında ''sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde başvurmasına ilişkin Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 09.06.2015 tarihli ve 2015/9833 DS sayılı çağrı yazısı 22.06.2015 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre şüpheliye tebliğ edilmiş, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunca dosyanın kapatılmasına karar verilerek sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiş ise de; müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmediği, bu nedenle kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla işin esasına girilerek sanığın beraatine karar verilmesi, kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.'' şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, çağrı kağıdının tebliği üzere gelmeyen şüpheliye bir daha gelmemesi halinde kaydın kapatılacağına ilişkin uyarılı ikinci bir tebligatın da yapılması gerektiği halde, bu şekilde tebliğ işlemi yapılmadığı ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde; İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.