Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2024/4326 · K. 2024/20223
10. Ceza Dairesi 2024/4326 E. , 2024/20223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/30 E., 2022/47 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 25.12.2023 tarihli ve 2023/10259 Esas, 2023/11608 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2024 tarihli ve KD-2022/100871 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yerel mahkemenin, koşulları oluşmasına rağmen sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanmamasına ilişkin bozma öncesi kararına karşı aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle, bozma sonrası verilen inceleme konusu hükümde başkaca bir bozma nedeninin bulunmasına rağmen sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanmamasına ilişkin hukuka aykırılığın bozma nedenine eklenmeyip eleştiri konusu yapılması gerektiğine ilişkindir. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun), 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca inceleme konusu dosyada uygulanması gereken; 321 inci maddesinde; “Yargıtay, aleyhine itiraz olunan hükmü hangi cihetten kanuna muhalif görmüşse o cihetten bozar. Hükmün bozulmasına sebep olan kanuna muhalefet keyfiyeti, bu hükme esas olarak tespit edilen vakıalarda olmuş ise bu muameleler dahi aynı zamanda bozulur”, 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında ise; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" hükümleri yer almaktadır. Temyiz nedenini oluşturacak hukuka aykırılıklar 1412 sayılı Kanun'un 307 nci ve 308 inci maddelerinde gösterilmiştir. 1412 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur" denildikten sonra ikinci fıkrasında, "Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesini" kanuna muhalefet olarak belirtilmiş, 308 inci maddesinde ise sekiz bent halinde gösterilen hususlarda kanuna "mutlaka muhalefet" edilmiş sayılacağı kabul edilmiştir. 1412 sayılı Kanun'daki düzenlemelere göre; Yargıtay temyiz nedenleriyle bağlı olmaksızın, temyiz dilekçesinde ileri sürülsün veya sürülmesin son karara etkili olan tüm hukuka aykırılıkları kendiliğinden inceleyip hükmü bozabilecektir. Yargıtayca yapılacak denetimde, mevcut delillerin yerel mahkemece yanlış değerlendirildiği ve bu nedenle somut olaya ilişkin hukuki nitelemenin yanlış yapıldığı sonucuna varılırsa, karar esastan bozulmakla birlikte, uygulanması gereken hukuki kurallar da gösterilmelidir. Lehe temyiz davasında ise, suç niteliğinin belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü belirlenirse, cezanın tür ve miktarı yönünden önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağı şartı ile kanuna aykırı olan hükmün bozulmasına karar verilmeli, suç niteliği dışındaki sair hallerde ise, yol göstermek ve uygulamada birliği sağlamak amacıyla eleştiri ile yetinilerek, aleyhe temyiz olmadığı vurgulanmak suretiyle hüküm onanmalıdır. Hükmün bozulmasını gerektiren başka bir nedenin bulunması hâlinde, yerel mahkemece düzeltilmesi mümkün olabilecek nitelikteki hukuka aykırılıklar da Yargıtayca eleştiri konusu yapılmakla yetinilmeyerek bozma nedenine eklenmelidir. Böylece bozma üzerine kurulacak yeni hükümde cezanın tür ve miktarı yönünden kazanılmış hak gözetilerek hukuka aykırılıklar giderilmiş olunacaktır. Tekerrür ise, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da; adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmemiş olması ve aleyhe yönelen temyizin de bulunmaması durumunda "aleyhe değiştirmeme" ilkesinin gözetilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Hükmün bozulmasını gerektirir başka bir nedenin bulunması hâlinde de, koşulların oluşmasına karşın sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması ve aleyhe yönelen temyizin bulunmaması durumunda, bu husus bozma nedenlerine eklenmemeli ve eleştiri ile yetinilmelidir. Zira bu durumda, önceki hükmün sadece sanık lehine temyiz edilmiş olması nedeniyle, tespit edilen bu tür bir hukuka aykırılığın bozma üzerine verilecek hükümde 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gözetildiğinde giderilmesi imkânı bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.04.2014 tarihli ve 323-181 sayılı, 24.01.2017 tarihli ve 274-25 sayılı, 17.01.2017 tarihli 945-12 sayılı, 30.03.2021 tarihli 327-145 sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen yasal düzenlemeler ve ilkelere göre; yerel mahkemece, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, koşulları oluştuğu hâlde 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uygulanmamış ise de, yerel mahkemenin bozma öncesi 28.05.2015 tarihli hükmünün yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiş olması karşısında, bu hususun bozma nedenine eklenmeyip eleştiri konusu yapılması gerektiğine ilişkindir.