İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/4560 · K. 2024/8067
- Esas No
- 2024/4560
- Karar No
- 2024/8067
- Karar Tarihi
- 11.07.2024
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2024/4560 E. , 2024/8067 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/591 E., 2024/248 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/391 E., 2022/4 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilinin Eylül 1998 tarihinde davalı ...'nun yanında asgari ücretle çalışmaya başladığını, davalı müvekkilini 31.07.2015 tarihinde işten çıkardığını, müvekkilinin SGK hizmet dökümünü çıkarttığında, davalının kendisini 15.07.2005 tarihinde çalışmaya başladığını gösterdiği ve 15.07.2005 tarihinde SGK kaydını yaptırdığını öğrendiğini, davalı müvekkilini çalışmaya başladığı Eylül 1998 tarihinden SGK kaydının yapıldığı 15.07.2015 tarihine kadar 6 yıl 10 ay 15 gün SGK kaydı yapılmadan, primleri ödenmeden sigortasız çalıştırdığını, müvekkilinin Eylül 1998 tarihinde davalı yanında çalışmaya başladığının, 15.07.2005 tarihine kadar SGK kaydının yapılmadığının ve primlerinin ödenmediğinin tespiti ve ödenmeyen prim borcunun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle davacı tarafın açmış olduğu iş bu dava haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, davacı taraf bu iddialarını İstanbul Anadolu 7.İş Mahkemesinin 2017/616 Esas sayılı tazminat talepli dosyasında da ileri sürdüğünü tarafların karşılıklı olarak imzaladıkları 15.07.2005 tarihli "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" ne ve davacının işe başlamak için istenen sağlık raporunun tarihine istinaden bu talebi reddedildiğini, müvekkili iş yerinin mahiyetinin kadınlara yönelik bir bakım salonu olduğunu, davacının manikür /pedikür işi ile uğraşacağı için işe başlaması için kendisinden sağlık raporu istendiğini ve davacı Pendik Kaymakamlığı Esenyalı Sağlık Ocağı tabipliğinden 11.07.2005 tarihli sağlık raporunu aldıktan sonra davacı ile 15.07.2005 tarihli "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" düzenlendiğini ve aynı gün dosyaya sunmuş oldukları Sigortalı Bildirim Belgesi davacı tarafından imzalanarak 15.07.2005 tarihinde müvekkile ait iş yerinde çalışmaya başladığı 19.07.2005 tarihinde Kuruma bildirildiğini, sunulan belgelerden de anlaşıldığı üzere davacı müvekkiline ait iş yerinde 15.07.2005 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin 03.04.2014 tarihinde 73 yaşına geldiği için yaşlılıktan dolayı çalışamaz duruma geldiğinden iş yerini artık kapatacağını söylediğini ve 12.05.2014 tarihinde davacının tüm tazminatını hesaplayıp kendisine banka yoluyla ödedikten sonra iş akdini de sonlandırdığını, davacı iş akdinin sonlandırılmasından yaklaşık olarak 4 ay sonra müvekkiline çok zor durumda ve işe ihtiyacı olduğunu söylediğini, müvekkilinin iş yerini tekrar açmasını söyleyerek kendisinin çalışacağını, iş yerinin zaten potansiyel müşterileri olduğunu, iş yerinin bütün masraflarını kendisinin ödeyeceğini söylemesi üzerine müvekkilinin dayanamadığını ve davacıyı zor durumda bırakmamak için davacının isteğini kabul ettiğini, iş yerinin açılışı tekrar yapılarak 05.09.2015 tarihinden itibaren davacı tekrar çalışmaya başladığını ancak davacı iş yerinin hiçbir masrafını ödemediği gibi davalı müvekkilinin adına tahakkuk eden vergiler ve diğer masraflar nedeniyle zarara sokmaya başladıktan sonra müvekkilinin iş yerinin kapanışını yaparak, davacının iş akdini de sonlandırdığını, sunulan belge ve delillerden de anlaşıldığı üzere davacının işe başlama tarihi 15.07.2005 tarihi olduğunu, davacının sigortasız çalışma süresi olmadığını, 15.07.2005 tarihinden önce müvekkile ait iş yerine müşteri olarak gelip gitmesi dışında çalışan olarak bir dahili olmadığını, davacının kötü niyetli, haksız fayda sağlamaya yönelik olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Feri Müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının TC kimlik numarası ile Kurum kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin kaydı ve hizmetleri görülmediğini, davacının hizmet tespiti talebinin 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi ve mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gözetilerek davanın hak düşürücü süre yönünden reddini, Yargıtay kararlarında; bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığının yeterli olmadığı, aynı zamanda eylemli olarak çalışmasının da gerektiği, yöntemince düzenlenip süresinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemeyeceğini, Kurumun resmi kayıtları incelenmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Tüm dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı iş yerinde sigortası yapılmayan dönemler olan Eylül 1998 tarihinden 15.07.2005 tarihine kadar asgari ücretle çalıştığının tespiti talebiyle dava açılmış, davacının hizmet cetvelinde sigortalılığının ... sicil numaralı ... ünvanlı iş yerine 15.07.2005 tarihinde başladığı belirtilerek Kuruma verildiği, öncesinde ise herhangi bir bildirim olmadığı, duruşmada dinlenen bordrolu tanıkların davalının yanında çalıştıkları ve davacının çalışma iddialarını destekler nitelikte beyanda bulundukları hususları ve diğer tüm deliller dikkate alındığında davacının Eylül 1998 ile 15.07.2005 tarihleri arasında 2.509 gün asgari ücret ile çalıştığının tespitinin gerektiği kanaatine varılmış ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili; hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle kesin ve yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, tek başına tanık beyanlarının yeterli olmadığını, tanık ...'ın davalı ile davalarının olması sebebiyle (İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi 2017/617 Esas ve İstanbul Anadolu 18 İş Mahkemesi 2019/372 Esas sayılı dosyalar) husumetli tanık olduğunu, tanık ...'nun da davalı ile husumeti olduğunu ve davalı aleyhinde İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2013/249 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, dinlenen tanık ...'ın komşu iş yeri tanığı olmadığını, davacı tanığı ...'in müşteri olduğunu beyan ettiğini ancak davacının işten ayrılma tarihini hatırlamadığını, davacı tanığı ...'un davacının arkadaşı olduğunu, tanıkların beyanlarının çelişkili olduğunu, tarafların karşılıklı olarak imzaladıkları 15.07.2005 tarihli "Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi" ve davacının işe başlamak için istenen sağlık raporunun tarihinin 11.07.2005 tarihli olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı feri müdahil Kurum vekili; tespit isteminin hak düşürücü süreye uğradığını, çalışma olgusunun yöntemince araştırılmadığını, kamu düzenine ilişkin eldeki davada resen inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini, Kurum kayıtlarında davacının çalışmasını doğrulayan kayıt ve belge bulunmadığından tanık sözleriyle kanıtlanmasını kabul etmediklerini, Kurum uyuşmazlık çıkmasına neden olmadığından aleyhine yargılama masrafı ve avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, Kurumun hizmet tespiti davalarında feri müdahil olması nedeniyle davalı olmadığını ve bu nedenle aleyhine yargılama masrafı ve avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Davacının 15.11.1962 doğumlu olduğu, dava konusu edilen dönemin Eylül 1998-15.07.2005 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğu, hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, ... sicil numaralı davalı ... ünvanlı işveren yanında 15.07.2005-12.05.2014 ile 05.09.2014-31.07.2015 tarihleri arasında hizmet bildirimlerinin bulunduğu, dava konusu edilen tarih aralığında davacının başka bir iş yerinden hizmet bildiriminin bulunmadığı, davalı işverenin dava konusu edilen tarihlerde vergi kaydının bulunduğu, dava konusu dönemi kapsayan bordrolar ve aylık prim belgeleri dosyaya getirtilmekle dava konusu dönemde faal ve Kanun kapsamında bir iş yeri bulunduğu, dosyada dinlenen bordro tanıkları ... ve ...'ın davacının çalışmasını doğruladıkları, adı geçen tanıkların dava konusu dönemi kapsayan hizmetlerinin Kuruma bildirildiği, diğer tanıklar ..., ... ve ...'in her ne kadar bordrolu çalışmaları olmasa da davacının iddialarını destekler şekilde fiili çalışmayı doğruladıkları dikkate alındığında davacının davalı ... Kabaoğlu'nun yanında Eylül 1998-15.07.2005 tarihleri arasında 2.509 gün asgari ücret ile çalıştığının tespitine ilişkin Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yerinde olduğu anlaşılmakla, istinaf yoluna başvuran taraf ve HMK'nın 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci; 506 sayılı Kanun'un 79/1 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.