Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2024/4633 · K. 2025/3948
10. Ceza Dairesi 2024/4633 E. , 2025/3948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/289 E., 2018/165 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 25.04.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.03.2024 tarihli ve 2023/30461 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB-2024/39004 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB-2024/39004 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.06.2016 tarihli ve 2016/1232 soruşturma, 2016/30 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı gerekçesiyle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması nedeniyle kamu davası açılması üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli ve 2017/289 Esas, 2018/165 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Sanığın 22.03.2016 tarihli uyuşturucu kullanmak suçundan hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.06.2016 tarihli ve 2016/1232 soruşturma, 2016/30 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesini müteakip, şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı gerekçesiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılaması sonucunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Somut olayda, Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.06.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik kararının tebliği için, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince sanığın mernis adresine çıkartılan ve sanığın bizzat kendisine tebliğ edilen tebligatın 18.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla birlikte, bu karara ilişkin itiraz süresi olan 15 günlük süre beklenilmeden 12.07.2016 tarihinde Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısının gönderildiği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle, usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulu gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.