V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar ..., ... ve ... vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; Kurum zararının az hesaplandığını, uçak, helikopter ve yangında kullanılan tüm araçların giderlerinin zarar hesabında dikkate alınması gerektiğini, davalıların tam kusurlu olduklarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmasına rağmen zarar miktarından hakkaniyet indirimi yapılmasının ve taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili; davalı şirketin dava konusu orman yangını olayında bir kusuru olmadığını, yangın çıkması ile davalı şirketin bakım yükümlülüğü arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, Yargıtay denetimine elverişli olmayan eksik ve yetersiz alınan bir rapora dayanarak hüküm kurulduğunu, ormanlık alanların korunmasının davacının görevinde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmında sehven taraflarınca yapılan masrafların kendilerinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalılar ..., ... ve ... vekili; kusur raporunda davalılara kusur atfedilmediğini, davalıların davalı şirketin çalışanları olması kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elektrik enerjisi dağıtım hattından kaynaklandığı iddia edilen yangın nedeniyle orman idaresinin uğradığı zararın tazminine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) ‘’Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme‘’ kenar başlıklı 71 inci maddesi.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2022/3-722 E., 2023/294 K. sayılı ilamı,
3. Emsal nitelikteki Dairemizin 27.04.2022 tarihli ve 2022/2114 E., 2022/4235 K. sayılı ilamı,
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, özellikle dava konusu 15.07.2013 tarihli orman yangına ilişkin alınan bilirkişi heyeti raporlarına göre, yangının davalı ...'ın işletme, bakım ve onarımından sorumlu olduğu elektrik hattından çıktığının tespit edilmesi karşısında, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinde düzenlenen “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü uyarınca, hukuk hakiminin ceza hukuku kuralları ile bağlı olmadığı, ceza mahkemesi kararları karşısında hukuk hakiminin bağımsızlığı düzenlenmiş bulunmaktadır. Hukuk hakimi, ceza kararlarını ve orada yer alan değerlendirmeleri serbestçe gözönünde tutarak ondan yararlanabilir. Hukuk hakiminin bağımsızlık ilkesi, ceza hukukuyla medeni hukukun amaçlarının, haksız fiile suçun unsurlarının kabul ve oluşumunun, her iki hukuk dalında yargılama usulü ile delillerin takdirinin farklı olmasına dayanmaktadır. Haksız fiil unsurlarının her iki hukuk dalında ifade ettikleri anlam birbirinden farklıdır. Hukuk hakimi, ceza kararları karşısında kusurun varlığı ve derecesi, zarar miktarının tayini yönünden bağımsızdır. Maddi olgunun belirlenmesi yönünden ise “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı”, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir (HGK, E. 2011/19-639, K.2012/30, T.1.2.2012).
3.Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin mal varlığında oluşan eksilmeyi gidermekle yükümlüdür.
4.Orman İdaresinin; ormanlık alanlarda veya bu alanlara sıçrama olasılığına karşı özel mülkiyete konu taşınmazlarda çıkan yangınların söndürülmesi nedeniyle yapmış olduğu; iaşe giderleri, yangında çalışan işçilere (toplu iş sözleşmesi vb. nedenlerle) ödediği tazminatlar, yangın yerine ulaşım için kullandığı araçlar ile yangını söndürmede kullandığı arazöz, dozer ve diğer hava araçları nedeniyle yaptığı giderlerin; gerek haksız fiilin meydana gelmesi, gerekse bu haksız fiilden kaynaklanan zararın daha da büyümemesi için yapılmış olduğu gözetildiğinde, orman idaresinin yapmış olduğu işbu giderlerin tamamını gerçek zarar ilkesi kapsamında haksız fiilin sorumlularından isteyebileceği, diğer bir anlatımla; bu giderlerin, genel idare giderleri olarak kabul edilemeyeceği hususu, yukarıda yer verilen Hukuk Genel Kurulu ve Dairemiz ilamları ile kabul edilmiştir.
5. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava, orman yangınına neden olunması sonucunda yangına müdahale nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı Kurum dosya kapsamı itibariyle davalı şirketin kusuru ile meydana gelen yangına müdahale etmiş; yapılan işçi, araç, arazöz ve helikopter, uçak masraflarının tazminini istemiş, davalılar ..., ... ve ..., davalı şirketin çalışanı olmaları nedeniyle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
6. Davaya konu edilen yangın nedeniyle davacı Kurumun yapmış olduğu bu giderlerin tümünü hakkaniyet indirimi yapılmadan gerçek zarar ilkesi uyarınca isteyebileceği, davalı ...'ın sorumluluğunun 6098 sayılı Kanunun ‘’Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme‘’ kenar başlıklı 71 inci maddesine dayalı olduğu, davalılar ..., ... ve ...'nın davalı şirketin işçileri olduğu, tüzel kişiliğe sahip davalının pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğu, davalının işçisi olan gerçek kişi davalıların ayrı olarak pasif husumet ehliyetinin olduğunu kabul edebilmesi için 6098 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan sorumluluklarının bulunması gerektiği, Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/439 E. 2015/325 K. sayılı dosyasında davalı gerçek kişi işçiler hakkında verilen cezanın netice itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması şeklinde kesinleştiği, kesin bir mahkumiyet anlamında olmadığı, ayrıca ceza dosyasında kusura ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı ve kararda davalıların hangi eylemleri nedeni ile cezalandırılmalarına karar verildiğinin açıklanmadığı, bu nedenle ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından hukuk hakimini bağlamayacağı, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı gerçek kişi işçilerin yangının çıkmasındaki kusur oranının davalı şirketin kusuru kapsamında yüzde on olduğunun belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesince alınan raporda ise; davalı işçilerin var ise kusurları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmekle; Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Kurumun yapmış olduğu bu giderlerin tümünü hakkaniyet indirimi yapılmadan gerçek zarar ilkesi uyarınca, yangının çıkmasında tam kusurlu olan davalı ...'tan isteyebileceği nazara alınarak; görüşüne başvurulan bilirkişi heyetinden ek rapor alınması suretiyle davalı işçiler ..., ... ve ...'nın var ise haksız fiile dayalı sorumluluklarının tespiti için dosyadaki tüm delillerin ve bilirkişi raporları değerlendirilip, davalı işçilerin orman yangınına sebebiyet verip vermedikleri, hangi eylemleri nedeni ile kusurlu olduklarının tespit edilmesi ve davacı Kurumun tazminini isteyebileceği gerçek zarar miktarının belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmında davalı tarafça yatırılan istinaf yargılama giderinin davalı ... A.Ş. vekilinden alınarak davacıya verilmesine şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.