Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2024/51 · K. 2025/47
Ceza Genel Kurulu 2024/51 E. , 2025/47 K. "İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1766-1154
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5273 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 52/2-4, 53, 55, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.04.2021 tarihli ve 99-149 sayılı hükmün, sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 20.05.2021 tarih ve 872-669 sayı ile; "1- Hükmün, TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmama gerekçesine ilişkin ikinci fıkrasından sonra gelmek ve ayrı bir fıkra olmak üzere; 'Hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık ...'dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL'yi aldığını söylemek suretiyle suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmamına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, yardım ve hizmetin niteliğine göre cezasından taktiren 1/3 oranında indirim yapılarak sanığın, 6 yıl 8 ay hapis ve 666 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,' ibaresinin eklenmesi suretiyle; 2- Hükmün, TCK'nın 52/2. maddesinin tatbiki ile gün cinsinden adli para cezasının parasal değere çevrilmesine ilişkin dördüncü fıkrasındaki, '1000 gün' ve '(20x1000)=20.000 TL adli para' ibarelerinin hüküm fıkrasından ayrı ayrı çıkarılması ve yerlerine aynı sıra ile '666 gün' ve '(20x666)=13.320,00 TL karşılığı adli para' ibaresinin yazılması suretiyle, 3- Hükmün, netice cezanın belirlendiği beşinci fıkrasındaki '10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine; '6 yıl 8 ay hapis ve 13.320,00 TL adli para' ibaresinin yazılması suretiyle, Diğer yanları usul ve yasaya uygun bulunan hükmün…" denilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Söz konusu hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 24.11.2021 tarih ve 15337-12369 sayı ile; "1- CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince ‘İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine’ karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünden sonra sanık yönünden TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanmasına karar verilebilmesi için CMK'nın 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirmesi yapıldıktan sonra eylemin kabulüne göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; 2- Tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanlarının kendi suçunu ortaya çıkarması yönünden bir etkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 25.02.2022 tarih ve 126-256 sayı ile; "...Açılan duruşma ve dosyada yeniden yapılan inceleme sonunda; sanığın, kendisine ait taksi ile tanığı olay yerinden aldıktan kısa bir süre sonra tekrar aynı yere bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, tanık ...'ın, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair kolluk ifadesinin avukat huzurunda alınmış olması, olay öncesi yapılan telefon görüşmeleri ve sanığın 200 TL parayı tanıktan aldığını kabul etmesi karşısında, atılı suçun sübut bulmadığı yönündeki istinaf itirazları ile savunmalar yerinde görülmemiş ancak; fiziki takip sırasında alışverişin görülmemiş olması, sanığın üzerinde veya arabasında uyuşturucu maddeye rastlanmaması, sanık hakkında yapılmış teknik takibin de bulunmaması hususları birlikte nazara alındığında, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık ...'dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL'yi aldığını söylemek suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği indirim yapılması gerektiğinin kanaatine varıldığından…" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar vermiştir. Hükmün Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.04.2022 tarih ve 5625-5189 sayı ile; "...Direnme kararında bozma nedenlerinin tartışılmış olması, ilk kararda yer almayan daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulması karşısında, karar, şeklen direnme gibi görünse de özde ilk karar mahiyetinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olarak kabulü ile temyizen inceleme görevinin Yargıtay Ceza Dairesine ait olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;" şeklindeki açıklama ile; "Tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanlarının kendi suçunu ortaya çıkarması yönünden bir etkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince ise 09.09.2022 tarih ve 1766-1154 sayı ile; "Açılan duruşma ve dosyada yeniden yapılan inceleme sonunda; sanığın, kendisine ait taksi ile tanığı olay yerinden aldıktan kısa bir süre tekrar aynı yere bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, tanık ...'ın, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair kolluk ifadesinin avukat huzurunda alınmış olması, olay öncesi yapılan telefon görüşmeleri ve sanığın 200 TL parayı tanıktan aldığını kabul etmesi karşısında, atılı suçun sübut bulmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; fiziki takip sınasında alışverişin görülmemiş olması, sanığın üzerinde veya arabasında uyuşturucu maddeye rastlanmaması, sanık hakkında yapılmış teknik takibin de bulunmamasıhususları birlikte nazara alındığında, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık ...'dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL'yi aldığını söylemek suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği indirim yapılması gerektiği…" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2022 tarihli ve 127644 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 10.01.2024 tarih ve 15138-279 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.