Davalı vekili; davacı tarafından talep edilen yatırım bedelinin ilgili mevzuat kapsamında yalnızca "geri ödeme başvurusunun yapıldığı tarihte kullanım yeri maliki'' tarafından talep edilebileceğini, bu kapsamda davacının mülkiyet hakkını ispat edici belge sunamadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, ıslah edilen miktara karşı zamanaşımı definde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmiş denetime elverişli raporda talep edilen dava konusu 982.285,39 TL bedelin 07.11.2008 olan geçici kabul tarihinden 27.12.2018 dava tarihine kadar TÜİK'in parasal değer güncelleme raporuna göre 2.411.509,41 TL olduğunun belirtildiğini, dava konusu yatırım bedelinin davacı tarafça fatura karşılığında ödendiği ve tesisler davalıya devredildiği halde bedelinin ödenmediğini, davacının mal varlığındaki azalma ile bağlantılı olarak davalının malvarlığının çoğaldığını ve davalının zenginleşmesinin yargılama sürecinde artan oranda devam ettiğini, bu nedenle güncellenmiş bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında güncellenmiş değer üzerinden hüküm kurulması gerektiğinin belirtildiğini, yine dava konusu değerin güncellenmiş hali ile ederine ticari faiz işletilmesi yönünden hüküm kurulması gerekirken salt dava konusu değere yasal faiz işletilmesinin davacının uğradığı maddi kaybı arttırdığını, ayrıca yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davalı şirketin elektrik piyasasında dağıtım faaliyeti ile iştigal eden bir şirket olarak kamu hizmeti ifa ettiğini, dolayısıyla genel hukuk kuralları yanında elektrik enerjisi piyasası mevzuatına da uymakla yükümlü olduğunu, elektrik enerji mevzuatının sisteme bağlantı yapmak isteyen kullanıcıların, söz konusu yatırımı dağıtm şirketi ya da TEİAŞ adına yapmasını mümkün kıldığını, bu dava konusu tesis bedelinin de kullanıcı tarafından tesis edilen yatırım kapsamında olduğunu, EPDK'nın 24.05.2016 tarihli yazısı ile söz konusu tesise ilişkin olarak kullanım yeri malikine ödenmesi yönünde görüş bildirdiğini, davalı şirketçe davacı yanın geri ödemeye esas taleplerinin EPDK'nın ilgili görüşü nedeni ile karşılanamadığını, söz konusu tesise ilişkin olarak kullanım yerinin mülkiyetinin belgelendirilmesi akabinde değerlendirileceğini belirttiklerini, dava devem ederken EPDK tarafından maliklere ödeme yapılması yönündeki görüşten dönülerek, ödemenin yatırım tesisini yaptığını /fınanse ettiğini belgelendiren gerçek veya tüzel kişilere yapılması gerektiği yönünde görüşün direkt olarak Mahkemeye bildirildiğini, Mahkeme tarafından da dava açıldıktan sonra EPDK tarafından görüş değiştirildiğinin açıkça belirtildiğini, anlaşıldığı üzere davanın açılmasına davalı şirketçe sebebiyet verilmediğini, yine kullanıcı tarafından TEİAŞ ya da dağıtım şirketi adına bir tesis yapılması durumunda, bu tesise ilişkin geri ödeme usul ve esaslarının elektrik piyasası mevzuatı incelenerek belirlenmesi gerektiğini, Mahkeme tarafından aktif husumet itirazları değerlendirilmeden dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi tarafından taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde hesaplama yapıldığını, yapılan bu hesaplamaya ilişkin itiraz sunulmasının savunmanın genişletilmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, zira davanın açıldığı tarihteki mevzuat hükümleri gereği dava konusu yatırım bedelinin davacı tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin dava tarihinde EPDK kararlarına ve elektrik piyasası mevzuatına uygun şekilde davrandığını, EPDK tarafından usul ve esasları belirlenmiş ve birim fiyatları yıllık olan elektrik tesisi unsurları ile sahadaki fiili durumun tespiti sonrası yapılan işlerin kalem kalem karşılaştırması dahi yapılmadan ve EPDK'nın birim fiyatları dikkate alınmaksızın sadece davacı tarafın sunduğu projelerdeki keşif bedellerinin güncellenmesi ile hesaplama yapıldığını, bu durumun davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, davacı tarafından talep edilen 982.285,39 TL'nin geçici kabul tutanağına dayalı hesaplanan bedel olduğunu, geçici kabul tutanağında yer alan bedelin ise iş bu dava konusu yatırım bedelinin tesis edildiği projenin keşif bedeli olduğunu, dava konusu yatırımlara ilişkin projelerin bir çoğunda güzergah değişikliği gibi nedenlerden dolayı değişiklikler meydana geldiğini ve dolayısıyla da projede kullanılan malzemelere ait miktarların değişebildiğini, geçici kabul tutanağında belirtilen tesislerin gerçekte kurulan tesisler olmayabileceğini, davacı tarafından hazırlanan projede gösterilmesine rağmen kurulmayan tesisler bulunduğundan, davacı yanın geçici kabul tutanağında yer alan bedeli talep etmesi halinde davacı tarafından kurulmayan tesislerin bedelinin de davalı şirketten tahsili ile kamu zararı doğmasına ve davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açılacağını, ayrıca hesaplamaya AG kabloları dahil edilmişse de bu kalemin davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığını, keşif yapılmaksızın yapılan hesaplamanın doğru olmayacağını, yatırım bedelini oluşturan gerçekte kurulan tesisin keşif ile belirlenmesi gerektiğini, bunun için öncesinde EPDK'dan hesaplama metodunun ve AG kablolarının hesaplamaya dahil edilip edilmediğinin sorulması gerektiğini, projenin davacı yan tarafından hazırlandığını, yatırımın mülkiyetinin TEDAŞ'a ait olduğunu, davalı şirketin sadece işlettiğini, dolayısı ile tesislerin bedelinin EPDK tarafından davalı şirkete ödendiğini, taraflar arasında eser sözleşmesi olmadığını, davacı taleplerinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olması nedeniyle de 2-10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, davacının sözkonusu tesisi 04.10.2007 tarihinde tamamladığını, bu konuda talebini ise davalı şirkete 15.10.2018 tarihinde ilettiğini dolayısıyla öğrenme tarihinden 11 yıl geçtikten sonra talepte bulunduğundan davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, davanın açıldığı tarihte haklılık durumu söz konusu olduğundan aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de yanlış olduğunu, ayrıca bozma sonrası ödenmiş harçların dikkate alınmaması nedeniyle fazladan harç ödenmesine yol açıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; yapımını üstlendigi inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak için davacı şirket tarafından inşa edilen ve sonrasında davalı dağıtım şirketine devredilen dağıtım tesisi için yapılan giderin tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun bulunmasına, uyuşmazlığın gerçek vekaletsiz iş görme olarak nitelendirilmesi ile geçici kabulünde bir eksiklik veya kusur tespit edilmeyen dağıtım tesisinin inşası için yapılan masrafın davalı dağıtım şirketinden talebe uygun olarak yasal faiziyle tahsiline karar verilmesinin Dairemizin yerleşmiş uygulamasına uygun bulunmasına, hükmedilen vekalet ücretlerinin tarifeye uygun ve öncesinde tahsil edilmiş harçların iade veya mahsubu hakkında talep halinde karar verilebileceğinin belirtilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.