Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/547 · K. 2024/11931
11. Ceza Dairesi 2024/547 E. , 2024/11931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Konya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2023 tarihli ve 2023/436 Esas, 2023/711 Karar sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.01.2024 tarihli ve 2023/30608 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.01.2024 tarihli ve KYB-2024/2434 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.01.2024 tarihli ve KYB-2024/2434 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında, Konya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli kararı ile 213 sayılı Kanun'un 359/b maddesi uyarınca verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesini müteakip, anılan Kanun'un ilgili suç maddesine yönelik, 7394 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler uyarınca yapılan uyarlama talebi üzerine duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması neticesinde, sanıkların 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yılları içerisinde sahte belge kullanmak suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediklerinden bahisle tayin olunan 3 yıl hapis cezasından, sanıkların suçu aynı takvim yılı içerisinde değişik zamanlarda işlemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılarak 3 yıl 9 ay hapis cezası belirlenmesini müteakip, sanıkların farklı takvim yılları içerisinde birden çok kez atılı suçu işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca tekrar 2/4 oranında artırım yapılarak belirlenen 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasından, anılan Kanun'un 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranından indirim yapılması sonucu sanıkların sonuç olarak iki kez zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmış ise de, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinin (a) fıkrasına 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile son fıkrasından önce gelmek üzere eklenen fıkralarda, “Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir. Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır. Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, Somut olayda, 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yılları içerisinde ve her takvim yılı içerisinde değişik zamanlarda birden çok kez sahte belge kullandığı anlaşılan sanıklar hakkında, temel cezanın belirlenmesini takiben, 7394 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine eklenen fıkra uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında bir kez artırım yapılması gerektiği, bu kapsamda suçun birden fazla takvim yılında ve her takvim yılı içerisinde birden çok kez işlenmesi halinin temel cezanın tayininde yahut zincirleme suç hükümlerinin tatbikinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilebileceği ve ancak teşdid sebebi yapılabileceği gözetilmeksizin, sanıklar hakkında iki kez zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilerek, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.