İncesu Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2014/361 Esas, 2015/563 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yerdeki kadastro çalışmalarının 2004 yılında tamamlandığı, 2004 yılından geriye doğru 20 yıllık süre değerlendirildiğinde taşınmazın malik sıfatıyla davasız aralıksız kullanımının mevcut olduğu, jeodezi ve fotogrametri mühendisinin raporunda dava konusu yerin tarımsal faaliyette kullanıldığının belirlendiği, kadastro tarihi olan 2004 yılından tarımsal faaliyetin yapıldığının anlaşıldığı 1954 yılına kadar 50 yıllık bir sürenin geçtiği, bu süre içinde taşınmazın davasız ve aralıksız kullanıldığının mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı, buna göre davacı Hazine tarafından açılan davanın haksız olduğunun anlaşıldığı, zilyetlikle mülk edinmeye ilişkin davalı lehine kanuni şartların mevcut olduğu ve mülkiyetin kazanılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.10.2017 tarihli ve 2015/13357 Esas 2017/6687 Karar sayılı kararıyla; taraf koşulu dava şartlarından olup Mahkemece bu şart yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulamayacağı, Mahkemece çekişmeli taşınmaz üzerinde ipotek hakkı bulunan Ziraat Bankasına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeden taraf koşulu sağlanmaksızın karar verildiği, taraf teşkili yöntemince sağlanmadan karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi keşifte hazır bulunan ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazda (B) harfi ile gösterilen bölümün 6. sınıf arazi olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtildiği halde, jeodezi bilirkişisinin 1975 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tümünde tarımsal faaliyet bulunduğunu belirtmiş olması nedeniyle bilirkişi raporları arasında oluşan çelişki giderilmeden karar verilmiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve incelemenin de hükme yeterli bulunmadığı, davacı tarafa davasını 239 ada 10 parsel sayılı taşınmazda ipotek hakkı bulunan Ziraat Bankasına da yöneltmesi için süre ve imkan tanınarak taraf koşulunun sağlanması, taşınmazın başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, keşifte yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, taşınmaz üzerinde ne olduğu, imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise hangi tarihte tamamlandığı hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, keşifte alınan beyanların komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmesi; ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın imar-ihya edilip edilmediğini, edilmiş ise hangi tarihte tamamlandığını, kullanım durumunu ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığını kesin olarak belirtir şekilde, taşınmazı değişik yönlerden gösteren fotoğraflarının da eklendiği, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri uzmanı ile fen bilirkişisinden keşfi izlemeye imkan verir harita ve rapor düzenlemelerinin ve çekişmeli taşınmazın hava fotoğrafları üzerindeki konumunu işaretleyerek ziraat bilirkişi kurulu ile birlikte hava fotoğraflarında gözüken niteliğinin belirlemelerinin istenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İncesu Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.02.2018 tarihli 2017/100 Esas, 2018/27 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda taraf teşkilinin sağlandığı ve bilirkişilerden rapor temin edildiği, dava konusu yerdeki kadastro çalışmalarının 2004 yılında tamamlandığı, 2004 yılından geriye doğru 20 yıllık süre değerlendirildiğinde taşınmazın malik sıfatıyla davasız aralıksız kullanımının mevcut olduğu, jeodezi ve fotogrametri mühendisinin raporunda dava konusu yerin tarımsal faaliyette kullanıldığının belirlendiği, kadastro tarihi olan 2004 yılından tarımsal faaliyetin yapıldığının anlaşıldığı 1954 yılına kadar 50 yıllık bir sürenin geçtiği, bu süre içinde taşınmazın davasız ve aralıksız kullanıldığının mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı, buna göre davacı Hazine tarafından açılan davanın haksız olduğu, zilyetlikle mülk edinmeye ilişkin davalı lehine kanuni şartların mevcut olduğu ve mülkiyetin kazanılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli ve 2018/2332 Esas 2021/2491 Karar sayılı kararıyla; davacı Hazine vekilinin çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya içeriğine, Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz itirazlarının reddiyle bu bölüm hakkındaki usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına; davacı Hazine vekilinin çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davalı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince taşınmaz üzerindeki çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla sürdürülen zilyetliğin taşınmazın ekonomik amacına uygun şekilde sürdürülmesinin zorunlu olduğu, somut olayda, dosyaya sunulan ziraat bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanılmadığı, halen boş vaziyette olduğu, fazla eğimli ve yer yer kayalık olması nedeniyle toprak işlemeli tarım kültürüne elverişli olmadığının belirtildiği ve rapora taşınmaz bölümüne ait fotoğrafların eklendiği, ayrıca dosyaya sunulan jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi raporunda da taşınmaz bölümünün 1992 yılında boş ve doğal görünümde olduğu ve tarımsal faaliyete konu olmadığının bildirildiği, hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmaz bölümünde davalı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davacı Hazine vekili ve yargılama sırasında ölen davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş, Dairenin 21.09.2022 tarih ve 2022/4536 Esas, 2022/5972 Karar sayılı kararıyla karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İncesu Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.01.2024 tarih ve 2023/14 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararıyla; davacının davasının Yargıtay bozma ilamında yer alan ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm yönüyle kabulü ile dava konusu Kayseri ili, İncesu ilçesi, ... köyü 239 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 01.10.2015 hakim havaleli fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen mavi kalem ile boyanmış 7.301,74 m2 yüz ölçümlü kısmının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.