V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
1. 1957 yılında Erzurum ili, Oltu ilçesi, Tuzla köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda nizalı taşınmaz bölümü dere yatağı vasfıyla tescil harici bırakılmıştır.
2. Mahkemece hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen dava ve temyize konu nizalı taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. 4721 sayılı TMK'nın 713/3. maddesi gereğince, tescil davalarında Hazine'nin yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi zorunludur. Yasal hasım konumundaki kamu tüzel kişileri davada taraf olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması isabetsizdir. Somut olayda dava, Hazine ve Tuzla Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açılmış ve yargılama sırasında ...’na husumet yaygınlaştırılmış ise de karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ...'nın da davada taraf olması gerektiği Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Karar verildikten sonra hükmün, davada yer almayan ...'na tebliğ edilmiş olması da taraf teşkili eksikliğini gidermez. Bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, Mahkemece nizalı taşınmaz bölümünün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiş, nizalı taşınmaz bölümünün bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca uygulama kadastrosu çalışması yapıldığı halde, nizalı taşınmazların sınırlarında bulunan taşınmazlara ait uygulama kadastrosu tutanakları ile güncel kadastro paftası getirtilip dosya arasına alınmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle davacı tarafa davasını ...'na da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde, sözü edilen Büyükşehir Belediyesinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanılmalı; hükme esas alınan 10.07.2009 tarihli teknik bilirkişi raporu yazılacak müzekkerelere eklenmek suretiyle rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, imar planı kapsamında kalıyorsa ilk defa hangi tarihte, hangi imar planı kapsamına alındığı ve imar planının kesinleşme tarihinin ne olduğu ... ile ...'ndan ayrı ayrı sorularak alınacak yazı cevabı ve buna ilişkin tüm plan ve haritalar getirtilmeli, nizalı taşınmazın sınırlarında bulunan yeni 159 ada 104, 106, 107, 108, 124, 125 ve 126 parsel sayılı taşınmazlara ait uygulama kadastrosu tutanaklarının onaylı örnekleri ile söz konusu taşınmazları bir arada gösterir güncel pafta getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeolog bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile teknik bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmaz bölümünün öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihya faaliyetinin ne zaman tamamlandığı, davacı tarafından taşınmazın babasından kendisine kaldığı iddia edildiğine göre taşınmazın davacıya ne şekilde kaldığı (taksim, hibe, satış vs) hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; teknik bilirkişiden keşfi izlemeye elverişli krokili rapor aldırılmalı; 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, nizalı taşınmaz bölümünün toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve kullanım durumunun ne olduğunu belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye dosya arasına aldırılan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak nizalı taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden nizalı taşınmaz bölümünün dere yatağı vasfında olup olmadığını veya dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında değilse derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan gerekçeli rapor alınmalı; dava konusu taşınmaz imar planı içinde kalıyorsa imar planının kesinleşme tarihinin dava tarihinden önce olması halinde kesinleşme tarihine kadar, aksi halde dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerindeki kazanma koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı hususu üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, nizalı taşınmaz bölümünün hangi vasıfla davacı adına tesciline karar verildiğinin hüküm yerinde gösterilmemiş olması dahi isabetsiz olup kararın açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.