K A R Ş I O Y
5237 sayılı TCK’nin “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasındaki; “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında ... cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Buna göre; 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş olan herhangi bir suç nedeniyle alt ve üst sınırlar arasında bir ceza belirlenmesi gerektiğinde, kural olarak göz önünde bulundurulması gereken ölçüt, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddenin 1. fıkrasındaki düzenlemedir.
Hâkimin ... cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin, TCK’nin 61. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, basamaklı ceza öngören suçlarda, iki sınır arasında cezayı belirleme konusundaki takdir yetkisi her somut olayın özelliğine göre kanunun genel amacı ve felsefesi gözetilerek TCK’nin 61. maddesinde sıralanan ölçütlere göre kullanılmalıdır.
Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinden önceki tarihlerde sanık ...'ın işletmiş olduğu, sanık ...'in sürekli olarak, sanık ...'ın ise zaman zaman çalıştığı ekmek fırınında çalışmaya başladığı ve olay tarihinden bir hafta kadar önce maktül ile arasında geçen bu olayları diğer sanıklar ..., ... ve ...'e anlatıp maktul ile arasında yaşanan olaya ilişkin çekmiş olduğu videoyu sanıklara izlettirdiği ve bunun üzerine Sanıkların maktulü çağırıp konuşmaya karar verdikleri,
11/12/2021 günü sanık ...'ın arkadaşı olan ...'e ait Çevril Mahallesinde bulunan bağ evini ayarladığı,
Suça sürüklenen çocuğun kendi telefonundan araması halinde maktulün gelmeyeceğini düşündükleri için sanık ...'ın suça sürüklenen çocuktan elde ettiği numaradan sondaj işi yapan maktulü arayarak Çevril mahallesindeki bağ evinde sondaj işi olduğunu söyleyip maktulün olay yerine çağırdığı,
Sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun olay günü saat 18:00 sıralarında bağ evine geldikleri, burada iken sanık ...'in maktulü tekrar arayarak eve davet ettiği ve evin yerini tarif ettiği, bir süre sonra sanık ...'in olay yerine geldikleri kendisine ait arabada sıkıntı olduğunu söylemesi üzerine SSÇ ... ve sanık ...'ın, ...'in aracını alarak şehir merkezine götürdükleri, sonrasında şahısların sanık ...'in ikametine giderek ...'in eşinden, ...'e ait ... plaka sayılı aracı aldıkları ve yeniden olay mahalli olan bağ evine döndükleri, bu süre zarfında maktul ...'ın ... plaka sayılı aracı ile olay mahalli olan bağ evine geldiği,
Maktul ...'ın oturma odasında koltukta oturduğu sırada, ...'in, maktule istismar olayı ile ilgili sorular sorduğu sırada suça sürüklenen çocuğun evin mutfağından aldığı siyah saplı bıçak ile odaya döndüğü ve maktul ...'ın sol bacak popo kısmının alt tarafına bıçak ile vurduğu, bıçağın yamulması üzerine suça sürüklenen çocuğun tekrar mutfağa giderek bu kez yeşil saplı bıçağı alarak odaya geldiği ve maktul ...'ın yine sol bacak baldır üst yan kısmına 2 kez daha sapladığı, hırsını
alamayan suça sürüklenen çocuğun ...'ın bir kere daha mutfağa gittiği ve yeni bir bıçak alarak odaya döndüğü ve maktul ...'ın sol baldır kısmına ve batın alt kısmına sapladığı, bu sırada bütün sanıkların odanın içerisinde olmalarına karşın suça sürüklenen çocuğa müdahale etmedikleri, suça sürüklenen çocuğun en son kullandığı iki adet bıçağı sobanın içerisine attığı, beyaz bir çarşafla maktulün kanını durdurmaya çalıştığı ve ambulansı arayarak maktulü bıçakladığını söyleyerek yardım çağırdığı, sonrasında diğer sanıklar ile birlikte maktulü sürükleyerek evin balkon kısmına çıkardıkları ve maktulü orada bırakarak ambulans gelmeden olay yerinden kaçtıkları,
Maktul ...'ın vücuduna isabet eden 5 adet kesici alet yarası nedeniyle büyük ve orta çaplı damar kesilerinden gelişen iç ve dış kanama sonucu olay yerinde hayatını kaybettiği sabit olan olayda;
Suça sürüklenen çocuğun olayın meydana geldiği evden temin ettiği üç ayrı bıçağı kullanarak maktulü yaralamak suretiyle büyük ve orta çaplı damar kesilerinden gelişen iç ve dış kanama sonucu ölümüne neden olmak suretiyle asli fail olduğu,
Her ne kadar bozma öncesinde yapılan yargılama neticesinde sanıklar ..., ... ve ...'in suça sürüklenen çocuk ile fikir ve ... birliği içerisinde hareket ettikleri ve suça sürüklenen çocuğun eylemine asli fail olarak iştirak ettikleri gerekçesiyle TCK 37/1. maddesi uyarınca asli fail olarak sorumlu oldukları kabul edilmiş ise de Yargıtay 1. Ceza Dairesinin uyulmasına karar verilen 20/02/2024 tarihli, 2023/4309 Esas, 2024/1086 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; sanıklar ..., ... ve ...'in suça sürüklenen çocuğun eylemine asli fail olarak katıldıklarına dair somut delil bulunmaması, ancak maktulün olay yerine davet edilmesi, olay yerine birlikte gidilmesi, öldürme sırasında asli failin yanında bulunmaları, ona engel olmamaları, maktulün yaralanması olayının bitimini müteakip onu kaldırarak olayın geliştiği evden dışarı çıkıp bahçeye atmaları ve olaydan sonra kaçmaları karşısında, bu eylemlerinin fiil üzerinde ortak hakimiyet kurma boyutuna ulaşmadığı, ancak suça sürüklenen çocuğun maktulü öldürme eylemine TCK 39/2-c maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla katıldıkları kabul edilerek sanıklar ..., ... ve ...'in maktule yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/2-c( yardımın ağırlığı dikkate alınarak 15 yıl) 62, 53. maddeleri uyarınca 12 şer yıl 6 şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Sanık ... hakkında ise kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/2-c, 53, 58. maddeleri uyarınca yardımın ağırlığı dikkate alınarak 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına Karar verilmiş ise de;
Sanıklar ... ve ...'in ancak maktulün olay yerine davet edilmesi, olay yerine birlikte gidilmesi, öldürme sırasında asli failin yanında bulunmaları, ona engel olmamaları, maktulün yaralanması olayının bitimini müteakip onu kaldırarak olayın geliştiği evden dışarı çıkıp bahçeye atmaları ve olaydan sonra kaçmaları şeklindeki eylemlerinin TCK’nin 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak belirtilen
1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım olarak
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
2- Manevi yardım olarak
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, şeklindeki unsurların tamamını veya tamamına yakın kısmını kapsaması halinde TCK'nin 81. maddesi delaletiyle TCK'nin 39/1-2. maddesinde belirtilen üst sınır olan 15 yıla kadar hapis cezası verilebileceği şeklindeki düzenleme de TCK’nin 61. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, sanıkların suça katılma kasıtları, sanıkların amaç ve saikleri gibi yasal unsurlara göre sanıkların eylemlerinin üst sınır olan 15 yıl hapis cezasının verilmesini gerektirmediği gibi, mahkemenin teşdit gerekçesinde belirtilen Sanıklar ... ve ...'in ancak maktulün olay yerine davet edilmesi (sadece sanık ... telefon ederek çağırmıştır), olay yerine birlikte gidilmesi (ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilemez), öldürme sırasında asli failin yanında bulunmaları( Manevi yardım olarak Suç işleme kararını kuvvetlendirmek mahiyetindedir), ona engel olmamaları ile maktulün yaralanması olayının bitimini müteakip onu kaldırarak olayın geliştiği evden dışarı çıkıp bahçeye atmaları ve olaydan sonra kaçmaları (suça katıldıklarının gerekçesi) eylemlerine göre alt sınır (10 yıl) veya alt sınıra yakın bir ceza verilmesi gerektiği görüşündeyim.