IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 26.02.2014 tarihli ve 2012/29 Esas, 2014/157 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 09.11.2015 tarihli ve 2014/11511 Esas, 2015/18900 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1-19.05.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan bu davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. ve 12 nci maddeleridir.
5510 sayılı Kanunun 'İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu' başlıklı 21 nci maddesine göre; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalıların Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Eldeki davada mahkemece, hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin gelire giriş tarihinde ilk kez belirlenen tutarlar yerine, artışları da içerisine alacak şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. ... Gözler, 'Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine', Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.
Eldeki davada da, kazılan kanalizasyon çukurunun içine girdiği esnada üzerine toprak kayması nedeniyle vefat ettiği anlaşılan sigortalının ölümü ile ilgili olarak açılan tazminat ve ceza davalarının bulunduğu, ceza davasında çukuru kazan ve şirket yetkilisi olan şahısların yargılandığı ve bu kişiler hakkında verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin mahkemece araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ceza dosyası da celbedilerek, soyut ifadelere dayanmayan, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı ve dayanağı mevzuat hükümleri ayrıntılarıyla irdelenerek, iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınacak kusur raporu ile sonuca gidilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması isabetsizdir..."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 10.02.2017 tarihli ve 2016/51 Esas 2017/51 Karar sayılı karar ile tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla bilirkişi raporu aldırıldığı, İş Güvenliği Uzmanı bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davalı Teknik Yapı'nın % 50, davalı ... İnşaaat Ltd. Şti.nin % 30, dava dışı idarenin % 10, müteveffe işçi ...'ın % 10 oranında kusurlu olduğu, davalılar ... ..., ... ... ve ... ...'un kusurlarının bulunmadığı belirtildiği, bozmadan sonra alınan heyet bilirkişi raporunu tanzim eden makina mühendisi ... ... ..., İş güvenliği uzmanı Kadir Töreli ve hukukçu ... ...'dan oluşan bilirkişi heyeti raporunda da kusur oranları aynı çıktığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 46.332,42 TL peşin sermaye değeri alacağının 20.10.2011 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 10.02.2017 tarihli ve 2016/51 Esas 2017/51 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 19.09.2017 tarihli ve 2017/3325 Esas, 2017/5888 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Eldeki davada mahkemece verilen 26.02.2014 tarihli hüküm, Dairemizin 09.11.2015 günlü ve 2014/11511 E., 2015/18900 K. sayılı ilamı ile 'Mahkemece, ceza dosyası da celbedilerek, soyut ifadelere dayanmayan, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı ve dayanağı mevzuat hükümleri ayrıntılarıyla irdelenerek, iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınacak kusur raporu ile sonuca gidilerek karar verilmesi' gereğine işaret edilerek yeni bir değerlendirme yapmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de, bozma kararının yerine geldiğinden bahsedilmesi olanaksız olup, aldırılan kusur raporu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü kapsamında, ceza mahkemesinin kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahip oluşu ve ceza davasında kesinleşen maddi olguların bu davada da dikkate alınması gereği ile ceza davasında yargılanan ... ... ile ... ...’un üçüncü kişi sıfatları nedeni ile meydana gelen olay üzerinde etkilerinin bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekirken, sadece haklarında verilen karar türü itibari ile değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi isabetsizdir.
O halde Mahkemece, ceza davasında yargılananlar bakımından, maddi olgu denetimi yapılarak, bu kişilerin üçüncü kişi sıfatıyla kusurlarının bulunup bulunmadığı hususunu irdeleyen, iş kazasının olduğu meslek kolu ile iş ve işçi güvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu aldırılmalı ve 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereğince hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin gelire giriş tarihinde ilk kez belirlenen tutarlarını dikkate alarak bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddî ve hukukî olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir..."
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 16.01.2019 tarihli ve 2018/1 Esas, 2019/5 Karar sayılı karar ile tespit edilen kusur oranları bozmadan önce alınan kusur oranları ile aynı olduğundan davacı Kurumun zarar miktarı konusunda hesap bilirkişisi ... ... tarafından düzenlenen 11.01.2014 tarihli rapordaki tespit ve değerlendirmeler ile hesaplama yöntemi, denetlenerek kabul gördüğü ve hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 46.332,42.TL peşin sermaye değeri alacağının 20.10.2011 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
E.Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 16.01.2019 tarihli ve 2018/1 Esas, 2019/5 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 20.04.2021 tarihli ve 2019/5585 Esas, 2021/5588 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"..Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de, bozma kararının yerine geldiğinden bahsedilmesi olanaksız olup, bozma öncesinde alınan rapor ile aynı içerik venitelikte değerlendirmeler içeren yani rapora dayalı karar verilmemeli, ceza davasında kesinleşen maddi olguların bu davada da dikkate alınması gereği ile ceza davasında yargılanan ... ... ile ... ...’un üçüncü kişi sıfatları nedeni ile meydana gelen olay üzerinde etkilerinin bulunup bulunmadığının irdelenmesi ile bu kişilerin maddi olgu üzerinde üçüncü kişi sıfatıyla kusurlu etkilerinin bulunması hallinde davacı Kurumun teselsüle dayalı olarak talebinin varlığı dikkate alınmalı ve teselsül dikkate alınarak bir karar verilmelidir.
Diğer taraftan, uyulan bozma ilamına göre usuli kazanılmış hakka da aykırılık teşkil edecek şekilde hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin gelire giriş tarihinde ilk kez belirlenen tutarlarını dikkate alarak bir karar verilmesi gereğinin de yerine getirilmemesi usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedenidir..."
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen dosyadan tanzim olunan 13.07.2022 tarihli İş Güvenliği Uzmanı Raporuna göre; Davalı işveren ... İn.Şti. %50 kusurlu olup bu kusurun %5'lik kısmının ... ...'a ait olduğu, Davalı Teknik Yapı Şti %30, Davalı İdare (İst.Bel Baş.). %10, müteveffanın ise %10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği... bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinden (|Bağlanan gelirler yönünden 46.411.07TLx%85kusur =39.449.41 TL, Bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri davalı 3.şahıs yönünden 46.411.07x1/2x%5 kusur = 1.160.28TL ve toplamda 40.609.69TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 40.609,69 TL peşin sermaye değeri alacağının 20.10.2011 gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.