V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/1158 Esas, 2019/1245 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 17.06.2021 tarihli ve 2020/3492 Esas, 2021/8519 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2,3,6,9 ve 10 uncu maddeleridir.
2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde; "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanun'un 10 uncu maddesine göre ise kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; nüfus müdürlüğü, ilçe seçim kurulu başkanlığı ve muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, kooperatif veya birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi" başlıklı 52, "Zirai Kazançta Vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun "Vergi Kesenlerin Sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11.maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler ilçe tarım müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, ...nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Öte yandan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2926 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin 26.03.1994 günlü 4 nolu tebliğine göre ürün bedellerinden % 1 oranında tevkifat yapmakla yükümlü gerçek ve tüzel kişilerin bu tevkifatı yaparak kurum hesabına intikal ettirmek zorunda oldukları, kesinti yaptığı halde Kurum hesabına yatırmayan gerçek veya tüzel kişilerin, Kuruma karşı sorumlu oldukları, bu kesintilerin yasal faiziyle birlikte kendilerinden tahsil olunacağı TCK.'nun 526 ncımaddesi gereğince cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulacağı bildirildiğinden davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığın kabulü için yeterli olup, kesintiyi yapan davalı Kuruma karşı sorumlu olacağından kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olması dahi sonuca etkili değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurul' unun 15.02.2017 tarih 2015/10- 1283 E. 2017/242 K. sayılı kararına göre de tevkifat kesintisinin kuruma intikal etmemesi tarım Bağ-kur sigortalılık ... kazanmasına engel değildir.
Somut olayda, davacının teslim ettiği ürünlerden ... Yağ Maddeleri Ürünleri Petrol ve İnş. San. Ltd. Şti tarafından yapılan prim kesintisini gösteren müstahsil makbuzunun yargılama sırasında dosyaya sunulduğunun anlaşılmasına göre prim kesintisinin kuruma intikal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş; yapılan tevkifatın kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağını göz önünde bulundurmak ve yukarıda anlatılan ilkeler ışığında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu süreleri tespit etmekten ibarettir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir..."
B.İlk Derece Mahkemesince İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından 13.01.2022 tarihli ve 2021/322 Esas, 2022/10 Karar ile davacının ... Mahallesinde ikamet ettiği, ... ... Mahalle muhtarlığı cevabı yazısında davacının mahalle sınırında kayalık ve sarp arazilerde zeytin tarımı yaptığı, arazilerin kendisine babasından miras kaldığı, zeytin tarımına hiç ara vermeden bu işi yaptığı ve zeytin tarımına uygun alet ve edevatlarına sahip olduğu, elde ettiği ürünleri sofralık zeytin ve zeytin yağı olarak değerlendirdiği, davacı adına kayıtlı bulunan zeytinliğe 22.09.1995 yılından itibaren sahip bulunduğu, davacının ... Yağı Kıda maddeleri Tar. Ürü. Pet. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş olan Ekim 1996 müstahsil alım listesi içeriğindeki bilgiler itibarıyla 23.10.1996 / 07005 sayılı faturaya dayalı olarak yağlık tane zeytin tesliminden dolayı 160.000 TL Bağ-Kur pirim kesintisi yapıldığı, 03.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının 16.06.2011 - 30.04.2012 tarihleri arasında prim ödemelerini gerçekleştirdiği, miktarının 15.907,07 TL olduğu, şirket tarafından düzenlenmiş olan tevkifat yapıldığını gösterdiği, Ekim 1996 müstahsil alım listesinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği ve kesinti yapılan tutarın kurum kayıtlarında bulunmadığı, bu nedenle 01.11.1996 tarihli tescilinin iptal edildiği, bu yöndeki Kurum işleminin iptalinin gerekeceği, Kurumca şartları sağlanamadığından yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamında davacının 01.11.1996 tarihinden itibaren ara vermeden zeytin tarım işini yaptığı sabit olmakla, davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığının kabulü için yeterli olup kesinti yapıldıktan sonra Kurum hesabına yatırılmamış olmasının sonuca etkili olmayacağı ve son olarak tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin davalar hizmet tespit davalarından farklı olarak yalnızca SGK aleyhine açılacağından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın davalı SGK yönünden kabulü ile, davacının, 01.11.1996 - 31.05.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve davacının tahsis talep tarihi 11.08.2016 tarihini takip eden ay olan 01.09.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, davanın davalı şirket yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/322 Esas, 2022/10 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 22.06.2022 tarihli ve 2022/7008 Esas, 2022/9679 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10 uncu maddeleridir.
Dosya içeriğinden; davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında başvurusu üzerine; Kurum tarafından 1996 yılı Ekim ayına ait tevkifat kesintisi dikkate alınarak davacının, 01.11.1996 tarihi itibariyle tescili sağlanmış olup 31.05.2011 tarihine kadar 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalı sayıldığı bu döneme ilişkin primleri ise 11.978 TL olarak defaten tahsil ettiği ancak 11.08. 2016 tarihli tahsis talebi üzerine tescile dayanak kıldığı tevkifatın kuruma intikal etmediği gerekçesi ile sigortalılık tescili ve sürelerini ve ayrıca yapılandırmayı iptal ettiği ve kurumca tahsil olunan primlerin iade olunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde; istek gibi tespite ve tahsise hükmedildiği görülmektedir. Davacının; 22.09.1995 iktisap tarihli 17.657 m2 zeytinliğinin bulunduğu, ziraat oda kaydının ise; 17.09.2002 tarihinde başladığı ve devam ettiği, dolaysıyla davacının talebinin aynı zamanda Kurum işleminin iptaline yönelik olup; Kurum’un davacının, tarımsal faaliyetinin varlığına ve daha önce kabul ettiği sigortalılık sürelerinin gerçekliğine ilişkin bir itirazı olmaksızın ne var ki, salt tescile esas aldığı tevkifat kaydının Kurum’a intikal etmediğine dair gerekçesi ile sigortalının ve yapılandırmanın iptaline karar vermesi karşısında mahkemece, tespite ilişkin olarak verilen hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; kurumun tahsil olunan primlerin iadesi yolundaki savunması üzerinde durulup davacının, 4/a kapsamındaki sigortalılık süresi, prim ve yaşa ilişkin tahsis koşulları irdelenip belirlenmesi noktası ikmal edilmeksizin ve bu kapsamda; prim borçlarının ödenmesinin sağlanıp tahsis koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılması halinde aylık başlangıcının ödemeyi takip eden ay başı olacağı gözetilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... Mahallesinde ikamet ettiği, ... ... Mahalle muhtarlığı cevabı yazısında davacının mahalle sınırında kayalık ve sarp arazilerde zeytin tarımı yaptığı, arazilerin kendisine babasından miras kaldığı, zeytin tarımına hiç ara vermeden bu işi yaptığı ve zeytin tarımına uygun alet ve edevatlarına sahip olduğu, elde ettiği ürünleri sofralık zeytin ve zeytin yağı olarak değerlendirdiği, davacı adına kayıtlı bulunan zeytinliğe 22.09.1995 yılından itibaren sahip bulunduğu, davacının ... Yağı Kıda maddeleri Tar. Ürü. Pet. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenmiş olan Ekim 1996 müstahsil alım listesi içeriğindeki bilgiler itibarıyla 23.10.1996 / 07005 sayılı faturaya dayalı olarak yağlık tane zeytin tesliminden dolayı 160.000 TL Bağ-Kur pirim kesintisi yapıldığı, 03.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının 16.06.2011 - 30.04.2012 tarihleri arasında prim ödemelerini gerçekleştirdiği, miktarının 15.907,07 TL olduğu, şirket tarafından düzenlenmiş olan tevkifat yapıldığını gösterir Ekim 1996 müstahsil alım listesinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği ve kesinti yapılan tutarın Kurum kayıtlarında bulunmadığı, bu nedenle 01.11.1996 tarihli tescilinin iptal edildiği, bu yöndeki Kurum işleminin iptalinin gerekeceği, Kurumca şartları sağlanamadığından yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamında davacının 01.11.1996 tarihinden itibaren ara vermeden zeytin tarım işini yaptığı sabit olmakla, davacının sattığı ürün bedelinden kesinti yapıldığının tespiti sigortalılığının kabulü için yeterli olup kesinti yapıldıktan sonra kurum hesabına yatırılmamış olmasının sonuca etkili olmayacağı ve son olarak tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin davalar hizmet tespit davalarından farklı olarak yalnızca SGK aleyhine açılacağından davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın davalı SGK yönünden kabulü ile davacının, 01.11.1996 - 31.05.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine ve davacının tahsis talep tarihi 11.08.2016 tarihini takip eden ay olan 01.09.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, davanın davalı şirket yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.