V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya kapsamından; (Ankara) Kadastro Mahkemesinin 1996/3 Esas, 2005/2 Karar sayılı kararıyla davaya konu 837 parselin tamamının orman olduğuna karar verildiğini ve ilgili kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, Gölbaşı(Ankara) Kadastro Mahkemesinin 1996/2 Esas, 2005/1 Karar sayılı kararıyla davaya konu 838 parselin de tamamının orman sayılan yerlerden olduğuna karar verildiği ve ilgili kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacının tutunduğu Sefer 267 tarihli 26/5031 sayılı tapu kayıtlarının Nısıf Hisse tapusu olduğu diğer nısıf pay tapusunun ne yerel tapu yönetiminde ne de Genel Müdürlük kayıtlarında bulunamadığı, bu nedenle böyle bir tapu kaydının gerçekte mevcut olup olmadığı belirlenemediği gibi Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 26.01.1987 tarihli ve 1984/20762 Esas, 1984/533 Karar sayılı bozma kararından önce ve sonra yapılan keşiflerde, yerel bilirkişiler tarafından gösterilen mevkiiler ve sınırlarına göre, bu tapu kayıtlarının çekişmeli parseli de çepeçevre kapsayacak şekilde bir sınır oluşturmadığı, sınırları açık kaldığından, tapu kaydının çekişmeli parselinde bulunduğu alanı kapsadığının söylenemeyeceği, kaldı ki, tutunulan tapu kayıtları değişebilir nitelikte sınırlar içerdiğinden, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, tapu kayıtları yüzölçümünden fazlasıyla gerçek kişiler adına tespiti kesinleştiğine göre öncesi ve eylemli durumu itibarıyla meşe ormanı olduğu belirlenen çekişmeli parseli de kapsamayacağı, taşınmazın hiçbir zaman hiç kimse tarafından da kullanılmadığı, yörede orman kadastrosunun 6831 sayılı Kanun hüküm uyarınca yapılıp 06.03.1996 tarihinde ilan edildiği, çekişmeli taşınmazların kısmen orman tahdidi dışında kaldıkları, ancak kadastro mahkemesindeki davalar sebebiyle 837 ve 838 parsellere ilişkin orman kadastrosunun kesinleşmediği, temyiz incelemesi yapılıp ilgili kararlar kesinleştikten sonra ...köyünde tapulama tespiti yapıldığı, tapulama tespiti yapılan 829 ila 838 parsellerin kütük sayfalarının 14.02.1997 tarihinde kapatılarak ...Mahallesine devredildikleri, davacının dayandığı Sefer 267 tarih 26/5031 sayılı tapu kaydının genel arazi kadastrosu sırasında 829 ila 838 numaralı parsellere uygulandığı, 837 ve 838 numaralı parsellerin orman yapıldığı, 829 parsel (453.250 m²), 830 parsel (291.500 m²), 831 parsel (201.500 m²), 832 parsel (69.000,00 m²), 833 parsel (2.178.875,00 m²), 834 parsel (33.625,00 m²), 835 parsel (80.750,00 m²) ve 836 (363.625,00 m²) numaralı parsellerin ise hükmen tapu malikleri adlarına tescil edildiği, dayanak tapu kaydının miktarından fazlasıyla dava dışı 829 ila 836 parsellere revizyon gördüğü anlaşılmakla 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.