Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/628 · K. 2025/82
Hukuk Genel Kurulu 2024/628 E. , 2025/82 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/857 E., 2023/209 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 09.05.2011 tarihli ve 2011/3798 Esas, 2011/5389 Karar sayılı BOZMA kararı 1.Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın yargı yolu yönünden reddine ilişkin karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararından sonra mahkemece verilen direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 4. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 5. Davacı ... İl Özel İdaresi (İdare) vekili dava dilekçesinde; davalılarca Dicle Nehri kıyısından kaçak kum çıkarıldığının müvekkilince tespit edilmesi üzerine 5177 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (3213 sayılı Kanun) 12. maddesi ile 1(a) Grubu Madenleri İle İlgili Uygulama Yönetmeliğinin 18. maddesi gereğince davalı şirketler aleyhine idari para cezası düzenlendiğini, 05.05.2005 tarihli yazı ile ödenmesi istenen idari para cezasının süresinde ödenmemesi üzerine Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğünün 2005/4175 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan haksız itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, davalıların takibe yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına mahkûm edilmelerine karar verilmesini talep etmiştir. 6. Davanın devamı sırasında ... İl Özel İdaresinin 6360 sayılı Kanun ile tüzel kişiliği sonlandırıldığından dava ... Yatırım, İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından takip edilmiştir. Davalı Cevabı 7. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin ... (Üniversite) ile yaptıkları sözleşmeye dayanarak üniversite arazisi içinde bulunan sahadan Üniversitenin inşaatlarında kullanmak üzere kum ve çakıl aldıklarını, 3213 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre kamu kurum ve kuruluşlarına yol, köprü gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat ham maddelerinin üretimi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca (Bakanlık) izin verildiğini, davalıların Üniversitenin Bakanlıktan izin alıp almadığını bilmesi veya denetlemesi mümkün olmadığından sorumlu tutulmamaları gerektiğini, ocaklarla ilgili ruhsat verme ve işlem yapma yetkisinin Milli Emlak Müdürlüğünde olduğunu, ayrıca davacı İdarenin 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun (6183 sayılı Kanun) hükümlerine göre takip yapılması gerekirken genel hükümlere göre takip yapılmasının hukuka uygun olmadığını, adli yargının değil idari yargının görevli olduğunu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı 8. Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.2009 tarihli ve 2005/576 Esas, 2009/425 Karar sayılı kararı ile; itirazın iptaline konu takibin 3213 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre İl Daimi Encümenliğinin verdiği 06.04.2005 tarihli ve 136 sayılı idari para cezasının tahsiline yönelik olduğu, 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesinin son fıkrası gereğince verilen para cezalarının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmesi gerekirken özel hukuk hükümlerine tâbi bir alacakmış gibi mahkemeden talep edilmesinin mümkün olmadığı, davanın adli yargıda görülemeyeceği, dava dilekçesinin idari işleme ilişkin olduğu gerekçesiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeler Kanununun (1086 sayılı Kanun) 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 9. Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 09.05.2011 tarihli ve 2011/3798 Esas, 2011/5389 Karar sayılı kararı ile; “….Dosya içeriğinden; Dicle nehrinden izinsiz kum alan davalılardan idari para cezası alınmasına ilişkin Diyarbakır İl Daimi Encümeni kararı gereğince, idari para cezasının ödetilmesi amacıyla davalılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri anlaşılmaktadır. İdari yargı yerlerinde açılacak davalarda husumetin kimlere yönletileceğine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesi gereğince idari yargı yerlerinde sadece ilgili idareye karşı dava açılabileceğinden gerçek kişiler hakkında idare mahkemelerinde dava açılamaz. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, işin esası incelenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir….” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozulmuştur. Direnme Kararı 11. Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2011 tarihli ve 2011/893 Esas, 2011/1259 Karar sayılı kararı ile; 6183 sayılı Kanun’un amme alacaklarının tahsil ve takip usulünü düzenleyen özel hükümler içerdiği, bu Kanun gereğince tahsili gereken bir alacak nedeniyle genel hükümlere göre icra dairelerinde ilâmsız icra takibi yapılmasının mümkün olmadığı, aksi hâlde tüm idari para cezaları hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin göz ardı edilerek doğrudan ilâmsız icra takibi yoluna başvurulacağı gibi yasal dayanaktan yoksun bir sonuca ulaşılacağı, bu durum karşısında davaya konu edilen icra takibinin yasal dayanağı bulunmadığından itirazın reddinin yerinde olduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. 12. Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.02.2021 tarihli ve 2017/4-1474 Esas, 2021/84 Karar sayılı kararı ile; gerekçe ile kısa karar (hüküm) arasında çelişki oluşturulmak suretiyle direnme kararı verildiği, tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar oluşturması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı oy çokluğu ile usulî nedenden dolayı bozulmuştur. 13. Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.01.2022 tarihli ve 2021/373 Esas, 2022/18 Karar sayılı kararı ile; davacı vekili duruşmaya katılmadığından işlemden kaldırılan dosyanın üç aylık yasal süre içinde de yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 14. Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine bu kez Özel Dairenin 21.06.2022 tarihli ve 2022/4601 Esas, 2022/9162 Karar sayılı kararı ile 6360 sayılı Kanun gereği davacı İl Özel İdaresinin tüzel kişiliği sona erdiğinden öncelikle davacı tarafın doğru bir şekilde tespit edilmesi, usule uygun taraf teşkili sonrası yargılamaya ilişkin tebligatların yapılarak işin esasına girilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. 15. Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2022/857 Esas, 2023/209 Karar sayılı kararı ile; Özel Dairenin usule ilişkin bozma kararına uyulduktan sonra davanın ... Yatırım, İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından takip edildiği belirlenerek taraf teşkilinin sağlandığı, ilk direnme kararı ile taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan direnme dışında bir karar verilmesinin mümkün olmadığı, icra takibine konu edilen idari para cezasının 6183 Sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmesi için adli yargı değil idari yargı yoluna başvurulması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine ilişkin direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 16. Direnme kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.