MUHALEFET ŞERHİ
Dava, 06.02.2016 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde (Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hakkari-Yüksekova 3’üncü P.Tüm.7’inci Hd.A 1 inci Hd.Tb. Komutanlığı) sözleşmeli er statüsünde görevli iken, Hakkari-Yüksekova-Esendere Aslankaraş Üst Bölgesinde terörle mücadele kapsamında ve yaklaşan kış şartları nedeniyle mevzilerin tahkimatı amacıyla 09.09.2018 günü sabah 09.35 saatleri sırasında Bölük Astsubayı ... tarafından verilen emir ve talimat gereği askeri araçla ilgili bölgeye inşaat malzemesi nakli sırasında aracın hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yaklaşık 1.000 metre derinliğindeki Mori dere yatağına yuvarlanması sonucu vefat etmesi şeklinde gerçekleşen olayda; 5510 sayılı Kanun'un 47.maddesinde düzenlenen vazife malullüğü hükümlerinden yararlandırılarak, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi, söz konusu olayın 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen vazife malullüğünde olumsuz şartlar olarak öngörülen “Mavzuat ve emir dışında hareket edilmiş olma” halinin gerçekleştiğinden bahisle davanın tümüyle reddine karar vermiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi, anılan zararlandırıcı sigorta olayında, 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen vazife malullüğü şartları ile 3713 ve 2330 sayılı Yasa şartları bulunduğundan bahisle, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın tümüyle kabulüne karar vermiştir.
Davalı SGK vekilinin temyizi üzerine Dairemizce, Adana Bölge Adliye Mahkemesinin ”Dava konusu zararlandırıcı sigorta olayında, 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen vazife malullüğü ile 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gereğine ilişkin kabul kararları” yerinde bulunurken; 3713 sayılı Kanun hükmünden yararlanılma koşulları bulunmadığından bahisle bu Yasa uygulamasına yönelik olmak üzere bozma kararı verilmiştir.
Dairemizin ilgili bozma kararında özetle “..kaza sırasında kullanılan askeri aracın olay günü kullanılmaması yönünde P.Yüzbaşı ... ’nın açık emrine rağmen Bölük Komutanı ...’nin buna aykırı şekilde aracın kullanımına müsaade etmesinin emir ve talimatlara aykırılık oluşturduğundan bahisle” anılan 3713 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmanın mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'a göre terör; cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler olarak tanımlanmıştır.
3713 Sayılı Kanun'un “Yardımı” düzenleyen 21.maddesinin 1.fıkrası ise anılan “Terör Tanımı” kapsamından hareketle, kamu görevlilerinden yurt içinde ve yurt dışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında öncelikle 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacağını hükme bağlamış; aynı fıkranın hemen devamında “.. Ayrıca..” kelimesiyle başlamak suretiyle maddenin a, b, e, f, g, h, i ve j bentlerinde belirtilen yardımlardan, maddede gösterilen hal ve şartların varlığı halinde ilaveten yararlanılmasını mümkün hale getirmiştir
Anılan 21 inci maddeye özellikle J bendi 2012 yılında 6353 sayılı Kanun ile ek fıkra olarak getirilmiş ve burada 1. fıkradaki “..Terör Eylemlerine muhatap olarak..” kavramına, kamu görevlileri ile 21.maddenin h ve j bentleri kapsamına girenlerden “..terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanma, engelli hâle gelme" durumları da ayrıca düzenlenerek kapsam genişletilmiştir.
Bahse konu yasa hükümleri birlikte incelendiğinde; vazife malullüğüne sebebiyet veren olayın, kamu görevlisinin yurt içinde veya yurt dışında görevini ifa ederken veya bu sıfatı kalkmış olsa bile bu görevini yapmasından dolayı (diğer ifadeyle görevin neden ve etkisiyle) terör eylemine muhatap olması sonucu meydana gelmiş olması yeterlidir
İnceleme konusu somut uyuşmazlıkta; 06.02.2016 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan ve terörle mücadele kapsamında yaklaşan kış şartları nedeniyle mevzilerin tahkimatı amacıyla, olay günü sabah 09.35 saatleri sırasında Bölük komutanı Astsubay ... tarafından verilen emir ve talimat gereği askeri araçla ilgili bölgeye inşaat malzemesi nakli sırasında aracın hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yaklaşık 1.000 metre derinliğindeki Mori dere yatağına yuvarlanması suretiyle gerçekleşen olayda; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerinin uygulanması kanunu amacına ve ruhuna uygun düşmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; terörle mücadele kapsamında, yaklaşan kış şartları nedeniyle, mevzilerin tahkimatı amacıyla, Bölük Komutanının bilgisi dahilinde askeri araçla inşaat malzemesi nakli sırasında gerçekleşen kaza neticesi oluşan vefat olayının, emir-talimata aykırı davranış olarak öngörülmesine veya görev dışında kabul edilmesine imkan olmadığı gibi, maluliyetin terör olaylarının neden ve etkisi ile meydana geldiği ve murisin terörle mücadele görevi kapsamında malul olduğu anlaşıldığından, 3713 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılması gerekirken; aksini öngören Daire yaklaşımına katılmıyoruz.
Kaldı ki “..kaza sırasında kullanılan askeri aracın olay günü kullanılmaması yönündeki P.Yüzbaşı ...’nın açık emrine aykırı hareket” şeklinde oluşan somut eylemi 5510 sayılı Kanun'un 47.maddesinde düzenlenen “Mevzuat ve Emir dışında hareket etme” olarak nitelemeyen Dairenin, aynı somut olguyu, uygulama şartları arasında yer almayan 3713 sayılı Kanun'dan yararlanmaya engel olarak değerlendirmesi kendi içinde çelişki oluşturmaktadır.
Belirtilen nedenlerle çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmayıp, anılan değerlendirmelere uygun yaklaşım gösteren Adana Bölge Adliye Mahkemesi Kararının ONANMASI gerektiğini düşünüyoruz...