III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2017 tarihli ve 2016/219 Esas, 2017/153 Karar sayılı kararı ile; toplu eylemin yapıldığı 01.04.2016 tarihine kadar işten çıkarılan sendikalı işçi bulunmadığı gibi işyerinde başlatılan bir yetki prosedürünün de mevcut olmadığı, işçilerin Sendikaya üye olduklarının işverene bildirildiğine ilişkin delil bulunmadığı gibi işyerinde somut olarak hangi işçilerin Sendikaya üye olduğunun işverence bilindiğinin de ispat edilemediği, işverenin topluca iş bırakan işçilerin iş sözleşmelerini 4857 sayılı Kanun'un 17 ve 18 inci maddelerine göre sona erdirmesi sonucu işyerinde sendika üyesi işçi kalmamasının feshin doğurduğu fiilî bir sonuç olup buradan fesihlerin Sendikayı işyerinden tasfiye maksadıyla yapıldığı sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı, işveren tarafından işçilerle yapılan toplantıya ilişkin ses kaydının ve işçilere iş başı yapılmasına ilişkin videonun çözümünde sendikal örgütlenme aleyhine bir tutum izlendiğine ilişkin tespit bulunmadığı, işverence yapılan feshin haklı nedene değil ancak geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/1160 Esas, 2017/851 Karar sayılı kararı ile; eyleme katılan davacı ve diğer işçilerin, iş sözleşmesi feshedilen Ş.K. isimli işçinin fesih sebebini ve işten çıkartmaların devam edip etmeyeceğini öğrenmek, sendikalı işçilerin işten çıkartılacağı yönündeki bazı işçilerden duydukları söylentilerin yarattığı tedirginliği işverene iletmek ve bu söylentilerin gerçek olup olmadığını anlamak için işveren ile görüşmek ve böyle bir uygulamanın ihtimali var ise engellemek amacıyla toplu eylemde bulunduğu; ancak içlerinden bir grup işçinin, işveren yetkilileri ile görüşerek taleplerini işveren yetkililerine iletme ve görüşme, ayrıca işvereni konu ile ilgili yeniden değerlendirme yapmaya teşvik amaçlarına ulaşmış olmalarına rağmen eylemi sürdürmelerinin ölçülülük ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu, davacı tanık anlatımlarına göre işçilerin başlangıçta böyle bir niyetleri bulunmamasına rağmen işverene karşı üye oldukları Sendikanın işverence tanınması ve protokol imzalanması isteğinde bulunmalarının da eylemin amacını aştığı, işçilerce; işverenin ... baskısı altında yetki belgesi almayan Sendika ile toplu görüşmeye zorlanmasının ve yetki tespitine ilişkin prosedürün tümüyle bir tarafa bırakılarak emredici yetki koşullarına aykırı işlem yapılmasının talep edilmesinin, işverenin 6356 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarının ihlali niteliğinde olduğu, bu taleplerinin hukuki ve haklı bir dayanağı olmadığı gibi işverene karşı baskı ile işyerinde yetkisi olup olmadığı bile belli olmayan bir Sendikayı kabul ettirmeye çalışmak niteliğinde olduğu ve işveren tarafından katlanılıp kabul edilebilecek bir durum olmadığı, davacının Sendikaya üyelik tarihinin 01.04.2016 tarihi olduğu, dosya kapsamına göre işyerindeki sendikal örgütlenmeden işverenin yapılan fesihlerden bir ay öncesinde haberdar olduğu, ... tarihine kadar sendika üyesi hiçbir işçinin iş sözleşmesinin feshedilmediği, iş sözleşmesi feshedilen Ş.K. için ... yapan tüm işçilerin bu ... nedeniyle iş sözleşmelerinin feshedildiği, davacı tarafça feshin sendikal nedenlerle yapıldığı hususunun dosya kapsamıyla ispatlanamadığı, açıklanan duruma göre feshin haklı nedene dayanmamakla birlikte geçerli nedeni bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
D. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
E. Yargıtay Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 22.Hukuk Dairesinin 26.10.2017 tarihli ve 2017/42991 Esas, 2017/23383 Karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bireysel Başvuru
Kesinleşen karara karşı davacı taraf Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Anayasa Mahkemesi Kararı
1. Anayasa Mahkemesince 2018/6851 Başvuru numaralı ve 10.05.2023 tarihli kararında; işveren tarafından başvurucuların sendika hakkına yapılan müdahalenin onların ve başkalarının sendika haklarını kullanmaları üzerinde caydırıcı bir etkiye neden olacağı, buna karşın yeterli bir yargısal inceleme yapılmaması nedeniyle Devlet tarafından pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olduğu, Anayasa’nın 51 inci maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
2. Anayasa Mahkemesince, davacının Anayasa'nın 51 inci maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada mevcut deliller ile Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda Anayasa’nın 51 inci maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine, davacının işe iadesi için işverene başvurması hâlinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar gerçekleşen 4 aya kadar ücret ve sair haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine ve iş sözleşmesi sendikal nedenle feshedildiğinden; 6356 sayılı Kanun'un 25 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmama şartına bağlı olmaksızın ödenmesi gereken tazminat miktarının 1 yıllık brüt ücret tutarı olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
D. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; Anayasa Mahkemesinin dava konusu olayla uzak ya da yakın alakası olmayan sadece işçi eylemi olması nedeniyle sınırlı düzeyde benzerlik taşıyan bazı olayları ve öğreti görüşlerini esas alarak sonuca gittiğini, her somut olayın kendine özgü nitelikleri olup Anayasa'nın 36 ncı maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının tecellisi için yargılama sırasında somut olayın kendine özgü ayırıcı özelliklerinin de yargı mercileri tarafından titizlikle araştırılması ve değerlendirilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararında davacı işçinin iş sözleşmesinin feshine neden olan eylemin ayırıcı özelliklerinin yanı sıra işvereni 6356 sayılı Kanun'a göre yetki alması ve dolayısı ile toplu iş sözleşmesi imzalaması mümkün olmayan bir işçi sendikası ile toplu görüşme yapmaya ve toplu sözleşme hükmünde bir protokol imzalamaya zorlama amacı taşıdığının dikkate alınmadığını, Anayasa Mahkemesince; çalışma hayatına ve işçi, işveren, sendika ilişkilerine açıkça müdahale edilerek bu ilişkileri düzenleyen 6356 sayılı Kanun'un emredici hükümlerini bertaraf eder nitelikte bir karara varıldığını, bu kararla birlikte 6356 sayılı Kanun'a göre toplu sözleşme yapma yeterliliğine sahip olmayan sendikaların işyerlerinde kaos yaratacak eylemler yoluyla çalışma düzenini bozmasının ve bundan çıkar sağlamasının yolu açıldığını, Anayasa Mahkemesi kararına dayanılarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
F. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı işyerinde çalışan Ş.K. isimli işçinin iş sözleşmesinin 01.04.2016 günü saat 08.00 itibarıyla feshedildiği, bu işçinin sendika üyesi olduğu, aynı gün işyerinde 15 civarı işçinin daha işten çıkartılacağı, buna ilişkin tutanakların da tanzim edilmekte olduğunun işyerinde konuşulmaya başlanıldığı, bunun duyulması üzerine bir grup çalışanın, Ş.K. adlı işçinin işten çıkarılma sebebi ve diğer iş arkadaşlarının da işten atılmak üzere tutanak düzenlendiği ile ilgili duyumun sebebini öğrenmeye müdürlerin bulunduğu binaya gittiği, bilgilendirme yapılmaması üzerine toplanan sayısının daha da arttığı, bu sırada fabrikada bazı bölümlerin çalışmaya devam ettiği, toplanan işçilerin iş sözleşmesine son verilenlerin işe alınması, Sendika ile görüşülmesi, Sendika yüzünden başka işçilerin atılmamasını talep ettikleri, görüşmelerin akşam üstüne kadar devam ettiği, işçilerin esas istemlerinin bu sorunların çözüme kavuşturulması olduğu, işçilerin işverene gerekirse hafta sonu mesai parası almadan çalışacaklarını ilettikleri, ancak işverence akşam saatlerinde sözlü olarak işçilere fesih bildirimi yapıldığı, bunun üzerine işçilerin eylemi devam ettirmedikleri, makinelerde bir zarar bulunmadığının tespiti için bekleyip zarar ziyan olmadığına dair tutanakların tutulması ile dağıldıkları, ertesi gün işyerine giderek parmak basmak suretiyle işyerine girmek istediklerinde işyerine alınmadıkları, dosya kapsamı ile bir süredir işyerinde Sendikaya üye olanların çıkarılacağına yönelik söylentilerin varlığı, 01.04.2016 tarihinde de Sendikaya üye olan bir işçinin çıkarılması, bu işçinin performans yetersizliğinden bahisle işten çıkartılması ve aynı gün yaklaşık 12-15 kişiye ilişkin tutanaklar düzenlendiğinin yayılması üzerine önceden verilmiş bir karar olmaksızın bu haberler üzerine akabinde işçilerin biraraya gelerek işten çıkarılma sebebi ve söylentilerine yönelik olarak işyerinde toplanarak işyeri yetkililerinden bilgi almak istedikleri, sendikal sebeplerle işyerinden kimsenin atılmasını istemedikleri, görüşmelerin ve toplanmanın yaklaşık 9 saat kadar sürdüğü, aynı gün işçilerin bu eylemi sonlandırdığı yönünde ihtilaf mevcut olmadığı, davacı işçilerin işyerine giriş ve çıkışı engellemedikleri, üretim araçlarına zarar verilmediği, yaptıkları eylemin yukarıdaki belirtilen oluşma şekli, süresi, işçilerin sorununun çözümünün sağlanmasına yönelik istekleri, gerektiği takdirde mesai ücreti almadan o günkü iş kaybının fazlasını çalışma isteklerini dahi işverene iletmeleri hususu da dikkate alındığında eylemin demokratik tepki ve barışçıl nitelikte olduğu, kanun dışı grev niteliği taşımadığı, sözleşmenin geçerli bir nedene dayalı olarak feshedildiğinin ispatlanamadığı, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen feshin ölçüsüz olduğu ve son çare olma ilkesine uygun düşmediği, feshe konu demokratik hakkın kullanımına yönelik barışçıl eylemin boyutları ve amacı gözönünde bulundurulduğunda İlk Derece Mahkemesince feshin sendikal nedenlere dayalı olarak gerçekleştiğine ilişkin kabulünün dosya içeriğine uygun düştüğü gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.