Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/709 · K. 2025/1330
3. Hukuk Dairesi 2024/709 E. , 2025/1330 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1610 E., 2023/1637 K. DAVA TARİHİ : 05.03.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/56 E., 2022/125 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ...'ın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların murisi Hasan'ın 16.08.2013 tarihinde vefat ettiğini, geride mirasçı olarak davacılar ve davalının kaldığını, davacıların murisleri Hasan ile birlikte “tuhafiye ve giyim eşyalarının perakende satılması” iştigal amaçlı işletme kurduklarını ve 35 yılı aşkın süre işlettiklerini, tarafların baba oğul olması ve davacıların aile büyüğü babalarına olan saygıları nedeniyle işletmenin babaları adına göründüğünün ve tüm işlemlerin babaları üzerinden yürütüldüğünün davalı da dâhil yakın çevre tarafından bilindiğini, adi ortaklığın ilk olarak muris Hasan adına kurulduğunu, akabinde idari zorunluluk nedeniyle davacılardan önce Kadir'in 1982 yılında, sonra da Bedri'nin 1987 yılında vergi kaydı açtırdıklarını, birlikte çalışılmasına rağmen birden fazla vergi açılışı yapılmasının temel gerekçesinin, özellikle pazarcılık faaliyeti kapsamında birden fazla standa sahip olabilmek olduğunu, 1993 yılında Kocaeli'nin büyükşehir belediyesi olması ile birlikte birden fazla vergi mükellefiyetin bulunmasının getirdiği zorluklar göz önüne alınarak davacıların vergi mükellefiyetlerini sona erdirdiklerini ve babalarının yanında sigortalı çalışıyorlarmış gibi işlem tesis edildiğini, davacıların henüz çocuk yaştan itibaren babaları ile birlikte çalıştıklarını, gerek Bağ-Kur'lu ve gerekse de SSK'lı göründükleri dönemlerde bu birlikteliğin devam ettiğini, nitekim yetişkin hâle gelmeleri akabinde de işleri devralarak işletmeyi bizzat kendilerinin sevk ve idare ettiklerini, her ne kadar davacılar resmiyette babaları adına olan işletmede “işçi” olarak görünmüşler ve primleri de bu işletme üzerinden yatırılmışsa da, herhangi bir emir talimat ilişkisi çerçevesinde çalışmadıklarını, düzenli bir maaş almadıklarını, emeklilik hakkını elde eden davacıların bağımlı çalışan işçilere ödenen kıdem tazminatına hak kazanmalarına rağmen kıdem tazminatı da almadıklarını, davalının babalarının vefatından yaklaşık 6 yıl sonra, muris adına kayıtlı olan bir kısım taşınmaz mallar ve banka hesaplarındaki parada hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, davalının muris Hasan'ın malvarlığı değerlerinde 1/3 hisse ile mirasçı ve hak sahibi olduğu hususunda tereddüt olmamakla birlikte, davacılar ile muris Hasan arasındaki âdi ortaklık ilişkisi bağlamında davalının hak sahipliğinin ancak murisin terekesindeki malvarlığı değerlerine ilişkin olabileceğini ileri sürerek; davacılar ve muris arasındaki adi ortaklık ilişkisinin murisin vefat etmesi nedeniyle sona erdiğinin tespitine ve mezkur adi ortaklığın tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.