Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/724 · K. 2024/710
Hukuk Genel Kurulu 2024/724 E. , 2024/710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/67 E., 2023/122 K. KARAR : Davanın esastan reddine 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 4. Davacı vekili; müvekkilinin baroya yazılma talebinin İstanbul Barosunun 04.08.2016 tarihli kararı ve Türkiye Barolar Birliğinin 26.08.2016 tarihli uygun bulma kararı ile kabul edildiğini, Adalet Bakanlığının 20.10.2016 tarihli yazısı ile kararın bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiğini, Türkiye Barolar Birliğinin 17.02.2017 tarihli kararı ile önceki kararda ısrar edildiğini, bunun üzerine Adalet Bakanlığı tarafından müvekkili hakkında devam eden soruşturma bulunduğu gerekçesiyle baro levhasına yazılma kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açıldığını ve müvekkilinin bu davaya müdahil olduğunu, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, Türkiye Barolar Birliğinin ve müvekkilinin bu karara yönelik itirazının Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 19.09.2017 tarihli kararı ile oy çokluğuyla reddedildiğini, bu nedenle müvekkilinin baro levhasından kaydının silindiğini, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 26.01.2018 tarihli ve 2017/1144 Esas, 2018/168 Karar sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiğini, istinaf talebinin ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin 23.01.2018 tarihli ve 2018/1000 Esas, 2018/1627 Karar sayılı kararı ile kesin olarak reddedildiğini, müvekkili tarafından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğunu, Anayasa Mahkemesinin 29.12.2021 tarihli kararı ile müvekkilinin haklarının ihlâl edildiği yönünde karar verildiğini, bunun üzerine Ankara 8. İdare Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli ve 2022/1061 Esas 2022/1450 Karar sayılı kararı ile önceki kararın tüm hüküm ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının açtığı davanın reddine karar verildiğini, sonuçta müvekkilinin yaklaşık beş yıl sonra yeniden avukatlık yapma hakkına kavuştuğunu, anılan mahkeme hâkimleri tarafından farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin kanun hükmüne aykırı davranıldığını ileri sürerek 100.000,00 TL manevi tazminat ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107/2 maddesi gereğince şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı vekili; 6100 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Özel Daire Kararı 6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05.12.2023 tarihli ve 2022/67 Esas, 2023/122 Karar sayılı kararı ile; “…Hakimlerin verdikleri kararlardan dolayı ilke olarak sorumlu tutulmayacakları esas olmakla birlikte, hakimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da teminat altına almak amacıyla hukuki sorumluluğunun tespiti özel bir usule tabi tutulmuştur. Kanunun öngördüğü sorumluluk sebepleri sınırlı sayılmıştır (numerus clausus) ve bunların varlığının kabul edilebilmesi için hakimlerin genel olarak kasıtlı veya ağır kusurlu tutum ve davranışlarının varlığı gerekmektedir. Hakimin sorumluluğu nedeniyle dava açılabilmesi için kanunda sayılan sebeplerin varlığı gerekmekte olup, kanunda sayılmayan sebeplerden dolayı tazminat davası açılamaz. Bu tür davalarda davacı, hakimin yargılama faaliyetinin 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplerden birisine girdiğini, yani hakim tarafından hukuka aykırı (haksız) yargısal işlem/eylem yapıldığını, hakimin ağır kusuru veya kastı olduğunu, bundan dolayı zarar gördüğünü ve hakimin davranışıyla zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağının varlığını ispatla yükümlüdür. Hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine açılan eldeki tazminat davasında davacı tarafından davaya dayanak yapılan iddialar özetle; davacının baroya kaydının yapılması için hiçbir hukuki ve kanuni engel bulunmadığı halde kaydının engellendiği, Ankara 8.İdare Mahkemesi'ne açılan davada Avukatlık Kanunu'nun 5.maddesinin açık düzenlemesine rağmen politik nedenlerle aleyhine karar verildiği, bunun üzerine Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru sonucunda başvurusunun kabul edildiği ve hak ihlali olduğunun tespit edildiği, Ankara 8.İdare Mahkemesi'ne tekrar yargılamanın yenilenmesi için yapılan başvuru sonucunda talebin kabul edildiği, bu şekilde davacının baroya kaydedildiği anlaşılmaktadır. İhbar olunan Danıştay Savcısı Bölge İdare Mahkemesi hakimleri ve İdare Mahkemesi hakimlerinin açık kanun hükmüne kasıtlı olarak aykırı davrandığı iddia edilmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 46.maddesinde sayılan sebeplere bakıldığında bu sebeplerin tamamının nitelikleri gereği hukuka aykırılık taşıdığı ve hakimin ağır kusuruna (hatta kastına) dayalı olduğu (örneğin; taraf tutma, duruşma tutanağında yazılı olmayan sebeple karar verme, menfaat karşılığı karar verme, kanuna açık aykırılık, adalet dağıtmaktan kaçınma, duruşma tutanağını tahrif vs.) görülmektedir. Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususlar tazminata konu edilemez. HMK'nın 46.maddesindeki koşullar hakimin takdir yetkisinin ötesinde kasıt veya kasta yakın ağır kusur hallerinde başka türlü yorumlanması mümkün olmayan hukuk kurallarının yanlış uygulanması söz konusu olduğunda oluşabilecektir. Somut olayda; davacı, HMK'nın 46.maddesinde sayılan sınırlı hukuki sorumluluk nedenlerinin gerçekleştiğini kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan HMK’nın 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasına hükmedilmesi gerektiğinden, bu konuda dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde bulundurulmuş 1.000,00-TL disiplin para cezasının verilmesinin uygun olacağı değerlendirilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın Temyizi 7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.