Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/735 · K. 2024/9325
11. Hukuk Dairesi 2024/735 E. , 2024/9325 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/205 Esas, 2023/1608 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2007/574E., 2019/30K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Tekstil Boya ve Tic. San ve A.Ş. firmasının döviz kredisi talebine göre düzenlenen 26.12.1996 tarihli istihbarat raporunda firmanın 1995 yılında zarar ettiğini, işletme sermayesinin negatif olduğunu, kısa vadeli borçlar/Maddi Özvarlıklar oranının %1226 gibi çok yüksek düzeyde gerçekleştiğini ve 2 adet karşılıksız çek ile 1 adet protestosunun mevcut olduğunun belirlendiğini, bu olumsuzluklara rağmen Şube tarafından 06.01.1997 tarihinde kredilendirilmesinde herhangi bir mahzur görülmediği açıklamasıyla kredinin onaylanması için Genel Müdürlüğe gönderildiğini, bu teklifin reddi üzerine altı ay sonra 17.06.1997 tarihinde yeni bir istihbarat raporu düzenlendiği ve bu raporda da yine aynı olumsuzlukların belirlenmesine rağmen şube 04.07.1997 tarihinde herhangi bir risk getirmeyeceği ifade edilerek talebin onaylanmasının istendiğini, Genel Müdürlükçe gönderilen 15.07.1997 tarihli yazıyla yine tespit edilen olumsuzluklar nedeniyle firmanın kredilendirilmesinin uygun olmadığını, şube isteğinin reddedildiğini, izleyen gün 16.07.1997 tarihli yazıyla şubece bankaya her hangi bir risk getirmeyeceği görüşüyle yine kredi onayının talep edildiğini, Genel Müdürlükçe yine talebin 22.07.1997 tarihli yazısıyla şube talebinin red edildiğini, ertesi gün yani 23.07.1997 tarihinde yine şube tarafından kredilendirmede sakınca görülmediği firma talebinin onaylanması isteğiyle Genel Müdürlüğe talep yazısı yazıldığını, bu talebin 24.07.1997 tarih 25 sayılı Yönetim Kurulu kararıyla firma yararına 1.000.000.- DEM (95.000.000.000.- TL ) orta vadeli Döviz Yatırım İşletme kredisi ve 1.000.000 USD (165.000.000.000.- TL ) Döviz ... kredisinin onaylandığını, devre faizlerinin ve ana para taksitlerinin vadelerinde tahsil edilememesi üzerine kredi risklerinin 02.09.1998 tarihinde toplam 468.359.033.373.-TL üzerinden tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığını, firma hakkında düzenlenen istihbarat raporunda mali bünyenin zayıf olduğu kredilendirilmeye müsait olmadığı belirtilmesine ve bu olumsuzluklar nedeniyle kredi isteminin Genel Müdürlükçe red edilmesine karşın bankaya her hangi bir risk getirmeyeceği gerekçesiyle defalarca kredi teklifinde ısrar eden şube eski müdürü ... ve Müdür Yardımcısı ... ve defalarca red edilmesine rağmen uygun görüşle Yönetim Kuruluna sunan ... ile kredi kararlarında imzaları bulunan eski Yönetim Kurulu üyelerinin sorumlu olduğunun tesbit edildiğini, kredi kullandırımının bankacılık genel mevzuatına ve banka iç mevzuatı ve bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı olduğunu, Bankanın 4603 sayılı Teşkilat Kanunun yayım tarihine kadar 233 sayılı KHK istinaden tüzel kişiliğe sahip faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir KİT olmasının yanı sıra Bankalar Kanunun ve TTK hükümlerine tabi anonim şirket statüsünde olduğu, Banka yönetiminin bankacılık ilke ve teamüllerine ve banka yapılarına uygun olarak banka iç mevzuatıyla belirlediği, kredilendirme politikaları doğrultusunda kredi tahsisinin esas ve zorunlu olduğunu, Ticari Krediler Genel Esasları Yönetmeliğine göre bir firmaya kredi açılmasının ilk koşulunun o firma hakkında banka istihbarat yönetmeliği çerçevesinde istihbarat yapılması edinilen bilgilerin olumlu olması olduğunu, Ticari Krediler Uygulama Talimatının kredi teklifi ve tesbiti esasları başlığı altındaki II. Bölümünde istihbaratın önemi ve amacının açıklandığını, firmanın istihbarat raporlarının olumlu gelmesi halinde yeterli teminat alınacağını, 1. dereceden ipotek tesis edileceğinin öngörüldüğünü, çek kullanma yasağına girenlere, banka yada diğer bankalara ve ilişkide bulunduğu diğer firmalara borçlu bulunanlara, bilanço dönemleri esas alınarak iki yıl üst üste zarar eden firmalar, karşılıklar kararnamesine göre temerrüte düşen veya yapılan istihbarat neticesinde kredi değerliliğini yitirdiği saptananlara yeni kurulmuş ve asgari bir yıllık bilanço dönemini tamamlamamış firmalara kredi kullandırılamayacağını, istihbarat raporu olumsuz gelen firma için kredi kullandırılması hususunda ısrar edilmesinin Ticari Krediler Uygulama talimatının 12.1.a maddesine aykırı olduğunu, firma hakkında düzenlenen istihbarat raporlarından anlaşıldığı üzere firmanın öz sermayesinin yetersiz, borç/özsermaye oranının aşırı derecede yüksek olması, satış hacminin ve faaliyet sonuçlarının istikrarsız olmasına rağmen kredi ilişkisine girilmesi suretiyle ticari krediler uygulama talimatının 11.1.4. maddesinde yer alan müşterilere ilişkin red nedenleri hükmüne aykırı davranıldığını, bankacılık gelenek ve uygulamalarında kredilerin teklifinin şubelerce yapıldığını, teklifin Bölge Müdürlükleri veya Genel Müdürlüklerin kredi birimlerinde emniyet, seyyaliyet ve verimlilik ilkeleri gözetilerek değerlendirildiği ve sonuçta uygun bulunan belli limitin üzerindeki kredilerin Genel Müdürlük önergesine bağlanarak Yönetim Kuruluna İntikal ettirildiği, davaya konu kredilerin tahsisi sırasında bu teammül ve ilkelere de aykırı davranıldığını, 29.06.2001 tarihi itibariyle ana para alacaklarının 518.530.687.017.-TL faizli takip alacaklarının ise 2.565.452.-TL olduğunu, kredilerin teminatı olarak toplam 780.000.000.000,00 TL ipotek ve 59.400.000.000,00 TL ticari işletme rehni bulunduğunu, bu teminatların alacaklarının yarısını dahi karşılamadığını, yapılan takiplerde kefiller üzerinde de yeterli mal bulunmadığını, alacağın önemli bölümünün tahsil kabiliyetinin bulunmadığını, cezai sorumluluk yönünden davalılar yararına verilmiş beraat kararı bulunmadığını, yapılan soruşturmalarda Ankara C. Başsavcılığının 2004/10457 Hazırlık numaralı dosyasında zamanaşımı nedeniyle kavuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2005/1618 Esas ve 2005/4248 Karar sayılı kararı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2004/11/158 Esas ve 2005/58 Karar sayılı kararı doğrultusunda yeniden yapılan suç duyurusu sonunda bu kez 2005/126161 Hazırlık Numaralı dosyada takipsizlik kararı verildiğini, itirazları üzerine Sincan Ağır Ceza Mahkemesince verilen red kararı aleyhine kanun yararına bozma taleplerinin bulunduğunu, davalıların özen borçların yerine getirmediklerini, yaptıkları usulsüz işler ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 320 ve 336. maddesi ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 41. maddesi gereğince verdikleri zarardan davalıların sorumlu olduklarını, gerek 233 sayılı KHK gerekse Bankanın 4603 sayılı Teşkilat Kanununda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesi gereğince Banka Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluk açısından özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu, ayrıca Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Teftiş kurulu başkanı, kurul ve Daire Başkanları hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun Uygulanacağı Kanunun 12. maddesi gereğine Devlet Memurlarının Bankaya verdiği zarardan, verilen zararın rayiç bedeli üzerinden sorumlu olduğu, ipotekli gayrimenkullerin ya satıldığı yada satışının beklendiği, satış işlemlerinin devam ettiğini, kefiller hakkında icra takiplerinin devam ettiğini, ancak bankanın alacaklarının tamamına ulaşma imkânının bulunmadığının görüldüğünü ileri sürerek Akisler Tekstil Boya ve Tic. San. A.Ş. için 02.09.1998 tarihinde 468.359.033.573YTL olarak tasfiye olunacak alacaklar hesabına atılan alacaklarının 02.09.1998 tarihinden tahsil tarihine kadar, banka tarafından aynı tür kredilere uygulanan değişen temerrüt faizi oranlarıyla tahsili, dava tarihinden önce yapılan tahsilatların tahsil edildikleri tarih itibariyle göze alınarak hesaplanacak faizi ve yapılan masrafların da eklenmesi suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla, kararlara iştirakleri oranında sorumlu tutulmalarına hesap edilecek banka alacağının belirlenen oranlarda davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.