IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davacının tedavi ve bakım giderlerine yönelik hüküm kurulmadığını, davacının davalı tanığı Mustafa'nın beyanına göre hat ustası olarak çalışmasına rağmen asgari ücret aldığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Ordu Ticaret Odası yazısının emsal ücret olarak dikkate alınarak davacının günlük 120,00 TL ücret aldığının kabulü gerektiğini, ilk raporda taleplerine aykırı hesaplama yapılmışsa da, 2. ek raporda davacının bu ücret üzerinden tazminat hesabı yapılmasına rağmen Mahkemece gerekçesiz olarak kabul edilmediğini, meydana gelen kazada davacının kusuru bulunmadığını, işverenin gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca davacıya gerekli iki halatlı paraşüt tipi emniyet kemeri verilmediğini, direğe çıkış-iniş sırasında hem de direk üzerinde çalışırken işçilerin kemeri takabilecekleri gerekli düzenek ve sistemin kurulmadığını, gerekli eğitim ve kontrollerin yapılmadığını, gerekli iş güvenliği ekipmanlarının verilmediğini bu nedenle işçinin kusurundan söz edilemeyeceğini, davacının zararının karar tarihine en yakın tarihteki asgari ücrete yapılan artışlar dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacının bakım ve tedavi gideri bakımından belge sunmasına gerek kalmaksızın bu taleplerinin kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada anılan birçok mahkeme kararında ve SGK İş Müfettişi raporunda kendilerine kusur izafe edilmediği halde hükme esas alınan raporda %20 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın davalının iş sahasında meydana gelmediğinden kontrol imkanının da bulunmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi 9/4 maddesine göre iş sağlığı ve güvenliği husunda eğitim verilmesi, koruyucu ekipman temini ve kullanımının sağlanması hususlarının yüklenici firmaya ait olduğunu, işin anahtar teslimi olarak verilmesi nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını, davacı ve diğer davalıların kusuru nedeniyle illiyet bağı kesildiğinden ve kaçınılmazlık hali bulunmadığından kendilerine kusur atfedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
3.Davalı ...... Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının geçirdiği iş kazası sırasında kendisine zimmetlenen iş güvenlik ekipmanlarını kullanmaması nedeniyle iş kazasının meydana geldiğinin davacı ve tek görgü tanığı ... ...'ın beyanı, olay yeri inceleme raporu ile sabit olduğunu, mevcut dosya ve ceza davası dosyasında alınan kusur raporlarını kabul etmediklerini, itirazlarının dikkate alınmadığını, Elektrik Kuvvetli Akım Yönetmeliği 7. bölüm 61. madde uyarınca davalı ...'e ve şantiye şefine kusur atfedilemeyeceğini, Ceza Mahkemesince alınan kusur raporunda nispeten haklılıklarının tespit edildiğini, kazanın tamamen davacının işverenin emir ve talimatlarına aykırı davranarak paraşüt tipli emniyet kemerini kullanmaması nedeniyle ağır kusurundan kaynaklandığının göz ardı edildiğini, iş sahasının büyüklüğü dikkate alındığında emniyet kemeri takılması dışında başka bir iş güvenliği önleminin bulunmadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Yapı İşlerinde Sağlık Ve Güvenlik Yönetmeliği 5. madde, Kişisel Koruyucu Donanımların İş Yerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik 6, 8. maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 13, 19. maddelerine göre paraşüt tipli emniyet kemerini kullanma yükümlülüğünün işçide olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, maddi tazminat miktarına göre daha düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 10.02.2012 tarihinde davalı şirkete ait işte enerji nakil hattı beton direği üzerinde hat iletken telinin çelik halat ile gerdirilmesi işi yaptığı sırada çelik hattın kopması sonucu dengesini kaybederek düşmesi sonucu iş kazası geçirdiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile iş kazasının meydana gelmesinde davacıya %30, davalı şirkete ise %40, davalı ...'a %10, davalı ...'ye %20 oranında kusur atfedildiği, davacının maluliyetinin %100 olarak kesinleştiği, Mahkemece hükme esas alınan 08.03.2019 tarihli kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, raporun gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, yüklenen kusur oranlarının dayanakları belirtilmek, kazanın davalı işverenin gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının emniyetsiz şekilde çalışmasına engel olmadığı, davalı ...'ın kusur, gözetim ve koordinasyonu sağlamaması, davalı ...'ın işveren vekili olarak gerekli önlemlerin alınmasında tedbirsiz davranması nedeniyle meydana geldiği de gözetilerek tespit edildiği anlaşıldığından kusur oran ve aidiyetlerine yönelik istinaf nedeni yerinde görülmediği, ayrıca davacının maddi tazminat alacağının tarafların tespit edilen kusur raporuna göre hesap bilirkişi tarafından tespit edilerek hüküm altına alındığı yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının ücretinin emsal ücret araştırması ve talebiyle bağlı kalınarak tespitinin yerinde olduğu, davacının tedavi gideri ve bakım giderine yönelik davasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yönüyle taraf itirazları da yerinde görülmediği, Mahkemece hükme esas alınan 08.03.2019 tarihli kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, raporun gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, yüklenen kusur oranlarının dayanakları belirtilmek, kazanın davalı işverenin gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının emniyetsiz şekilde çalışmasına engel olmadığı, davalı ...'ın kusur, gözetim ve koordinasyonu sağlamaması, davalı ...'ın işveren vekili olarak gerekli önlemlerin alınmasında tedbirsiz davranması nedeniyle meydana geldiği de gözetilerek tespit edildiği anlaşıldığından kusur oran ve aidiyetlerine yönelik istinaf nedeni yerinde görülmediği, ayrıca davacının maddi tazminat alacağının tarafların tespit edilen kusur raporuna göre hesap bilirkişi tarafından tespit edilerek hüküm altına alındığı yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının ücretinin emsal ücret araştırması ve talebiyle bağlı kalınarak tespitinin yerinde olduğu, davacının tedavi gideri ve bakım giderine yönelik davasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yönüyle taraf itirazlarının yerinde görülmediği, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, davacının duyduğu elem ve acı, olay tarihi, dosya kapsamı gözetildiğinde Mahkemece davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun bulunduğu, davalı asıl işveren ... ile alt işveren şirketin birlikte dava konusu alacaklardan ötürü davacılara karşı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinin son cümlesi uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan davalının kusur ve sorumluluğu olmadığı noktasındaki istinaf itirazının yerinde görülmediği, davaya konu iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu hususu da dikkate alınarak davayı 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesine dayalı belirsiz alacak davası olarak değerlendirerek somut olayda da davalı ... Mühendislik'ten talep edilen bakıcı gideri asıl davada aynı davalıdan talep edildiğinden derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.