V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; istinaf taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, murise ait dava konusu taşınmazlardaki hisselerin bedelleri ödenmeksizin davalılara devredildiği hususunun tartışmasız olduğunu, dosyadaki uyuşmazlığın Hatun Asan, Ali Rıza Aras, ...'nın İşhan köyü eski 264 parseldeki 35/120'şer hisselerini muris ...'a 13.12.2005 tarih ve 8755 yevmiyeli tapu işlemi ile devretmiş olmalarının muris ile davalılar arasındaki rızai taksim bulunduğunun kabulüne yeterli bir delil olup olmadığı noktasında toplandığını, murise devredilen bu taşınmazın, devir tarihinden sadece 3 ay sonra tarafların yakını olan Hüsnü Eken'e (10.03.2006 tarih ve 1715 yevmiyeli işlemle) tapuda devredildiğini, bu taşınmazın satış bedelinin murisin terekesinde bulunmadığını, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığının tanık beyanları ile ispat edildiğini, rızai taksimin varlığına delil olarak gösterilen bu taşınmazda Hatun Asan, Ali Rıza Aras, ...'nın hisselerini murise devretmelerinden sadece 3 ay sonra murisin bu taşınmazı yakınları olan Hüsnü Eken'e devretmiş olması ve bu taşınmazın bedelinin terekede yer almaması karşısında söz konusu tapu işlemlerinin muvazaa nedeniyle tapunun iptal edilmesinden kurtulmak amacıyla yapıldığının anlaşıldığını, muris ...'un 1932 doğumlu olduğunu, 264 parseli tapuda devrettiğinde 74 yaşında olduğunu, tüm tanıkların ittifakla murisin taşınmaz satmasını gerektirir bir durum olmadığını izah ettiklerini, murisin terekesinde bu taşınmazın bedelinin de yer almadığını, 74 yaşındaki murisin rızai taksim ile elde ettiği iddia edilen taşınmazını 3 ay içinde satması ve bu şekilde mirasından davacılara hiçbir mal varlığının kalmaması karşısında muris muvazaasının bulunmadığına dair mahkeme kabulünün adaletle bağdaşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili( davalı ... hariç) temyiz dilekçesi ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının vekalet ücretinin hesaplandığı bölümünde; "Diğer davalıların istinaf talebinin incelenmesinde; 856 (yeni 108 ada 51 parsel) parsel sayılı taşınmaz yönünden, dava esastan reddedildiğine göre bu parsel yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı Alaetdin Ova lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekmektedir. Bu davalı yönünden (108 ada 51 parsel sayılı taşınmazın harçlandırışmış dava değeri olan 18.585,27 TL üzerinden) Dairemizce hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması hatalı olmuştur." tespitinde bulunulduğunu, ancak gerekçeli kararda bu yönde hüküm kurulmadığını, gerekçeli kararın sonuç kısmının 1 numaralı bölümünde ise; "Sivas Merkez İşhan köyü 108 ada 53 parsel, 101 ada 4 parsel, 123 ada 75 parsel, 123 ada 120 parsel, 106 ada 66 parsel sayılı taşınmazların tamamı; 118 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ...'nın 4/32 payı, 109 ada 6 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ...'nın 1/12 ve dava dışı ...'in 1/12 payları için davacının açmış olduğu muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasının husumet yokluğundan reddine," karar verildiğini, ancak husumet yokluğundan davanın reddedildiği taşınmazlar için lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yine gerekçeli kararın sonuç kısmının 5 numaralı bölümünde ise; "5-Davaya konu Sivas Merkez İşhan köyü 123 ada 76 parsel, 123 ada 121 parsel, 108 ada 51 parsel, 105 ada 2 parsel, 118 ada 5 parsel (dava dışı ...'nın 4/32 payı hariç), 101 ada 42 parsel, 109 ada 6 parsel (dava dışı ...'nın 1/12 ve dava dışı ...'in 1/12 payları hariç), 106 ada 67 parsel; kardeşler mahallesi 5485 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın esastan reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine," karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmesine rağmen taraflarına hatalı olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücretine hükmedildiğini, ayrıca hangi davalılar lehine hükmedildiğinin de belirtilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
2. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1932 doğumlu mirasbırakan ...'ın 10.07.2016 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı çocukları Sultan, Kaya, Songül ile davacı torunu Hüseyin ve dava dışı çocukları ... ve ... ile dava dışı torunları Yeliz ve Burcu'nun kaldıkları,
13.12.2005 tarih 8758 yevmiye nolu resmi satış senedine göre ;
856 parsel (yeni 108 ada 51 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 hissesi muris ... adına kayıtlı iken bu hissesini diğer hissedar davalı ...'ya sattığı, tapunun son haline göre Haydar oğlu ... adına kayıtlı olduğu,
849 parsel (yeni 108 ada 53 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 hissesi muris ... adına kayıtlı iken bu hissesini davalı ...'ya sattığı, ...'nın da bu taşınmazdaki hissesini 11.06.2015 tarihinde ...'ya sattığı, tapunun son haline göre ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu,
1098 parsel (yeni 109 ada 6 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 hissesi muris ... adına kayıtlı iken bu hissesini bir kısım davalıların annesi olan müteveffa Dilber Ova'ya sattığı, tapunun son haline göre 1/6'şar pay oranında ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı olduğu,
466 parsel (yeni 5485 ada 10 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 hissesi muris ... adına kayıtlı iken bu hissesini davalı ...'ya sattığı, tapunun son haline göre ... adına kayıtlı olduğu,
298 parsel (yeni 106 ada 67 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 hissesi muris ... adına kayıtlı iken bu hissesini ...'ya sattığı, ...'nın da bu taşınmazdaki hissesini ...'a sattığı, tapunun son haline göre ... adına kayıtlı olduğu,
630 parsel (yeni 105 ada 2 parsel) sayılı taşınmazın 1/4 hissesi muris ... adına kayıtlı iken bu hissesini 4/32'şer hisse olarak Alaattin ve ...'ya sattığı, Selahattin'in 31.12.2014 tarihli 26072 yevmiye nolu resmi satış senedi ile 1/2 hissesini davalı ...'ya, ...'in ise 29.12.2014 tarihli satış işlemi ile 1/2 hissesini davalı ...'ya devrettiği, tapunun son haline göre 1/2 hisse oranında ..., 1/2 hisse oranında ... adına kayıtlı olduğu,
19.01.2006 tarihli 270 yevmiye nolu resmi satış senedine göre ;
362 parsel (yeni 118 ada 5 parsel) sayılı taşınmazın 1/2 hissesi muris ... adına kayıtlı iken 4/32 hissesini ...'ya, 4/32 hissesini ...'ya, 4/32 hissesini ...'ya, 4/32 hissesini ...'ya sattığı, tapunun son haline göre aynı kişiler adına kayıtlı olduğu,
493 parsel (yeni 101 ada 4 parsel) ve 494 parsel (101 ada 42 parsel sayılı taşınmazların ise 1976 tarihinde tapulama işlemi ile bir kısım davalıların murisi Haydar Ova adına tescil edildiği, mirasbırakan Nazire'nin herhangi bir ilgisinin olmadığı, 101 ada 4 parselin tapuda son haline göre dava dışı şahıslar adlarına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
3. Hemen belirtmek gerekir ki; temyizen incelenen kararın tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğu, mirasbırakan tarafından yapılan temliki işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gözetilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmek gerekmiştir.
4. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ;
Bilindiği üzere; muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden değer olup davalılar adlarına farklı dava konusu taşınmazlar kayıtlı olduğundan ve her bir davalıya karşı ayrı ayrı dava açılması mümkün iken birlikte dava açılmış olup 6100 sayılı HMK'nın 326. maddesi uyarınca aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalılar için (davanın esastan reddine karar verilen taşınmazlar yönünden) adlarına kayıtlı taşınmazların ayrı ayrı belirlenen ve davacıların miras payına isabet eden dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi ve hangi davalıya ne kadar vekalet ücreti verileceğinin açıkça belirtilmemesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesinin ikinci fıkrasında "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilen 108 ada 53, 101 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar ile 118 ada 5 parsel sayılı taşınmazda dava dışı ... adına kayıtlı 4/32 hisse, yine 109 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki dava dışı ... adına kayıtlı 1/12 hisse ile yine dava dışı ... adına kayıtlı 1/12 hisse yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da doğru değildir.
Diğer taraftan; 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde “...hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ne var ki; İstinaf Mahkemesince kurulan hükümde (A-2-6-A bendinde) davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmaz 106 ada 67 parsel olmasına rağmen 108 ada 51 parsel olarak yazılması, yine hükümde (A-2-1 bendinde) husumet yokluğundan davanın reddine karar verilen taşınmazlar arasında dava konusu olmayan 123 ada 75 ve 120 ile 106 ada 66 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de hüküm kurulmuş olması doğru değildir.