III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...davacının sigortalılığı ve özlük hakları ... Turizm Yatırımcıları Birliği (TİSOYAB) tarafından karşılanmak sureti ile Manavgat Kaymakamlığında temizlik ve gerektiğinde benzeri işleri yapmak üzere 27.06.2012 tarihinde çalışmaya başladığı, Manavgat Kaymakamlığında görev yapmakta iken 06.03.2013 tarihinde Manavgat Tapu Müdürlüğünde mutfak işlerinde görevlendirildiği, 07.03.2013 tarihinde dava konusu kaza olayının meydana geldiği, davacının Manavgat Tapu Müdürlüğünde 07.03.2013 tarihinde saat 11:00 sırlarında düdüklü tencerede yemek pişirirken, yemeğin pişip pişmediğini kontrol etmek için kapağını açmaya çalıştığı esnada basınç püskürmesine bağlı olarak vücudunun çeşitli bölgelerinde yanıklar oluşarak yaralandığı, kazanın iş kazası olduğu, istinaf ilamı sonrasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.01.2022 tarihli kök rapor ve 27.02.2023 tarihli ek raporda davacının olay tarihinde 29 yaşında olduğu, kazanın meydana gelmesindeki ana nedenin basınç varken kapağın açılmasına imkan vermeyecek, güvenlikli düdüklü tencerelerin temin edilerek kullandırılmaması olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki ikinci nedenin davacıya güvenli çalışma alışkanlığı ve bilinci oluşturacak şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesi, davacının düdüklü tencerede yemek pişirilmesi işinin tehlike ve risklerine karşı bilgilendirilmemesi olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki üçüncü nedenin davacının düdüklü tencerenin nasıl kullanılması gerektiğine, nelere dikkat etmesi gerektiğine, ne şekilde kullanmamasına ilişkin güvenli çalışma talimatı oluşturulmaması olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki dördüncü nedenin mutfakta yapılan işler konusunda gerekli denetim ve kontrollerin yapılmaması, düdüklü tencerede yemek pişirilmesinin çalışanın dikkat ve inisiyatifine bırakılması olduğunun, kazanın meydana gelmesindeki beşinci nedenin davacının düdüklü tencerede yemek pişirirken tenceredeki basıncı tam olarak tahliye etmeden kapağı açmasının ortaya çıkaracağı riske aldırış etmeksizin kendi güvenliğini tehlikeye atması, dikkatsiz ve tedbirsiz davranması olduğunun belirtildiği, olay tarihinde 29 yaşında olan davacının yaşı itibariyle tehlike ve riskleri öngörebilecek bir çalışan olduğu, düdüklü tencerede yemek pişirirken tenceredeki basıncı tam olarak tahliye etmeden kapağı açması ile oluşacak riske aldırış etmeksizin kendi güvenliğini tehlikeye atacak şekilde, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde davranan davacının olayın meydana gelmesinde davacının %40 oranında, davacının Manavgat Kaymakamlığına bağımlı olarak bu kurumun oluşturduğu iş organizasyonu içinde görev yaptığı, göreve başlangıcının ve görev değişikliklerinin Kaymakamlık tarafından belirlendiğinin anlaşıldığı, diğer taraftan, dava konusu kaza olayının Manavgat Tapu Müdürlüğünün mutfak bölümünde meydana geldiği, olay günü davacının Tapu Müdürlüğünün sevk ve idaresi altında iş görmekte olduğu, bu durumda davalı kaymakamlığın düdüklü tencerede basınç varken kapağın açılmasına imkan vermeyecek, güvenlikli düdüklü tencereleri temin etmediği, davacıya güvenli çalışma alışkanlığı ve güvenlik bilinci oluşturacak şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermediği, davacıyı düdüklü tencerede yemek pişirilmesi işinin tehlike ve risklerine karşı bilgilendirmediği, düdüklü tencerenin nasıl kullanılacağına, nelere dikkat edilmesi gerektiğine, ne şekilde kullanılmayacağına ilişkin güvenli çalışma talimatları oluşturmadığı, mutfakta yapılan işler konusunda gerekli denetim ve kontrolleri yapmadığı, düdüklü tencerede yemek pişirilmesini çalışanın dikkat ve inisiyatifine bıraktığından dava dışı Manavgat Tapu Müdürlüğü ile birlikte davalı ...'nın da kusurlu oldukları, davalı Kaymakamlığın %20 oranında, dava dışı Tapu Müdürlüğünün ise %40 oranında kusurlu olduklarının, davacı ... Kaymakamlığının "Toplumda Şiddeti Önleme Projesi" kapsamında iş ve sosyal güvenlik sağlanması amacıyla özlük hakları davalı Birlik tarafından karşılanmak suretiyle istihdam edilmiş ise de davalının dernekte fiilen hiç çalışmadığı ve Kaymakamlığa bağımlı olarak görev yaptığı, bu hususlar dikkate alınarak, kazanın meydana gelmesine ilişkin bir dahli olmayan davalı TİSOYAB'ın herhangi bir kusuru bulunmadığının belirtildiği, davalı Kaymakamlığın dava dışı Tapu Müdürlüğünün kusurundan da sorumlu olması gerektiği, istinaf ilamı doğrultusunda, ... Turizm Yatırımcıları Birliğine yazılan müzekkere cevabında, 2012 yılına kadar ki dönem dahil olmak üzere arşiv kayıtlarının tetkik edildiğinin, davacıya ait iş sözleşmesine rastlanılmadığının belirtildiği, yine istinaf ilamı doğrultusunda Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında, davacının 07.03.2013 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonrası meslekten kazanma güç kaybı SID oranı %2.3 geldiğinden sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmadığının, ayrıca 2016/21 sayılı genelge gereği tahkikatın maluliyet oranının %10 üzerinde belirlenmesi durumunda yapıldığının ve davacının SID oranı %10 altında olduğundan tahkikat yapılmadığının belirtildiği, davacının maluliyetinin %0 olarak belirlendiği, SGK'nın bildiriminde davacının olayla ilgili olarak 08.03.2013-01.03.2015 tarihleri arasında aralıklı olarak istirahatli bırakıldığı ve müzekkere cevabında toplam 1.360,64 (TL) geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, %10'un altında kalan Sürekli iş göremezlik nedeniyle yasal olarak gelir bağlanamaycağı anlaşılmakla, İlk PSD inden söz edilemeyceği ve indirim yapılamayacağı, davacının 06.03.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu SGK'nın müzekkere cevaında belirtilen tarih aralıklarında çalışamadığı, davacının çalışamadığı gün karşılığı alması gereken ödemenin (kusur tenzili de yapıldığında) 979,50 TL olduğu, bu miktarın bir kısmının (kusur tenzili ile birlikte 816,38 TL'nin) SGK tarafından karşılanmış olduğu, davacının geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan ve SGK ödemelerini aşan maddi zararının 163,12 TL olduğu ve bu miktar maddi tazminatın kabul edilmesi gerektiği, Davacının manevi tazminat talebi de bulunduğundan manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; manevi tazminata hükmedilirken olayın özellikleri, davacının sosyal ve ekonomik durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiği, manevi tazminatın ne bir ceza ne de bir zenginleşme aracı olduğu, davacının duyduğu manevi acının bir dereceye kadar yumuşatılıp manevi dengenin onarılması aracı olduğu bu sebeple de kişilerin haksız zenginleşebileceği miktarı bulmaması gerektiği, haksız eylem ve tazminat arasında hak ve adalete uygun düşecek şekilde makul bir orantı kurmak gerektiği, bu tazminatın hesabında davacının %40 kusurlu olduğu ve davacının maluliyetinin bulunmadığı hususları dikkate alınarak somut olaya uygun manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edildiği..." gerekçesiyle;
"Davacının davasının kısmen kabulü ile
1- 163,12 TL geçici iş göremezlikten oluşan maddi tazminatın kaza tarihi olan 07.03.2013 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kaymakamlığından tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2- 8.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 07.03.2013 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kaymakamlığından tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davalı TİSOYAB'a karşı açılan davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.