V. TEMYİZ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Davacı şirketin 30. sınıfta yer alan bir kısım mallar yönünden tescili için 2019/57164 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, davalı şirketin 2017/83169 sayılı ve "..." ibareli markasına dayanarak yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından “çikolatalar, kuvertür çikolatalar; kakao tozu; kakao esaslı
pastacılık ve fırıncılık mamulleri, çikolata esaslı pastacılık ve fırıncılık mamulleri”
mallarının çıkartıldığı, başvuru sahibi davacının bu karara yaptığı itirazının ise YİDK tarafından reddedildiği, bunun üzerine davacı şirketin eldeki davayı tesis ettiği, ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında başvuru kapsamından çıkarılan mallar bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurusu sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince, davacıya ait dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalı şirkete ait 2017/83169 sayılı "..." ibareli redde mesnet marka arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmesine rağmen marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde tanımlanan marka; bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Markayı kullanma hakkı, münhasıran marka sahibine veya onun yetkilendirdiği kişiye aittir (ARKAN, Sabih: Marka Hukuku, Ankara 1997, c. II, sh. 212). Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları Kanun'un 1, 5, 6, 7 ve 9 uncu maddelerinde etraflıca düzenlenmiş olup, Kanun'un 7 nci maddesinde; bu Kanun ile sağlanan marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği açıklanmıştır. Bu nedenledir ki; hükümsüzlüğüne karar verilip kesinleşinceye kadar bir marka, geçerli tüm hukuki hakları marka sahibine sağlayacaktır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 09.03.2016 gün ve 2014/11-109 E. 2016/282 K. sayılı ilamı). Diğer bir ifade ile, hükümsüzlük kılınıp sicilden terkin edilmediği sürece, marka sahibi marka tescilinin sağladığı hukuki korumadan yararlanacaktır. Zira, marka koruması tescil ile başlar ve sahibine mutlak ve münhasır tekel hakkı sağlamaktadır.
2.Somut olayda, dava ve başvuru konusu işaret "..." ibaresinden oluşmakta olup "..." kelimesi davalı şirket markasının tek ve asıl unsuru konumundadır. Davalı taraf, bu ibareyi tek başına marka olarak almıştır. Tanımlayıcı bir ibare olarak kabul edilse bile marka, davalı taraf adına tescilli bulunduğundan hükümsüz kılınmadıkça geçerlidir. Zira, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca tanımlayıcı bir işaretin marka olarak tescili mümkündür. Dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında 30. sınıf mallar yönünden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas koşulları oluşmakta olup, her ne kadar markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresi bir çikolata türünü ifade etse de, davalı şirket adına 20.09.2017 tarihinden itibaren kayıtlı olup tek ve esaslı unsuru "..." olan 2017/83169 marka hükümsüz kılınmadığı sürece herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve inhisari bir hak vermektedir.
Bu durumda mahkemece, taraflara ait markalarda yer alan "..." ibaresi dikkate alınarak markaları oluşturan işaretlerin benzer oldukları ve bu benzerliğin, tescil kapsamlarında yer alan aynı veya benzer mallar yönünden ortalama tüketici kitlesinde, her iki markalı ürünün aynı veya aralarında idari/işletmesel bağlantı bulunduğu ve aynı kökenden geldiği intibasını doğurabilecek nitelikte olması nedeniyle aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulü gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçelerle hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3.Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 16.12.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)