IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın içerisinde bulunduğu imar planının iptal edildiğini, davanın reddini talep ettiklerini, taşınmazların her türlü takyidattan arındırılmış olarak tesciline karar verilmesi gerekirken bu yönde karar verilmediğini, hükmün infazının mümkün olmadığını, hisseler üzerinde ipotek veya haciz şerhleri olduğu takdirde her gün faiz işleyeceğinden el atma bedeline yansıtılmasının mümkün olmayacağını, dava konusu 20074 ada 2 parselde müvekkilinin el atmasının olmadığını ve aleyhine açılan davanın pasif husumet yönünde reddine karar verildiğini, davada idari yargının görevli olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazların Gençlik ve Spor Bakanlığınca kamulaştırılacak alanlardan olduğundan husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, semt spor sahası olarak ayrılan davaya konu taşınmazları kamulaştırma yetkisinin anılan bakanlığa ait olduğunu, ayrıca DSİ Genel Müdürlüğü kanal güzergahında bulunan dere yataklarında can ve mal güvenliğini korumak amacıyla müvekkili idarenin istinat duvarları yapılmak zorunda kaldığını, ancak kamulaştırma bedellerinin yüksek meblağlara ulaşması sonucunda belediye bütçesinden karşılanması imkansız hale geldiğinden istinat duvarlarının kaldırılmasının zorunluluk arz ettiğini, istinat duvarlarını yapma ve dere ıslahının DSİ Genel Müdürlüğünün görev alanında olduğunu, DSİ Genel Müdürlüğünün de davalı olarak davada yer alması gerektiğini, müvekkili belediye tarafından uygulama imar planı yapılırken büyükşehir belediyesi tarafından yapılan ... planına uygun olarak sosyal donatı alanları ve kamu tesis alanları oluşturulduğunu, kamu tesis alanlarının kurumların ihtiyaçları doğrultusunda değil halkın ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulduğunu, imar planları yapılırken kurumlara sorulmamasının külfetinin belediyeye yüklenemeyeceğini, ... planını yapma yetkisinin büyükşehir belediyesine ait olduğunu husumetin büyükşehir belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ıslah edilen kısmın bedeline ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkili belediye tarafından taşınmazlara fiilen el atılmadığını, taşınmazın kullanımında davacıya engel olunması davacının mülkiyet hakkının kısıtlanması tasarrufuna engel olunmasının söz konusu olmadığını, taşınmaz bedelinin fahiş olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, emsal alınan taşınmazla davaya konu taşınmazlar arasında konum, satış değeri ve imar durumu bakımından farklılıklar mevcut olduğunu, ecrimisil talep koşullarının da oluşmadığını, ecrimisil talep edilebilmesi için kötüniyet şartının da gerçekleşmediğini, ecrimisil bedelinin de çok yüksek belirlendiğini, ecrimisil yönünden emsal taşınmazın otopark olarak kullanıldığını, şehir merkezine daha yakın olduğunu etrafında devlet hastanesi kamu kurumları ve ticarethaneler bulunduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen emsali ve hesaplanan değeri de kabul etmediklerini belirterek resen gözetilecek sebeplerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlara dere ıslahı için taş duvar örmek ve yol geçirmek suretiyle kamulaştırma olmaksızın filen el atıldığı, dava konusu taşınmazların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde kalması nedeniyle arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırma yöntemi ile dava konusu taşınmazların değerinin tespiti ile fiilen el atılan ve fiilen el atılmayıp kalan kısımlarının şekli ve derinlikleri yönünden davacılara yararı kalmayan kısımlarının bedeline hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, anılan taşınmazlara dere ıslahı için taş duvar örmek ve yol geçirmek suretiyle fiilen el atan idarenin davalı kurum olması sebebi ile husumetin davalı belediyeye yöneltilmesinin doğru olduğu, nitekim aynı taşınmazlar hakkında diğer bir kısım paydaşlar tarafından açılan davaların Yargıtay denetiminden geçtiği, metrekare birim bedelinin uygun olduğu belirtilerek, dava konusu taşınmazlardaki davacılar payının iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde davacılar payına isabet eden alanlar üzerinden tapu kaydının iptaline karar verilmesi, bu şekilde verilen hükümde de tazminat miktarları doğru olarak belirtildiği hâlde, davacıların 20074 ada 2 parseldeki hisselerine isabet eden yüzölçümü miktarları ile 20077 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerine isabet eden yüzölçümü miktarları (davacılar ..., ... ve ...’ün 20077 ada 3 parselde 0,38 m²ye karşılık gelen hissesi, ...’ın ise 0,93 m² ye karşılık gelen hissesi olduğu halde 20074 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki ..., ... ve ...’ün 1,46 m²ye karşılık gelen hisseleri, ...’ın ise 4,25 m²ye karşılık gelen hissesinin 20077 ada 3 parseldeki hisseleri olarak yazıldığı, 20077 ada 3 parseldeki hisselerine karşılık gelen miktarların da 20074 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki miktarlar olarak yazıldığı) karıştırılarak infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından Mahkeme kararı bu yönden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.