Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2024/8714 · K. 2025/1137
2. Hukuk Dairesi 2024/8714 E. , 2025/1137 K. "İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2024/260 E., 2024/407 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından tazminat miktarları, yoksulluk nafakası miktarı ve kişisel ilişki süreleri yönünden adli yardım talepli olarak, davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, asıl boşanma davasının kabulü, karşı boşanma davasının reddi, kabul edilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanun’un 363/3. maddesinde adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabileceği ve 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği düzenlenmiştir. Davacı- karşı davalı kadının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davacı karşı -davalı kadının adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2.Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu, anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.