V. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın kısmi dava olduğu gözetilmeksizin ek dava açılmasının engellenmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, mahkemenin karar tarihine en yakın asgari ücret artışını dikkate almayarak gerçek zararı eksik hesapladığını, bilirkişinin TRH 2010 tablosu yerine PMF tablosuna göre hesaplama yapmasının hukuka aykırı olduğunu, ceza dosyasında işletme müdürü cezalandırıldığını, destekten yoksun kalma tazminatı oranlarının düşük hesaplandığını, murisin maaşının eksik hesaplandığını ve net maaşının 5.500,00 TL olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, SGK gelirinden fazla mahsup yapıldığını, müvekkili eş ... için %22 evlenme olasılığı indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişinin taraflı ve yanlı davranarak hukuki yorum yaptığını, bu nedenle rapora itiraz ederek yeni bilirkişi raporu alınmasının gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, aynı iş kazasında ölen diğer işçilere çok daha yüksek manevi tazminat verildiğini, mevcut manevi tazminatların ekonomik gerçekler ve olayın ağırlığı karşısında tatmin sağlamadığını, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan her biri için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve Anayasa’ya aykırı olduğunu, maddi tazminat kabul edilmişken davalı lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerinin çoğunun davacılara yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Elektrik Şirketi vekili özetle, kararın kusur yönünden istinaf edilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kusura ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, dosyada mevcut çelişkili kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, olayın beklenmeyen hal niteliğinde olduğunu ve tüm iş sağlığı güvenliği yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, kusur yönünden rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesaplamada ücretin asgari ücretin 1,65 katı üzerinden yapılmasının kabul edilemeyeceğini, bir önceki Bölge Adliye Mahkemesi kararına uygun olarak asgari ücretin 1,47 katının esas alınması gerektiğini, ayrıca ücretlerin her yıl asgari ücrete oranlanarak artırılmasının da hatalı olduğunu, dava öncesi yapılan 200.000,00 TL ödemenin faiz işletilmeksizin tazminattan düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, talep artırımının bir kez yapılabileceğinden davacı tarafından yapılan yeni ıslah ve artırımların kabul edilemeyeceğini, destekten yoksun kalma ve maddi tazminatlara güncel rakamlar esas alınarak faiz uygulanmasının mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve olay tarihinden itibaren faiz uygulandığı da gözetilerek manevi tazminat miktarlarının belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının hak sahiplerinin destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Somut olayda, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış olan davalı ... Yapı ve Mad. San. Tic. Ltd. Şti.'nin terkin ile birlikte dava ehliyetini de yitirdiği, anılan davalı yönünden olumlu olumsuz herhangi bir hüküm kurulamayacağı gözden kaçırılmak suretiyle hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle yargılama aşamalarında ergin hale gelen davacı kardeşler yönünden vekaletname eksikliklerinin ikmal edilmesinden sonra, aynı kazadan dolayı açılan diğer dava dosyaları için verilen ihya kararlarının temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyası yönünden hüküm ifade etmeyeceğini gözeterek, davacılar vekiline adı geçen şirketi ihya etmesi ve şirkete tasfiye memuru atanması için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.