Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2024/8861 · K. 2025/4861
2. Hukuk Dairesi 2024/8861 E. , 2025/4861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1493 E., 2024/1490 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/893 E., 2024/448 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, Kanada'daki davanın bekletici mesele yapılmaması, davanın kabulü, kusur belirlemesi, cevap ve delillerinin kabul edilmemesi, çocuk lehine hükmedilen nafaka miktarı ile müvekkili lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dosya üzerinde yapılan incelemede, dava dilekçesinin davalı kadının ikamet adresi olduğu bildirilen "... Mahallesi ... Caddesi ... Aptartmanı No: 14 Kat: 7/30 .../..." adresinde tebliğe çıkarılmış ise de; tüm dosya kapsamı itibari ile tarafların Kanada'da yaşadıkları ve tatil dönemlerinde Türkiye'ye geldikleri, erkek tarafından boşanma davası açılması ile kadının ayrı yaşamaya hak kazanarak Türkiye'de bulunan ikamet adresini seçme hakkını haiz olduğu, somut olayda "... Mahallesi ... Caddesi ... Aptartmanı No: 14 Kat: 7/30 .../..." adresine çıkarılan tebligatın bizzat kadına tebliğ edilmediği anlaşılmakla; davalı kadına, davacı erkeğin boşanma dava dilekçesinin tebliği usulsüzdür. Bu durumda davalı kadının boşanma dava dosyasında sunduğu cevap dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekir. O halde Mahkemece davalı kadın tarafından boşanma davasında dosyaya sunulan cevap dilekçesindeki tanıklarının usulünce çağrılıp dinlenmesi, dayandığı delillerin toplanması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.