İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle davacı 15.07.2006 - 11.06.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, ancak sigortasının 15.11.2006 tarihinde başlatıldığını, bu nedenle sigorta girişinin tarihinin 15.07.2006 tarihi olarak tespitini talep etmiş ise de dosyada Kuruma bildirilen hizmet süreleri haricinde davacının iddia ettiği tarihte işe başladığına dair yazılı bir belge bulunmamakta olup davacı, iddiasını ispata yönelik tanık deliline dayanmış, dinlenilen tanıkların hepsi davacıdan daha sonra davalı işyerinde çalışmaya başladıklarından davacının iddia ettiği dönemde davalı işyerinde işe başladığına yönelik görgüye dayalı bilgilerinin olmayacağı kuşkusuz olduğu, dinlenilen diğer kamu tanıkları ile de davacının davalı işyerinde işe başlangıç tarihinin 15.07.2006 olduğuna ve davalı işyerinde 15.07.2006-14.11.2006 tarihleri arasında kesintisiz hizmet akdi ile çalıştığına kanaat getirilmediğinden hizmet tespit istemi reddedilmiştir.
Davacının SPEK talebi yönünden yapılan incelemede ise davacı son net maaşının 2.700,00 TL olduğunu, bunun 200,00 TL'sinin agi olduğunu, maaşların asgari kısmının bankadan kalanının ise elden ödendiğini, sigorta primlerinin asgari ücret düzeyinde yapıldığını, kendisinin elektrik montaj teknisyeni olduğunu, davalı ise ödemelerin bankadan yapıldığını, davacının montaj işçisi olduğunu, teknik ya da meslek lisesi mezunu olmadığını iddia etmiş ve iddiasını ispatlamaya yönelik MEB'den alınan kalfalık belgesini sunmuş olup dinlenen davacı tanıkları da davalı tanıkları da davacının montaj işi yaptığını doğrulamışlar ancak teknisyen olabilmek için endüstri ya da ticaret meslek liselerinden mezun olmak gerektiği davacının ise işe giriş ve çıkış bildirgelerinde öğrenim durumu kısmında "orta okul ya da ilk okul" yazmakta olduğu dolayısıyla davacının, montaj işçisi olduğuna kanaat getirilmiş, bilirkişi tarafından hesaplamaya esas teşkil eden TÜİK verisi bilim mühendislik ve yardımcı profesyonel meslek mensupları ve makine operatörlerine yönelik olduğundan itibar edilmediği; yine davacı, dava dilekçesinin ekinde bankacılık işlemlerinde kullanmak üzere farklı zamanlarda işyerinden bordro aldığı, bordroya bakıldığında ücretin asgari ücret olmayacağını ifade etmiş ve sunulan bordro 2009/08. aya ilişkin olup, ücretin brüt 2400,00 TL olarak belirtildiği, işverenin kaşe ve imzasının olduğu anlaşılmış ise de uygulamada, bankalardan daha yüksek miktarlı kredi çekebilmek adına bir kısım belgeler düzenlendiği bilinmekte olup dönemin asgari ücretinin brüt 693,00 TL olduğu kabul edildiğinde, bordro o günkü asgari ücretin 3,46 katıdır. 2018 yılı net asgari ücret dahi 1.450,91 TL olup, bu belge dikkate alındığında davacının alması gereken ücret 2018 yılı itibari ile 5.020,14 TL olmalıdır ancak davacının 2018 yılı yönünden iddia ettiği ücret miktarı brüt 3.496,95TL/net 2.500,00 TL'dir, dolayısıyla gerçekle bağdaşmayan bu belge nazara alınmamış; toplanan deliller, tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık anlatımları, Ankara Batı 2. İş Mahkemesine açılan emsal nitelikte dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının imzasına havi 2006/11. ay ile 2009-2018 yıllarına ait ücret bordrolarının banka kayıtları ile uyumlu olması, davacının imzaladığı kıdem tazminatı bordrosunda da ücretin brüt 2.350,00 TL olarak belirtilmesi, davacının iddia ettiği net 2.500,00 TL ücret 2018 yılı asgari ücretinin 1,72306 katı olması, ancak davacının yaptığı iş, işyerinde 2014-2018 yılları arasında Kurum tarafından yapılan denetimlerde işçilerin ücretin tamamının bankaya yattığına dair ifadeleri dikkate alınarak Kuruma bildirilenler dışında ek SPEK tutarına kanaat getirilmediğinden bu talebin de reddine karar vermek gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.