İçtihatYargıtay5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi · E. 2024/9975 · K. 2025/4049
- Esas No
- 2024/9975
- Karar No
- 2025/4049
- Karar Tarihi
- 25.03.2025
Karar Metni
5. Hukuk Dairesi 2024/9975 E. , 2025/4049 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1081 Esas, 2024/1115 Karar
KARAR : Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/246 Esas, 2023/113 Karar
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazların kıyı kenar tahdidi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ..., ... Mahallesi 191 ada 1 parsel, 190 ada 2 parsel, 185 ada 1 parsel sayılı taşınmazların hissedarı olduğunu, taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde bulunduğunu, taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından uğramış olduğu zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada hükmedilen tazminat miktarının tamamı için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; kısmen ret kararı verilmesi gerektiğini, emsal karşılaştırmasının uygun olmadığını, taşınmaz için belirlenen değerin piyasa fiyatının çok üzerinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilerek emsalin üstün ve eksik yönleri kıyaslanarak belirlenen bedelde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, dava dilekçesinde, bedel artırım dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğinden hükmedilen tüm tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken ıslah tarihi esas alınarak ayrım yapılması hatalı olduğundan hüküm bu hususlardan düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince tam kabul karar verildiği hâlde hüküm fıkrasında maddi hata yapılarak yalnızca artırılan miktarlara hükmedilmesi hatalı olduğundan kararın bu husustan düzeltilmesini talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu ..., ... Mahallesi 191 ada 1 parsel, 190 ada 2 parsel, 185 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davacı tarafından satış yoluyla edinildiği tarihten sonra taşınmazların tapu kaydına 25.05.2019 ve 09.09.2021 tarihlerinde "bir kısmı veya tamamı kıyı kenar çizgisinde kalmaktadır" şeklinde şerh konulduğu, eldeki davanın 10.09.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibari ile doğrudur.
5. Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazların ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın imar parseli niteliğinde olduğu anlaşılmış olup 18.05.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar için belirlenen 485.49 TL üzerinden hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazların belirlenen m² birim fiyatına ayrıca ekleme yapılmak suretiyle 522.09 TL üzerinden bedel takdiri hatalı olup bozmayı gerektirir.
6.Kabule göre de Bölge Adliye Mahkemesince, davacı taraça verilen ıslah dilekçesi üzerinden davanın tam kabulüne karar verildiği halde, hüküm fıkrasında maddi hataya düşülerek yalnızca artırılmasına karar verilen miktarlar üzerinden hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.