IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nce, arsa sahiplerinin zararları ile ilgili davanın açılmasının, edimin ifa olunduğunun kabulünü gerektirmeyeceği, aksine yükleniciye kalan son bağımsız bölümlerin devrinin arsa sahiplerinin açtıkları dava sonucunun teminatsız kalmasına neden olacağı, ayrıca sözleşmede kararlaştırılan inşaat alanından fazlasının yapıldığı iddia olunmuş, bilirkişi incelemesiyle proje dışında A1, A2, A3 ve A5 alanlarının A ve B bodrum katlarına ilave edilen ek hacim elde edildiği saptandığından, sözleşme dışında büyümelerin yasaya uygun olması durumunda arsa sahiplerinin de bu büyümelerden sözleşmedeki orana göre pay istemekte hakları olduğu, mahkemenin bu hususta inceleme yapmadan yüklenicinin tescil istemini aynen kabul etmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, mahkemece yapılması gereken işin, aynı mahkemenin 2007/674 Esas sayılı dava dosyasını aralarındaki bağlantı nedeniyle eldeki bu dava ile birleştirmek, yasal olan proje dışı fazla inşaattan arsa sahiplerinin sözleşmedeki paylaşım oranına göre almaları gereken arsa payını bilirkişiye hesaplatmak, arsa sahiplerinin bu payları dışında kalan ve birleşen davalarındaki zararları da karşılanmak suretiyle yüklenicinin böylece edimini ifasından sonra istenilen tapu paylarının iptâli ile adına tesciline karar vermekten ibaret olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 14.04.2016 tarihli ve 2013/463 Esas, 2026/153 Karar sayılı kararı ile projeye aykırı işlem yapıldığı ve yasal hale getirilemediğinden her nasılsa iskanın projeye aykırı olarak kademi olarak alınmış ise de çatıya ait bağımsız bölümlerde projeye aykırılık yapıldığı ve bu giderilmediğinden, davacı müteahhit kendi edinimini yerine getirmediğinden tapu iptali tescil hakkı bulunmadığından asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne, ıslah dilekçesinde ticari alanların teslimi ve projeye aykırı yapılan ilave imalâtların protokol yönünde paylaşımları hususunda talepte bulunuşmuşsa da dava dilekçesinde böyle bir talepte bulunulmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 25.10.2018 tarihli ve 2018/1235 Esas, 2018/4073 Karar sayılı kararıyla, davacı-birleşen dosya davalısı yüklenicinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; binanın statik ve mimari projelere aykırı inşa edildiği, projesine aykırı olarak zeminin büyük yapıldığı, binaya gelişigüzel şekilde kolon ve perde imâl edildiği ve yasal hale getirilemediği belirtildiği, mahkemece de bu gerekçe ile asıl davanın reddine karar verildiği, dosya kapsamında imara aykırılıkların giderilip giderilmeyeceği ilgili belediyeden sorulmadığından dayanak bilirkişi raporu ve varsa eki kroki eklenip ilgili belediyeden ruhsat ve proje tadilatı ve fazlalıkların kaldırılması sureti ile İmâr Kanunu'nun 16. maddesindeki değişiklikler de dikkate alınarak inşaatın yasal hale getirilip getirilemeyeceği sorulup yasal hale getirilmesi mümkün ise bu konuda yükleniciye makul süre ve yetki verilip inşaat yasal hale getirildiğinde asıl dava yönünden, birleşen davada arsa sahipleri yararına hükmedilecek miktar ödenmek şartı ve birlikte ifa koşulu ile tapu iptâl tescile karar verilmesi ve arsa sahipleri davaya karşı çıkmakta haklı olduklarından asıl davada vekalet ücreti ve yargılama gideri ile sorumlu tutulmamalarına, imara aykırılık giderilemiyorsa ya da verilen sürede giderilmez ise de davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı-birleşen dosya davalısı yüklenicinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; B blok, 7 no'lu bağımsız bölüm halen yüklenici adına kayıtlı olduğundan arsa sahiplerince bu bağımsız bölüm ile ilgili tapu iptâl ve tescil talep edilmediğinden B Blok 7 no'lu bağımsız bölüm yönünden talep edilen gecikme tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 13. maddesi uyarınca tanıtım direğinin kullanım hakkı arsa sahiplerine ait olduğu mahkemece; kaldırma ve yıkım tarihi saptanıp hükme esas alınan reklamcı bilirkişiden ek rapor alınarak saptanan tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedel belirleyip hüküm altına alınması gerektiği, davalı-birleşen dosya davacılarının temyiz itirazlarının incelenmesinde ise davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından mahkemeye sunulan ıslah dilekçesinde; ticari alanlara ait olan 1000 m² kapalı garaj alanının teslimi ile projeye aykırı olarak yapılan ilave imalâtların proje tadilat, tadilat projesi ve sair işlemler ile hukuka uygun hale getirilmesine müteakip taraflar arasındaki münakit protokol uyarınca paylaşımının yapılmasını da talep ettiğinden, Dairenin hükmüne uyulan 02.05.2012 gün, 2011/1783 Esas, 2012/2938 Karar sayılı bozma ilamında ilave imalâtlara ilişkin talebe yönelik olarak; yasal olan proje dışı fazla inşaattan arsa sahiplerinin sözleşmedeki paylaşım oranına göre almaları gereken arsa payı hesaplattırılıp arsa sahiplerinin bu payları dışında kalan ve birleşen davalardaki zararları da karşılanmak sureti ile yüklenicinin bu şekilde edimini ifasından sonra asıl davada tapu iptâl ve tescile karar verilmesi gereğine işaret edilmiş olup mahkemece bozma ilamına uyulduğundan davalı-birleşen dosya davalılarının ıslah dilekçesi ile ilgili ileri sürdükleri talepleri yönünden ıslah harcı tamamlattırıldıktan sonra gerekli inceleme ve araştırma yapılarak ve proje dışı fazla imalâtların yasal olup olmadığı da araştırılıp değerlendirildikten sonra bu talep ile ilgili sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 24.10.2022 tarihli ve 2020/5 Esas, 2022/732 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden bozma sonrasında, dava konusu inşaattaki projeye aykırılıkların yasal hale getirilmesi için yükleniciye süre verildiği ve tadilat projesi sunulduğu, akabinde buna ilişkin 31.12.2020 UYAP tarihli bilirkişi raporu alındığı ve raporda fazla imalatın, perde ve kolonların 02.10.2020 tarihli tasdikli tadilat mimari projesine işlenmesi nedeniyle inşaatın yasal hale geldiği görüşünün bildirildiği, 11.10.2022 tarihli belediye cevabi yazısında inşaatın yasal hale gelmesi için yeniden yapı kullanım iznine gerek olmadığının bildirildiği gerekçesiyle birleşen davadaki talepler bakımından birlikte ifa kuralı kuralı da gözetilerek asıl davanın kabulüne,
Birleşen 2007/674 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne; 117.159,94 Amerikan Dolarının 3094 sayılı Yasa uyarınca devlet bankalarının ilgili yabancı paranın vadeli mevduatına uyguladığı mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
52.000,00 TL reklam panosu direği ile ilgili tazminatın 1.000,00 TL'sinin 15.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 51.000,00 TL sinin ıslah tarihi 08.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
568,81 TL ATM makinesine yönelik tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
1.896,39 TL iskân masrafı yönünden alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
1.000 m² ticari otopark alanının teslimine ilişkin istemin reddine, projeye aykırı yapılan ilave imalatın protokol yönünde paylaşımı hususunda talebin reddine, sair istemlerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 06.07.2023 tarihli ve 2023/1358 Esas, 2023/2615 Karar sayılı kararıyla davacı-birleşen dosya davalısı vekilinin tüm, davalı-birleşen dosya davacısı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, mahkemece 31.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda, bozma öncesi raporda belirtilen aykırılıkların esasını ana taşınmaz üzerine inşa edilen 2 adet blok yapıdaki statik yönden (taşıyıcı sistemdeki) yapılan değişiklikleri ihtiva ettiği, mahkemece davacıya verilen yetkiyle sözü edilen tadilat projesinin ise mimari tadilat projesi olduğu, verilen söz konusu projenin statik kolon perde kiriş ölçülerini ve donatıyı gösteren bir proje olmadığını belirttiği, yine 22.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda da“ A blok ve B blok için 02.10.2020 tasdik tarihli mimari projede proje onay kapağında “proje ruhsat alması halinde geçerlidir.” ibaresi bulunduğu” ek hacimlerin mimari projeye işlendiği, bahse konu proje için düzenlenen “ yapı ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesine” rastlanmadığı belirtildiği, hüküm gerekçesinde yer verilen 11.10.2022 tarihli belediye cevabi yazısında ise 3194 sayılı İmâr Kanunu’nun geçici 16. maddesi kapsamında 30.06.2019 tarihli PAB6LLPU/32GLSLYV sayılı yapı kayıt belgesi alındığı, yapı kayıt belgesi yapı ruhsatı yerine geçtiğinden yeniden tadilat ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi için bir hüküm bulunmadığının belirtildiği, yaptırılan tadilat projesine istinaden yeniden iskân izni düzenlenmediği anlaşılmakta, yapı kayıt belgesi mahkemenin kabulünün aksine iskan ruhsatı yerine geçmeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde binanın tamamının bitirilip peyzaj tamamlandıktan sonra iskanın alınması halinde yükleniciye düşen bağımsız bölümlerin tescilini talep edebileceği düzenlemesi bulunduğu, buna göre usulüne uygun teslimin gerçekleşmesi için davacı yüklenici tarafından yapı kullanma izin belgesinin (iskân ruhsatı) alınmasının gerektiği, mahkemece yapılacak işin öncelikle ilgili Belediyeden dava konusu edilen binaya ilişkin yapı kullanma izin belgesinin (iskân ruhsatı) alınıp alınmadığının sorulması, yapı kullanma izin belgesi alınmamış ise davacı yükleniciye yapı kullanma izin belgesinin alınması için uygun süre ve yetki verilmesi, yapı kullanma izin belgesinin yüklenici tarafından alınmış olması halinde asıl dava yönünden birleşen davada arsa sahipleri yararlarına hükmedilecek miktar ödenmek şartıyla ve birlikte ifa kuralıyla, birleşen davada da fazla imalatların imara uygun hale getirildiği belirlendikten sonra talepler hakkında yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, mahkemece bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, dava konusu inşaattaki projeye aykırılıkların yasal hale getirilmesi için yükleniciye süre verildiği, bozma ilamında işaret edildiği gibi iskân ruhsatı alınarak yasal hale getirilmediği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 117.159,94 Amerikan Dolarının 3094 sayılı yasa uyarınca devlet bankalarının ilgili yabancı paranın vadeli mevduatına uyguladığı mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 52.000,00 TL reklam panosu direği ile ilgili tazminatın 1.000,00 TL'sinin 15.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 51.000,00 TL'sinin ıslah tarihi 08.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 1.568,81 TL ATM makinesine yönelik tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 1.896,39 TL iskân masrafı yönünden alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 1.000 m² ticari otopark alanının teslimine ilişkin istemin reddine, projeye aykırı yapılan ilave imalatın protokol yönünde paylaşımı hususunda talebin reddine, sair istemlerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.