Davalı vekili; yetkili mahkemenin sözleşmeyi yapan taşra teşkilatının bulunduğu Kayseri Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerde sözleşmeye ve mevzuata aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.09.2012 tarihli ilamıyla; 6100 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince sözleşmenin icra olunacağı yer davacının iş yerinin bulunduğu Yerköy İlçesi olduğundan davanın açıldığı Yerköy Mahkemesinin bu davaya bakmaya yetkili olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin sözleşmenin 6100 sayılı Kanun'un yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinden önce düzenlenmesine, yani taraflar arasında 6100 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra yapılan bir yetki sözleşmesi bulunmamasına göre, uyuşmazlığa anılan maddenin uygulanmasına imkan bulunmadığından işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmeyle yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 16.03.2022 tarihli kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 15.06.2011 tarihli yazısıyla davacı hakkında uygulanan sözleşmenin 2 yıl süreyle feshi işlemi ile 81.573,32 TL cezai şartın tahsiline ilişkin işlemin 70.209,30 TL'lik kısmının iptaline, 11.364,02 TL cezai şartın iptaline ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairemizin 30.05.2023 tarihli ilamıyla; Mahkemece Kurum işleminin yerinde olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmışsa da, cezai işlemlerin yerinde olup olmadığı reçete bazında ayrı ayrı gerekçeleriyle tartışılmadan, sadece kesinti doğrudur veya hatalıdır şeklinde görüş bildiren yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu; davacının Kuruma sahte reçete fatura etmesi nedeniyle 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.19.) maddesi uyarınca hakkında uygulanan 9.141,50 TL cezai şartın tahsili ile sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshi işleminin Kurum incelemesi sırasında alınan hasta beyanları ile yapılan ceza yargılamasında toplanan delillere göre iptali gerektiği, zira eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin ispatlanamadığı, ancak davacı eczacı veya eczane çalışanlarının sahte reçete düzenlenmesi eylemine karışmadığı ve Kurumu zarara uğratmak amacıyla sahte olduğunu bildiği reçeteyi Kuruma fatura etmediği anlaşılmakta ise de, söz konusu reçetelerdeki ilaçların teslim edildiği kişinin 5510 sayılı Kanun'un 67/3, 71/1 ve 103/2. maddeleri, SUT’un (1.6.) maddesi ile 2016 yılı Protokolü'nün (3.2.2.) maddesi uyarınca kimlik kontrolünün yapılmadığından davacı eczacının taraflar arasındaki Protokol hükümlerini ihlal ettiğinin sabit olduğu, ayrıca Kurum sorumluluğunda olmayan reçetelerle ilgili davacının, davalı Kurumdan reçete bedelini tahsil etmesinin mümkün olmayıp aksi takdirde reçete bedellerinden sorumlu olmayan Kuruma külfet yüklenmiş olacağı, davacının reçete bedelini ancak sahteciliği yapan kişilerden isteyebileceği, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı, bu nedenlerle Kurumun Protokol'ün (4.3.6.) maddesi uyarınca sahte reçetelere ilişkin yersiz ödemelerini geri isteme hakkı olduğu kabul edilerek, davacının sahte reçete bedellerinin tahsili işleminin iptali isteminin, ilaçlarını almadıklarını söyleyen hastalar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; öte yandan davacı hakkında 2009 yılı Protokolü'nün (6.3.3), (6.3.10) ve (6.3.12.) maddeleri uyarınca uygulanan cezai işlemlere konu eylemler nedeniyle yürürlükte olan 2020 yılı Protokolü'nün (5.3.2), (5.3.5) ve (5.3.6.) maddelerinde ceza uygulanmasını gerektiren koşulların değiştirildiği ve daha az ceza uygulanmasının öngörüldüğü, bu durumda Mahkemece 2020 yılında yürürlüğe giren Protokol'ün ilgili maddelerinin olaya uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durulması gerektiği, bahsi geçen Protokol'ün (6.12.) maddesinde davacının yazılı talebi halinde 2020 yılı Protokolü'nün uygulanacağı belirtildiğinden, davacının dava açmakla hakkında lehine olan Protokol hükümlerinin uygulanmasını istediği kabul edilerek, 2020 yılı Protokolü'nün yukarıda bahsi geçen tüm hükümlerinin değerlendirilmek suretiyle hasta bazında cezai işlemlerin yerinde olup olmadığının belirlenmesi ve cezai işlem uygulanması kanaatine varılan reçeteler yönünden yeniden belirlenecek ceza miktarı üzerinden karar verilmesi gerekirken, sonraki Protokol hükümleri dikkate alınmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçlarından açılan ceza davası sonucunda, Yozgat Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2014 tarihli kararı ile beraatine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesi sonucu 17.12.2020 tarihinde onanarak kesinleştiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli 30.09.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre; davalı Kurumun eczanelerle yaptığı İlaç Teminine İlişkin 2009 ve 2012 yılı Protokollerinde reçete içeriklerinin “hastaya” ve “hasta yakınına” teslim edilebileceği, 2016 ve sonrası Protokollerde ise “hasta yakını” ibaresinin “ilacı alan” olarak değiştirilmiş olduğu, eczacı ve eczane çalışanlarının dahi hasta adına ilacı alan kişi olabileceği, bu şahısların ilacı alan kişiler olamayacağına dair bir kısıtlamanın ilgili Protokolde yer almadığı, davalı Kurum tarafından dava konusu 37 adet reçetenin arkasında bulunan imzanın kime ait olduğu yönünde Emniyet Müdürlüğü Kriminal Şubeden, Adli Tıp Kurumundan ve kesinleşmiş ceza davasından alınmış herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, hastaların o anki durumu ve eczaneye geliş gidiş imkanının olup olmadığının bilinememesi, eczanelerin reçetenin gerçek bir teşhis veya tedaviye dayanıp dayanmadığını bilebilecek durumda olmaması, eczacının sorumluluğunun reçeteleri Medula sisteminden sorgulayarak, hasta ya da ilaçları teslim alan kişinin adını, soyadını ve T.C. kimlik numarasını Medula sistemine girmekle sona erdiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun 15.06.2011 tarihli yazısıyla davacı hakkında uygulanan sözleşmenin 2 yıl süreyle feshi işlemi ile 81.573,32 TL cezai şartın tahsili işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.