V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları ancak içerik itibariyle aynı nitelikteki dilekçeleriyle; davacı ...'ın olay öncesinde otizmli olduğunu, dosyada alınan raporlardan 4 tanesi müvekkiller lehineyken alınan son raporun aleyhe olduğunu, bozma sonra alınan raporlar çeliştiği halde tekrar rapor alınmadan karar verildiğini, her ne kadar raporda lokal anestezi toksisitesinden bahsedilmişse de olayda küçüğe genel anestezi altında müdahale edilmiş olup lokal anestezik madde kullanılmadığını, 2010 yılında alınan sağlık kurulu raporunda yazılı %98 engel oranı üzerinden hesaplama yapıldığını ancak raporda ...'ın %98 engelli olduğu ifade edilse de bu engelin %80'lik kısmının otizm kaynaklı olduğunun da belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bu durumda meydana gelen komplikasyon nedeniyle en fazla %18 engel oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, ayrıca günümüz itibariyle ...'ın engelli durumda olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişler, davalı ... vekili ek olarak; atipik otizmli bireylerin ortalama yaşam sürelerinin kısa olup TRH 2010 tablosunda yer alan sürelerin dikkate alınamayacağını, ayrıca atipik otizmlilerin bir işte çalışması mümkün olduğundan bu hususun da değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca davacı ... için hükmedilen bakıcı giderini kabul etmediklerini ileri sürmüş, davalı şirket vekili ek olarak; meydana gelen komplikasyon nedeniyle şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, şirketin kusuru tespit edilmeden karar verildiğini, şirketin müteselsil sorumlu kabul edilemeyeceğini, aktüer raporunda 2023 yılı asgari ücreti üzerinden hesap yapılmasına rağmen dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yanlış olduğunu, hastanın ömür boyu bakıma muhtaç olmadığını, ıslah edilen kısma dava tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
1.Mahkemece bozma ilamından sonra dosyaya alınan 09.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; malign hipertermi durumunun ortaya çıkmasında ve hastanın tedavisi ile ilgili yapılanlar konusunda davalıların bir kusuru olmadığının ifade edildiği, itiraz üzerine düzenlenen ve hükme esas alınan 23.12.2022 tarihli heyet raporunda ise bu kez; diş çekimi ve dolgu girişimlerinde toplam 8 diş için mutlak lokal anestezik kullanma zorunluluğu olduğu, ancak diş hekiminin uyguladığı lokal anestezik ajanın ismi, miktarı ve uygulama zamanının anestezi takip çizelgesinde belirtilmediği, gelişen kas rigiditesi ve konvülsiyonların tipik lokal anestezik ajanın santral toksisitesine bağlı gelişen komplikasyon olduğu, olguya diş hekimi tarafından yapılan lokal anestezik rutin uygulamada anestezi formuna kaydedilmemesi nedeni ile gelişen komplikasyonun aydınlatılmasının net sağlanamadığı, çocuk yoğun bakım takibinde ileri düzey idrar tetkikinde "... idrarda tanımlanamayan madde" saptandığını ancak bu maddenin analizine gidilmediği, bu maddenin kullanılan lokal anestezik olma olasılığı bulunduğu, malign hipertermide görülen karbondioksit yüksekliği (malign hipetermide high değere çıkmaktadır), cilt rengi değişikliği, hipoksi, çok yüksek değerlere varan ateş yüksekliği ve şiddetli asidozun mortal seyredeceği, bunların hiçbirinin bu olguda gelişmediği, kesin tanı için kas biopsisi halotan kafein testi ve malin hipertermi gen çalışmasının yapılmadığı, bu nedenle malign hiperterminin ekarte edildiği, sonuç olarak; olgunun lokal anestezik toksisitesi komplikasyonu olduğu, bu santral sinir sistemi komplikasyonun gelişiminin önlenemeyeceği ancak komplikasyonun tanınması ve zamanında gerekli müdahalesinde lokal anestezi uygulayan cerrahın kullandığı lokal anestezik türü, miktarı ve uygulama zamanının ekibe bildirilmemesi, bilgi ve donanım eksikliği nedeni ile gelişen komplikasyonun tanı ve tedavisinde anestezistin ve sonraki süreçte yataklı tedavi kurumundaki takip ve tedavilerinde yetersizliğe neden olmuş olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişler, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozma ilamından sonra alınan ve yukarıda özetlenen raporların ilkinde davacıda meydana gelen durumun malign hipertermi olduğu ve komplikasyon niteliğinde bulunduğu, davalılara kusur atfedilemeyeceği bildirilmesine rağmen hükme esas alınan raporda bu kez gelişen komplikasyonun lokal anesteziye bağlı gelişmiş olabileceğinin bildirildiği, ancak hükme esas alınan raporda ''idrarda tespit edilemeyen maddenin lokal anestezik olma olasılığı bulunduğu'' gerekçesiyle ve davalıların bu maddenin türünü, miktarını anestezi formuna kaydetmemeleri nedeniyle sorumlu olduklarının belirtildiği, raporların birbiriyle çeliştiği anlaşılmakla çelişkiyi giderir nitelikte konusunda uzman, Üniversitelerde görevli öğretim üyesi bilirkişilerden (içerisinde anestezi uzmanı ve çocuk diş hekimi uzmanı mevcut olan) oluşan yeni bir heyetten davacıda ortaya çıkan durumun davalılarca uygulanan işlemlerden kaynaklı ortaya çıkıp çıkmadığı, komplikasyon niteliğinde bulunup bulunmadığı ve davalılara kusur atfedilip atfedilemeyeceği yönünden rapor alınması, bu sırada davalıların davacı hastaya işlem uygulanması sırasında lokal anestezi kullanmadıklarını bildirdikleri, bu nedenle anestezi formunda yer almadığını savundukları hususlarının da dikkate alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
2. Kabule göre de davalıların kusurlu olduğunun tespit edilmesi durumunda davacı ...'ın maluliyetinin belirlenmesi için davalıların da itirazlarını karşılayacak nitelikte yeni bir rapor alınması ve davalıların zamanaşımı itirazının gerekçeli olarak değerlendirilmesi gerekirken, yeni bir rapor alınmamış olması ve zamanaşımı itirazının reddinin gerekçelendirilmemesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
3. Bozma nedenlerine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.