A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarihli ve 2016/6547 Esas, 2019/1373 Karar sayılı kararıyla; 135 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hüküm onanmış, 124 ada 1, 2, 3, ve 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik yapılan araştırmanın eksik olduğu belirtilerek hava fotoğraflarından ve komşu parsel tutanak ve dayanaklarından da yararlanılmak sureti ile taşınmazlarla ilgili mera ve zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.2020 tarih ve 2020/112 Esas, 2020/170 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın 2017 tarihi itibariyle Uşak ili, Merkez ilçesine tescilli olduğu belirtilerek yetkisizlik kararı verilmiş, dosya Uşak Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Uşak 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... tarafından dayanak konusu yapılan 1937 yılına ait 79 tahrir numaralı vergi kaydının üç yönü itibariyle 125 ada 1 parsele uyduğu, mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın en evvelinden beridir mera olarak hayvan otlatılmak amacıyla kullanıldığı, üzerinde tarımsal faaliyet yürütüldüğüne ilişkin emareye rastlanmadığı, toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından değerlendirildiğinde taşınmazın mera vasfını taşıdığı, ziraat bilirkişi heyetince de bu yönde değerlendirme yapıldığı ve bu hususun hava fotoğrafları ile de desteklendiği, 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın köy yerleşim alanı içerisinde bulunduğu, etrafında köylülere ait damların ve cami yerleşkesinin bulunduğu, üzerinde uzun süredir tarımsal faaliyet yürütüldüğüne ilişkin iz ve emarelerin bulunduğu, toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından komşu mera parseli ile ayrıldığı, üzerinde kendiliğinden biten ve boylanabilen çayır vasıflı bitki örtüsünün ve davalılar tarafından dikildiği anlaşılan meyve ağaçlarının bulunduğu, davalılar tarafından uzun süredir ve halihazırda mevsimlik sebze ekilip-dikilmek suretiyle kullanıldığı, mera parseli ile arasında yüksek kot farkı ile oluşan doğal sınır ile insan eli ile oluşturulmuş ve halk arasında "harım" adı verilen dikenli yapı ile ayrıldığı, davalıların dayanağı olan 1937 yılına ait 113 tahrir numaralı arazi kaydının mevkisi, vasfı ve üç hududu itibariyle taşınmaza uyduğu, hava fotoğraflarının yorumlanmasına ilişkin bilirkişi raporundan da taşınmazın uzun yıllardır tarımsal faaliyet amacıyla kullanıldığının anlaşıldığı, taşınmazın mera vasıflı olmadığı, meradan açılmak suretiyle de oluşturulmadığı; 124 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili yapılan değerlendirme neticesinde taşınmazın köy yerleşim alanı içerisinde bulunduğu, etrafında köylülere ait damların ve cami yerleşkesinin bulunduğu, üzerinde uzun süredir tarımsal faaliyet yürütüldüğüne ilişkin iz ve emarelerin bulunduğu, toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından komşu mera parseli ile ayrıldığı, üzerinde kendiliğinden biten ve boylanabilen çayır vasıflı bitki örtüsünün bulunduğu, davalılar tarafından uzun süredir ve halihazırda mevsimlik sebze ekilip-dikilmek suretiyle kullanıldığı, mera parseli ile arasında yüksek kot farkı ile oluşan doğal sınır ile insan eli ile oluşturulmuş ve halk arasında "harım" adı verilen dikenli yapı ile ayrıldığı, davalıların dayanağı olan 1937 yılına ait 110 tahrir numaralı arazi kaydının taşınmazın kuzey kısmına mevkisi, vasfı ve üç hududu itibariyle uyduğu, yine davalılar tarafından dayanak yapılan 22.03.1969 tarihli harici satış senedinin de mevkisi, vasfı ve hudutları itibariyle dava konusu taşınmazın güney kısmına uyduğu, hava fotoğraflarının yorumlanmasına ilişkin bilirkişi raporundan da taşınmazın uzun yıllardır tarımsal faaliyet amacıyla kullanıldığının anlaşıldığı, taşınmazın mera vasıflı olmadığı, meradan açılmak suretiyle de oluşturulmadığı, 124 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili yapılan değerlendirme neticesinde taşınmazlar ile mera parseli olan 1 parsel sayılı taşınmaz arasında yapay ya da doğal ayırt edici sınırın bulunmadığı, taşınmazların mera parseli ile aynı bitki örtüsü ve toprak yapısına sahip genel olarak kayalık vaziyette olduğu, taşınmazlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde bir tarafının kadastral yol, üç tarafının ise mera parseli ile çevrili olduğu, üzerinde tarımsal faaliyet yürütüldüğüne ilişkin emareye rastlanmadığı, taşınmazlar üzerinde ev ve müştemilatlarından oluşan yapıların bulunduğu ve bu yapıların uzun süre önce tespit ve tapu sahibi davalılar ve murisleri tarafından yapıldığı mahalli bilirkişi beyanları ve hava fotoğraflarından anlaşılsa da, bu yapıların meradan açılmak suretiyle inşa edildiği, davalıların taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerinin ekonomik amaca uygun olmadığı, 124 ada 5 parsel sayılı mera vasıflı taşınmaza uygulanan 79 tahrir numaralı vergi kaydının bu taşınmazları da içine aldığı, mera parseli ile vergi kaydının kuzey hududunu oluşturan "damlar"ın aradaki kadastral yol ile ayrıldığı, taşınmazların meradan açılmak suretiyle kazanıldığı gerekçesi ile 135 ada 2 parsel ve 124 ada 5 parsele ilişkin Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/289 Esas 2014/234 karar sayılı ilamı ile verilen hükmün Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2016/6547 Esas 2019/1373 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve kararın bu parseller yönünden kesinleştiği anlaşılmakla, iş bu taşınmazlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına; 124 ada 1 parsel ve 2 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın reddine; 124 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın kabulü ile bu taşınmazlara ilişkin tapu kaydının iptaline ve taşınmazların mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiştir.