V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar ... ve ... vekilleri temyiz dilekçelerinde; davalıların tapu kaydına güvenerek taşınmazları devraldıklarını, bedellerini de ödediklerini, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduklarını, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemişlerdir.
2. Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, ceza yargılamasının kesinleşmesinin beklenmediğini, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, mahkeme dosyaları ve müfettiş raporları yeterince incelenmeden karar verildiğini, davalı ...'nin kolluktaki ifadesinin baskı altında alındığını, satışların gerçek olduğunu, davalıların önceye dayalı olarak birbirlerini tanımadıklarını belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
3. Fer'i müdahil ... A.Ş. vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davaya ilişkin harcın eksik ödendiğini, dava konusu 1472 parsel sayılı taşınmaza ipoteğin tesis tarihi itibarıyla tapu kaydında herhangi bir şerh bulunmadığını, tapuya güven ilkesine istinaden işlem yapıldığını, davalının iyiniyetinin korunmasını teminen ipoteğin devamının gerektiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılar ... ve ... dava dışı 2287 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını 17.11.2015 tarihinde dava dışı ...'a satış suretiyle temlik ettikleri, davacıların yarı yarıya paydaşı oldukları dava konusu 508, 511, 518 ve 1472 parsel sayılı taşınmazların da aynı akitle davalı ...'ye satış yoluyla temlik edildiği, davalı ...'nin kendi adına asaleten, dava dışı ... adına vekaleten işlem yaptığı, davacıların ise işleme bizzat katıldıkları, davalı ...'nin 518 parsel sayılı taşınmazı 11.01.2016 tarihinde diğer davalı ...'ye; 508 ve 1472 parsel sayılı taşınmazları 11.01.2016 tarihinde, 511 parsel sayılı taşınmazı ise 09.12.2015 tarihinde öteki davalı ...'a devrettiği, 14.01.2016 tarihinde fer'i müdahil ... A.Ş. lehine 1472 parsel üzerine 1. dereceden 3.500.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiği; davacılar tarafından eldeki davada ileri sürülen iddialar ile Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulması sonucu davalılar ve dava dışı tapu memuru ... ... hakkında ceza yargılamasının yapıldığı Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2022 tarihli ve 2019/432 Esas, 2022/467 Karar sayılı kararıyla sanıklar ... ve ... ...'in dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine, sanıklar ... ve ...'nin nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair yeterli, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatlerine karar verildiği, kararın katılanlar ile sanıklar ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 13.03.2024 tarihli ve 2022/3429 Esas, 2024/839 Karar sayılı kararıyla, katılanların sanık ... hakkındaki istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, kararın 13.03.2024 tarihinde kesinleştiği, sanık ... hakkındaki istinaf başvurularının kabulü ile sanığın suç eşyasını bilerek satın almak veya kabul etmek suçunu işlediğinin sabit olduğu, bu nedenle beraat kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle hükmün sanık ... bakımından bozulduğu, sanıklar ... ve ... yönünden ise istinaf başvurusunun kabulü ile sanıkların eylemlerinin resmi belgede sahtecilik suçunu da oluşturduğu gerekçesi ile hükmün bozulduğu, dosyanın Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/258 Esasına kaydedildiği, davalı tarafından eldeki dosyaya temyiz aşamasında ibraz edilen son duruşma zaptından Ağır Ceza Mahkemesince 26.02.2025 tarihinde sanık ... hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, sanıklar ... ve ...'ın ise Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... A.Ş. vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; adı geçenler katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuş olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 348/1 hükmü gereğince, karşı (aleyhine temyiz olunan) taraf hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile, temyiz dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde vereceği cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde de bulunabilir. Buna katılma yolu ile temyiz denilmektedir. Eldeki dosyada, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların davası kabul edilmiş olup hüküm, davalılar ... ve ... vekilleri tarafından davacılar aleyhine temyiz edilmiştir. Davalılar ... ve ...'nin temyiz dilekçeleri karşı taraf olan davacılara tebliğ edilmiş ancak yine davalı konumunda olan ...'ye ve davalı yanında davaya fer'i müdahil olarak katılan ...Ş.'ye tebliğ edilmediği halde davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... A.Ş. vekili, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işleyen yasal temyiz süreleri geçtikten sonra davacılar lehine verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek ve temyiz eden diğer davalıların temyizlerine katılmak suretiyle hükmü temyiz etmişlerdir.
Ne var ki; somut uyuşmazlıkta, ... ve ... A.Ş. ile ... ve ...
"davalı" konumunda olup birbirleri aleyhine temyiz talepleri olmadığına, bir başka ifade ile birbirlerine göre "karşı taraf" konumunda bulunmadıklarına göre, davalı ... ile davalı yanında davaya katılan fer'i müdahil ... A.Ş.'nin diğer davalılar ... ve ...'nin temyizlerine cevap ve dolayısıyla katılma yoluyla temyiz hakları bulunmadığından, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... A.Ş. vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçeleri reddedilmiştir.
Öte yandan; her ne kadar davacılar vekili 29.04.2024 tarihli beyan dilekçesi ile, dava dilekçesinde yer almayan Maliye Hazinesini 24.02.2016 tarihli dilekçeleri ile taraf olarak davaya dahil ettiklerini ancak bu husus göz ardı edilerek Hazinenin gerekçeli karar başlığında davalı olarak yer almamasının hatalı olduğunu ileri sürerek Hazinenin gerekçeli karara davalı sıfatı ile eklenmesini talep etmiş ise de eldeki davada Hazine aleyhine usulünce açılmış bir dava bulunmadığı, dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceği gözetilerek davacılar vekilinin yerinde görülmeyen talebi reddedilmiştir.